Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/14355 E. 2024/6834 K.

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/14355
Karar No
2024/6834
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2016/3 E., 2021/33 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; K A R A R 1983 yılında yapılan kadastro sırasında .. ili .. ilçesi .. köyü 500, 503, 514, 526 ve 542 parsel sayılı sırasıyla 514 m², 1.245 m², 7.771 m², 7.980 m² ve 1.593 m² yüzölçümlü, tarla vasfındaki, 510 parsel sayılı 3.020 m² yüzölçümlü, kargir ev ve tarla vasfındaki ve 517 parsel sayılı 344 m² yüzölçümlü, bahçe vasfındaki taşınmazlar .. oğlu ... mirasçıları adına; 501, 507, 516, 521 ve 522 parsel sayılı sırasıyla 702 m², 2.080 m², 3.634 m², 7.240 m² ve 897 m² yüzölçümlü, tarla vasfındaki; 512 parsel sayılı 349 m² yüzölçümlü, kargir ev ve tarla vasfındaki ve 518 parsel sayılı 194 m² yüzölçümlü, bahçe vasfındaki taşınmazlar ... adına; 502, 509, 523 ve 524 parsel sayılı sırasıyla 727 m², 5.398 m², 1.303 m² ve 7.300 m² yüzölçümlü, tarla vasfındaki; 511 parsel sayılı 724 m² yüzölçümlü, ahşap ev ve tarla vasfındaki taşınmazlar ... adına; 504, 508, 519 ve 525 parsel sayılı sırasıyla 1.334 m², 6.720 m², 4.509 m² ve 6.700 m² yüzölçümlü, tarla vasfındaki ve 513 parsel sayılı 4.522 m² yüzölçümlü, ahşap ev ve tarla vasfındaki taşınmazlar ... adına; 515 parsel sayılı 3.855 m² yüzölçümlü, tarla vasfındaki taşınmaz ... adına; 520 parsel sayılı 6.740 m² yüzölçümlü, tarla vasfındaki taşınmaz ... adına tapu kaydına, paylaşmaya, zilyetliğe ve satın almaya dayanılarak tespit edilmiştir. İtirazı komisyonca reddedilen davacı Hazine, Koldere köyü 500 parsel sayılı taşınmazın Hazineye ait olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Vakıflar Bölge Müdürlüğü vekili 03.07.1987 tarihli .. ili .. ilçesi .. köyü 500, 502, 507, 509, 511, 513, 515, 516, 517, 518, 520, 521, 522, 523 ve 524 parsel sayılı taşınmazların davalı oldukları dosyalara sunduğu ortak müdahale dilekçesiyle, taşınmazların .. .. Paşa Vakfına ait olduğunu, davalılar adına yapılan tespitinin yasal dayağının bulunmadığını, vakıf malları üzerinde kazandırıcı zamanaşımın bulunamayacağını iddia ederek, taşınmazların tespitinin iptali ile Süleyman Paşa Vakfı adına tapuya kayıt ve tescili talebinde bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesince davanın reddine, taşınmazların davalı taraf adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 16.04.1990 tarihli ve 1990/3555 Esas, 1990/4775 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 16.04.1990 tarihli ve 1990/3555 Esas, 1990/4775 Karar sayılı kararında özetle; "Davalı tarafın dayandığı Mayıs, 1294 gün ve 312 sayılı tarafları ırmak, dere ve uçuk sınırlı bir dönüm karşılığı 919 m2 yüzölçümlü tapu kaydının genişletilebilir sınırlı olması nedeni ile, dere ve ırmak sınırının esas alınması sureti ile yüzölçümüne göre kapsamın belirlenmesi gerektiği, bu itibarla; tapu kaydının 919 m2 yüzölçümündeki taşınmaz dışındaki kalan parselleri kapsamayacağı, diğer yandan; orman sınırlandırma haritasının uygulanması ve orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi konusunda bilgisine başvurulan bilirkişinin raporunda sınırlandırma haritasının hangi poligon noktalarından yararlanılarak uygulandığı belirtilmediği için sağlıksız olduğu gibi, taşınmazın orman olmadığı yönündeki mütalaasınında gerekçeden yoksun olduğu, dosya içerisinde orman kadastrosuna ait sınırlandırma haritası ve tutanağı bulunmadığından, bu raporun denetlenme olanağının da bulunmadığı, o halde, mahkemece, dava konusu taşınmazların biri hakkında verilecek hüküm diğerini etkileyeceğinden usûlün 45/3. maddesi gereğince dava dosyalarının tevhit edilmesi, Orman İdaresinden orman kadastrosuna ait harita ve bu haritanın dayanağını oluşturan tutanağının getirtirilmesi, orman kadastro işlemi bölgede tapulama tespitinden sonra yapılmış ise; bu davanın varlığın bu taşınmazların sınırları yönünden orman sınırlandırma işleminin kesinleşmesini önleyeceğinin gözönünde tutulması, tespitten önce kesinleşmiş orman kadastrosu var ise, buna ait harita ve tutanağı getittirip yerel bilirkişi aracılığıyla orman mühendisi bilirkişi huzuru ile doğa ve yapay sınırla poligon noktaları belirlenmek sureti ile uygulanması, uygulamanın ne şekilde yapıldığını açıklar şekilde bilirkişiden açıklamalı ve haritalı rapor alınması ve orman sınırlandırma tutanağında dava konusu olan yerlerin öncesinin orman olup, bu niteliği yitirdiğinden dolayı orman sınırı dışında bırakılıp bırakılmadığının araştırılması, öyle ise, tahditten önce orman olan bu yerdeki zilliyetliğin iktisap sağlanmayacağı ve tahdidin yapıldığı tarihten tespit gününe kadar iktisapa yeterli yirmi yıllık sürenin gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi, kadastro yapılmamış ise bilimsel alanda görev yapan üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla tapu kaydının kapsamı belirlenip, kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden 6831 sayılı Orman Kanununun 1.maddesi hükmünce orman araştırması yapılması" gereğine değinilmiştir. Yargıtay bozma ilamı sonrası aynı hukuki sebebe dayanarak davacı Hazine tarafından .. ili .. ilçesi .. köyü 501, 502, 503, 504, 507, 508, 509, 510, 511, 512, 513, 514, 515, 516, 517, 518, 519, 520, 521, 522, 523, 524, 525, 526 ve 542 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak açılan davaların yürütüldüğü Mahkemenin 1990/ 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 160 ve 255 Esas sayılı dosyalar eldeki dava ile birleştirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda, davacı Hazine tarafından açılan davanın kısmen kabulüne; dava konusu 500, 501, 502, 503, 504, 507, 508, 509, 510, 511, 513 ve 542 parsel sayılı taşınmazların tespitinin iptali ile, 500, 501, 502, 503, 504, 507, 508 ve 509 parsel sayılı taşınmazların orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu 510 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi ...'un 08.05.2013 tarihli rapor ve krokisinde, (A) harfi ile işaretli 2.898,48 m²'lik kısmın ifrazı ile aynı son parsel numarası verilerek orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın (B) harfi işaretli 97,67 m²'lik kısmın tespit gibi kargir ev ve tarla vasfı ile ... oğlu ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu 511 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi ...'un 08.05.2013 tarihli rapor ve krokisinde, (A) harfi ile işaretli 543,91 m²'lik kısmın ifrazı ile aynı son parsel numarası verilerek orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın (B) harfi işaretli 168,11 m²'lik kısmın tespit gibi ahşap ev ve tarla vasfı ile ... adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu 513 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi ...'un 08.05.2013 tarihli rapor ve krokisinde, (A) harfi ile işaretli 3.006,64 m²'lik kısmın ifrazı ile aynı son parsel numarası verilerek orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın (B) harfi işaretli 1.550,22 m²'lik kısmı tespit gibi ahşap ev ve tarla vasfı ile ... adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu 542 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi ...'un 08.05.2013 tarihli rapor ve krokisinde, (A) harfi ile işaretli 125,76 m²'lik kısım ile, (B2) harfi ile işaretli 555,97 m²'lik kısımların aynı ada son parsel numarası verilerek orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın (B1) harfi işaretli 962,96 m²'lik kısmın tespit gibi tarla vasfı ile ... Oğlu ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu 512, 514, 515, 516, 517, 518, 519, 520, 521, 522, 523, 524, 525, 526 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi davalılar adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili ve asli müdahil Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 09.09.2014 tarihli ve 2014/3846 Esas, 2014/7413 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur. Yargıtay bozma ilamında özetle; "Vakıflar Genel Müdürlüğünün 500, 502, 507, 509, 511, 513, 515, 516, 517, 518, 520, 521, 522, 523 ve 524 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin davalarının mahkemenin 1990 tarihli kararları ile reddine karar verildiği, bu hükümler aslî müdahil Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilmediğinden, davaların aslî müdahil Vakıflar Genel Müdürlüğü yönünden kesinleşmiş olduğu anlaşılmakla, aslî müdahil Vakıflar Genel Müdürlüğünün temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerektiği, davacı Hazinenin 512, 517, 518, 522 ve 523 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazları bakımından; incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazların orman tahdidi dışında kalan yerlerden olduğu, eski tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada ise taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu ve adına tescil kararı verilen kişiler yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı Hazinenin çekişmeli Koldere Köyü 510, 511 ve 513 parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile işaretli, 542 parsel sayılı taşınmazın (B1) ile işaretli kısımlarına yönelik temyiz itirazları bakımından; dava konusu taşınmazların temyiz edilen bölümlerinin orman tahdidi dışında kaldığı, evveliyatı itibariyle de orman sayılmayan yerlerden olduğu ve adına tescil kararı verilen kişiler yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlendiğine göre, davacı Hazinenin esasa ilişkin temyiz itirazlarının olmadığı, ancak, taşınmazların orman sayılan ve sayılmayan bölümlerinin yüzölçümü toplamının, taşınmazların kadastro tesbiti ile belirlenen yüzölçümüyle uyumlu olmadığı, mahkemece, bu çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının yerinde olmadığı, davacı Hazinenin 514, 515, 516, 519, 520, 521, 524, 525 ve 526 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazları bakımından; yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya yeterli olmadığı, hükme esas alınan 25.04.2013 tarihli uzman orman bilirkişi kurulu raporuna ekli memleket haritasında çekişmeli taşınmazların kumluk işaretli bölümde kaldığı, dereye bitişik olduğu ve Hazine davada taraf olarak yer aldığı dikkate alındığında jeolog bilirkişiden alınan raporun taşınmazların aktif dere yatağı olup olmadığını belirlemede yeterli olmadığı gibi, dosya kapsamında yapılan inceleme ve araştırma gerçek kişiler yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilmesinde de yetersiz olduğu, dava konusu taşınmazlar dereye bitişik olduğundan zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığına ilişkin jeolog bilirkişinden yeterli rapor alınmadığı, eski ve yeni hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan elde edilmiş memleket haritaları ile topoğrafik fotogrametri yöntemiyle düzenlenmiş kadastro paftası örneği getirtilerek uygulanıp taşınmazların niteliği ile konumu ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadıklarının saptanmadığı açıklanarak, 510, 511 ve 513 parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile işaretli, 542 parsel sayılı taşınmazın (B1) ile işaretli kısımlarına yönelik olarak, dosyanın hükme esas alınan fen bilirkişisine verilerek taşınmazların orman sayılan ve sayılmayan bölümlerinin yüzölçümü toplamının, taşınmazların kadastro tesbiti ile belirlenen yüzölçümüyle uyumlu olmama nedeni ve şayet taşınmazların kadastro tesbiti ile belirlenen yüzölçümü değerleri hatalı ise, bu hususu nedenleriyle açıklayacak şekilde veya kadastro tespiti ile belirlenen yüzölçümü değerleri hatalı değil ise, taşınmazların orman sayılan ve sayılmayan bölümlerinin taşınmazların kadastro tespiti ile belirlenen toplam yüzölçümü değerleri ile uyuşacak şekilde (yani orman sayılan ve sayılmayan bölümlerinin toplamının, taşınmazların kadastro tespiti ile belirlenen yüzölçümünü verecek şekilde) açıklamalı ek rapor alınması, mahkeme hükmünün sadece davacı Hazine tarafından temyiz edilmesi nedeniyle, hüküm ile Hazine adına tesciline karar verilen bölümler yönünden Hazine yararına usûlî kazanılmış hak oluşacağı dikkate alınarak, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması, 514, 515, 516, 519, 520, 521, 524, 525 ve 526 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile dava tarihinden 15-20 yıl önce çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir harita-kadastro (jeodezi ve fotogrametri) mühendisi ve bir jeolog bilirkişiden oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde yeniden keşif yapılarak yerel bilirkişi yanında varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; dava konusu taşınmazlar ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yerler ve çevresi belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazların niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü belirlenmeli, taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı, zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği, sel basması nedeniyle zilyetliğin kesintiye uğrayıp uğramadığı, bu durumun ne kadar sürdüğü, en son olarak taşınmazlarda taşkın yaşanmasının üzerinden ne kadar süre geçtiği gibi hususlar yerel bilirkişi yanında varsa zilyetlik tanıklarına sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; jeolog bilirkişi, tarım uzmanı bilirkişi ve fen bilirkişisine ortak rapor düzenlettirilerek taşınmazların önceden ya da halen aktif dere yatağı olup olmadığı, taşkın tehdidi altında bulunup bulunmadığı, suyun en yüksek seviyede olduğu zamandaki hali belirlenmeli, toprak yapısı, bitki örtüsü ve eğim durumu itibarıyla ekonomik amacına uygun zilyetliğin sürdürülüp sürdürülemeyeceği, üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi gibi hususlarının ayrıntılı ve açık bir şekilde açıklattırılmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması" gereğine değinilerek, asli müdahil Vakıflar Genel Müdürlüğünün temyiz dilekçesinin reddine, 512, 517, 518, 522 ve 523 parsel sayılı taşınmazlara yönelik kurulan usûl ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına, 510, 511 ve 513 parsel sayılı taşınmazların (B) harfi ile işaretli, 542 parsel sayılı taşınmazın (B1) ile işaretli kısımlarına ve 514, 515, 516, 519, 520, 521, 524, 525 ve 526 parsel sayılı taşınmazların tamamına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda, dava konusu 510, 511 ve 513 parsel sayılı taşınmazların (B) harfi ile işaretli, 542 parsel sayılı taşınmazın (B1) ile işaretli kısımlarına ilişkin olarak Kadastro Müdürlüğünce yapılan yenileme çalışmalarında sırasıyla, 114 ada 1 parsel 114 ada 8 parsel 114 ada 10 parsel ve 114 ada 13 parsel numaralarını aldıkları, bozma doğrultusunda yüzölçümlerinin kontrolünün bilirkişilerce sağlandığı, şuan ki yüzölçümü ile gerek 2013 yılında alınan rapordaki gerekse önceki karardaki yüzölçümlerinin tutmayacağı, bunun sebebinin ise 2017 yılında yapılan ve herhangi bir itiraza konu olmayarak kesinleşen Kadastro Kanunu çerçevesinde yapılan uygulama kadastrosu olduğu, son teknoloji ile yapılan ölçümlerle hesaplama hatalarının giderildiği, 514, 515, 516, 519, 520, 521, 524, 525 ve 526 parseller yönünden ise; hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca taşınmazlardan 102 ada 1 parsel ile 102 ada 5 parselin bazı kısımlarının aktif ırmak yatağında olduğunu, 101 ada 1 parsel ile 102 ada 5, 102 ada 6, 102 ada 7, 102 ada 8, 102 ada 9 parsellerin bazı kısımların ise servis yolunda kaldığı, aktif dere yatağı niteliğindeki taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacakları, bu taşınmazların zilyetlikle edinilemeyecekleri, aradaki bağlantıyı sağlayan ve tarıma elverişli olmayan kısımların yol olarak terkinine karar vermek gerektiği, kalam bölümler açısından ise taşınmazların davalıların kök murisi ... ...'tan kaldığı, mirasçıları arasında taksim edildiği, kullanıcıları arasında nizanın olmadığı, taksime uygun olarak kullanıldığı, zilyetliğin dava tarihi itibarıyla 20 yılı aşan zilyetlik olduğu gerekçesi ile, davacı Hazine vekili tarafından açılan davanın kısmen kabul, kısmen reddine, dava konusu 114 ada 1, 8, 10, 13 parsel ile 102 ada 2, 1, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanaklarının iptali ile, 114 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 85,99 m² yüzölçümü ile fındık bahçesi vasfı ile ... ... mirasçıları adına miras payları oranında tespit ve tapuya kayıt ve tesciline, 114 ada 8 parsel sayılı taşınmazın 160,73 m²'lik yüzölçümü ile ahşap ev ve tarla vasfı ile ölü ... oğlu, l946 doğumlu, ölü ... mirasçıları adına miras payları oranında tespit ve tapuya kayıt ve tesciline, 114 ada 10 parsel sayılı taşınmaz 1.503,96 m² yüzölçümü ile fındık bahçesi vasfı ile ... adına tespit ve tapuya kayıt ve tesciline, 114 ada 13 parsel sayılı taşınmaz 1.000,57 m² yüzölçümü ile ev ve bahçe vasfı ile ... ... mirasçıları adına miras payları oranında tespit ve tapuya kayıt ve tesciline, 102 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 6.274,77 m² yüzölçümü ile tarla vasfı ile ... ... mirasçıları adına miras payları oranında tespit ve tapuya kayıt ve tesciline, beyanlar hanesinin tespit tutanağı gibi tapu siciline şerh düşürülmesine, 102 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 14.11.2019 havale tarihli bilirkişi ek raporlarında sunulan krokide; (1C) ile sembolize edilen 182,71 m²'lik kısmın aktif dere yatağı olması nedeniyle tescil harici yer olarak tespitine, aynı korkide (1B) ile sembolize edilen 335,89 m²'lik kısmın yol olarak terkinine, aynı krokide geriye kalan ve (1A) ile sembolize edilen 3.677,16 m²'lik kısmın ise, tarla vasfı ... mirasçıları adına miras payları oranında tespit ve tapuya kayıt ve tesciline, 102 ada 3 parsel sayılı taşınmazın, 4.479,13 m² yüzölçümü ile tarla vasfı ile ... mirasçıları adına miras payları oranında tespit ve tapuya kayıt ve tesciline, 102 ada 4 parsel sayılı taşınmazın, 5.025,00 m² yüzölçümü ile tarla vasfı ile ... adına tespit ve tapuya kayıt ve tesciline, 102 ada 5 parsel sayılı taşınmazın 14.11.2019 havale tarihli bilirkişi ek raporlarında sunulan krokide; (5C) ile sembolize edilen 38,78 m²'lik kısmın aktif dere yatağı olması nedeniyle tescil harici yer olarak tespitine, aynı krokide (5B) ile sembolize edilen 120,34 m²'lik kısmın yol olarak terkinine, aynı krokide 102 ada 5 parselde geriye kalan toplam 6.937,45 m²'lik kısmın ise, tarla vasfı ile ... mirasçıları adına miras payları oranında tespit ve tapuya kayıt ve tesciline, 102 ada 6 parsel sayılı taşınmazın 14.11.2019 havale tarihli bilirkişi ek raporlarında sunulan krokide (6B) ile sembolize edilen 104,08 m²'lik kısmın yol olarak terkinine, aynı krokide 102 ada 6 parselde geriye kalan toplam 5.868,49 m²'lik kısmın ise, tarla vasfı ile ... mirasçıları adına miras payları oranında tespit ve tapuya kayıt ve tesciline, 102 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 14.11.2019 havale tarihli bilirkişi ek raporlarında sunulan krokide; (7B) ile sembolize edilen 42,19 m²'lik kısmın yol olarak terkinine, aynı krokide 102 ada 7 parselde geriye kalan, toplam 7.604,05 m²'lik kısmın ise tarla vasfı ile ... mirasçıları adına miras payları oranında tespit ve tapuya kayıt ve tesciline, 102 ada 8 parsel sayılı taşınmazın, 14.11.2019 havale tarihli bilirkişi ek raporlarında sunulan krokide (8B) ile sembolize edilen 80,39 m²'lik kısmın yol olarak terkinine, aynı krokide 102 ada 8 parselde geriye kalan, toplam 6.704,7 m²'lik kısmın ise ise tarla vasfı ile ... adına tespit ve tapuya kayıt ve tesciline, 102 ada 9 parsel sayılı taşınmazın 14.11.2019 havale tarihli bilirkişi ek raporlarında sunulan krokide (9B) ile sembolize edilen 132,69 m²'lik kısmın yol olarak terkinine, aynı krokide 102 ada 9 parselde geriye kalan, toplam 8.282,75 m²'lik kısmın ise tarla vasfı ile ... ... mirasçıları adına miras payları oranında tespit ve tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 6831 sayılı Kanun'a göre yapılıp 22.10.1979 tarihinde ilan edilerek bir yıllık hak düşürücü süre sonunda kesinleşen orman kadastrosu ve 2. madde uygulaması çalışması vardır. 1. Davacı Hazine vekilinin 510, 511 ve 513 parsel sayılı taşınmazların (B) harfi ile işaretli, 542 parsel sayılı taşınmazın (B1) ile işaretli kısımlarına temyiz itirazları yönünden, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi, doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorundadır. İlk Derece Mahkemesince dava konusu 510, 511 ve 513 parsel sayılı taşınmazların (B) harfi ile işaretli, 542 parsel sayılı taşınmazın (B1) ile işaretli kısımları ile ilgili olarak yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuşsa da, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki, İlk Derece Mahkemesince uyulmasına karar verilen bozma ilamında, taşınmazların orman sayılan ve sayılmayan bölümlerinin yüzölçümü toplamının, taşınmazların kadastro tespiti ile belirlenen yüzölçümüyle uyumlu olmadığı, İlk Derece Mahkemesince bu çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının yerinde olmadığı açıklanarak, dosyanın hükme esas alınan fen bilirkişisine verilerek taşınmazların orman sayılan ve sayılmayan bölümlerinin yüzölçümü toplamının, taşınmazların kadastro tespiti ile belirlenen yüzölçümüyle uyumlu olmama nedeni ve şayet taşınmazların kadastro tespiti ile belirlenen yüzölçümü değerleri hatalı ise, bu hususu nedenleriyle açıklayacak şekilde veya kadastro tespiti ile belirlenen yüzölçümü değerleri hatalı değil ise, taşınmazların orman sayılan ve sayılmayan bölümlerinin taşınmazların kadastro tespiti ile belirlenen toplam yüzölçümü değerleri ile uyuşacak şekilde (yani orman sayılan ve sayılmayan bölümlerinin toplamının, taşınmazların kadastro tespiti ile belirlenen yüzölçümünü verecek şekilde) açıklamalı ek rapor alınması, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gereğine değinildiği, bozma sonrası hükme esas alınan bilirkişi raporlarında ise dava devam ederken dava konusu tüm taşınmazlarda 3402 sayılı Kanun'un 22/A maddesi uyarınca yenileme kadastrosunun yapıldığı, anılan kadastro işlemi uyarınca oluşan yüzölçümlerine değer verilerek rapor düzenlendiği belirtilmiş ise de, İlk Derece Mahkemesince Kadastro Müdürlüğüne bu hususta yazılan yazıya, taşınmazların yeni ada parsel numarası almakla birlikte eldeki dosya nedeni ile davalı olduklarından tutanakların Müdürlüğe devredilmediğinin bildirildiği, bozma öncesi raporlarda (A) harfi ile gösterilen ve orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilen taşınmaz kısımlarına ilişkin olarak da bozma ilamında yüzölçümü bakımından ek rapor aldırılması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen bu kısımlara ilişkin dava dosyasının kesinleştirilerek Tapu Müdürlüğüne gönderildiği, bilahare bu kısımlarda da 22/A çalışması yapıldığı anlaşılmıştır. Eksik araştırma ve incelemeye, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz. O halde; doğru sonuca varılabilmesi için, dava konusu taşınmazların (A) harfi ile gösterilen ve orman olarak Hazine adına tesciline karar verilen kısımlarına ilişkin oluşan tapu kayıtları ve 22/A uygulamasına ilişkin tüm belgeler getirtilip, 510, 511 ve 513 parsel sayılı taşınmazların (B) harfi ile işaretli, 542 parsel sayılı taşınmazın (B1) ile işaretli kısımlarında 22/A çalışması yapılıp yapılmadığı Kadastro Müdürlüğünden sorulup netleştirildikten sonra, yapıldığının bildirilmesi halinde 22/A çalışmasına ilişkin tüm belgeler getirtilerek, bilirkişi raporlarının aksine yapılmadığının bildirilmesi halinde uyulmasına karar verilen bozma ilamı uyarınca araştırma yapılarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Değinilen yönler gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm kurulması usûl ve kanun aykırı olup, bu taşınmazlara ilişkin hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2. Davacı Hazine vekilinin 514, 515, 516, 519, 520, 521, 524, 525 ve 526 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde, Hemen belirtmek gerekir ki, bozmaya uyulmakla tarafların leh ve aleyhine usuli kazanılmış hak doğar. Ayrıca, İlk Derece Mahkemesince bozma kapsamı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurma yükümlülüğü ortaya çıkar. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki, bozma ilamında ayrıntılı şekilde açıklanmasına rağmen, keşfe jeodezi mühendisi bilirkişi götürülmemiş, en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile dava tarihinden 15-20 yıl önce çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları dava konusu taşınmazlar ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yerler ve çevresi belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazların niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü belirlenmemiş, taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı, zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği, sel basması nedeniyle zilyetliğin kesintiye uğrayıp uğramadığı, bu durumun ne kadar sürdüğü, en son olarak taşınmazlarda taşkın yaşanmasının üzerinden ne kadar süre geçtiği gibi hususlar yerel bilirkişi yanında varsa zilyetlik tanıklarına sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmemiş; taşınmazların önceden ya da halen aktif dere yatağı olup olmadığı, taşkın tehdidi altında bulunup bulunmadığı, suyun en yüksek seviyede olduğu zamandaki hali belirlenmemiş, toprak yapısı, bitki örtüsü ve eğim durumu itibarıyla ekonomik amacına uygun zilyetliğin sürdürülüp sürdürülemeyeceği, üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi gibi hususlar aydınlatılmamış, taşınmazların güncel durumlarına göre değerlendirme yapan bilirkişi raporları hükme esas alınmış, bunun yanı sıra DSİ Genel Müdürlüğü yazı cevabında 510, 511, 514, 515, 516, 520 ve 523 parsellerin bir kısmının ... Barajının kısa mesafeli koruma alanında kaldığı, 521, 524, 525, 526, 513 ve 520 parsellerin ise orta mesafeli koruma alanı içerisinde kaldığı bildirilmesine rağmen, baraj havza koruma kapsamı alanına alındıkları tarih netleştirilmemiş, koruma alanı kapsamında olan bu tür yerler üzerinde, koruma alanı kapsamına alındığı tarihten sonraki zilyetliğin hukuki kıymet taşımayacağı nazara alınmamıştır. Bu hali ile İlk Derece Mahkemesince hükme dayanak alınan bilirkişi raporları taşınmazların niteliğini belirlemede yetersiz olup, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz. Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazları baraj havza koruma kapsamı alanına alındıkları tarih DSİ Genel Müdürlüğünden sorulup netleştirildikten sonra, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile teshit tarihinden 15 - 20 yıl önce çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir harita-kadastro (jeodezi ve fotogrametri) mühendisi ve üç jeolog bilirkişiden oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde yeniden keşif yapılarak yerel bilirkişi yanında varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; dava konusu taşınmazlar ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yerler ve çevresi belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazların niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü belirlenmeli, taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı, zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği, sel basması nedeniyle zilyetliğin kesintiye uğrayıp uğramadığı, bu durumun ne kadar sürdüğü, en son olarak taşınmazlarda taşkın yaşanmasının üzerinden ne kadar süre geçtiği gibi hususlar yerel bilirkişi yanında varsa zilyetlik tanıklarına sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; jeolog bilirkişi, tarım uzmanı bilirkişi ve fen bilirkişisine ortak rapor düzenlettirilerek taşınmazların önceden ya da halen aktif dere yatağı olup olmadığı, taşkın tehdidi altında bulunup bulunmadığı, suyun en yüksek seviyede olduğu zamandaki hali belirlenmeli, toprak yapısı, bitki örtüsü ve eğim durumu itibarıyla ekonomik amacına uygun zilyetliğin sürdürülüp sürdürülemeyeceği, üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi gibi hususlarının ayrıntılı ve açık bir şekilde açıklattırılmalı, özellikle taşınmazların halihazırdaki ve eski belgelerdeki durumu detaylıca tahlil edilerek geçmişte ya da günümüzde aktif dere yatağı olan kısımlarının tespiti, aktif dere yatağı olmayan kısımlar yönünden ise zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlendikten sonra toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Değinilen yönler gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm kurulması usûl ve kanun aykırı olup, bu taşınmazlara ilişkin hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. Kabule göre de, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında dava devam ederken dava konusu tüm taşınmazlarda 3402 sayılı Kanun'un 22/A maddesi uyarınca yenileme kadastrosunun yapıldığı, anılan kadastro işlemi uyarınca oluşan yüzölçümlerine değer verilerek rapor düzenlendiği belirtilmiş ise de, İlk Derece Mahkemesince Kadastro Müdürlüğüne bu hususta yazılan yazıya, taşınmazların yeni ada parsel numarası almakla birlikte eldeki dosya nedeni ile davalı olduklarından tutanakların Müdürlüğe devredilmediğinin bildirildiği anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince yazı cevabı ile bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden, bilirkişi raporlarında belirtilen yüzölçümleri üzerinden hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma neden ve şekline göre davacı Hazine vekilinin yargılama giderlerine ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/14355, K. 2024/6834, T. 25.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2021-14355-e-2024-6834-k-911a979ffac9