Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/14019 E. 2024/4507 K. – Kadastro

Konu: Kadastro

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/14019
Karar No
2024/4507
Karar Tarihi
Konu
Kadastro

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki kadastro davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı-birleşen dosya davacısı ... vekili ve duruşma istemli olarak birleşen dosya davalısı ... vekili tarafından temyiz edilmiş olup, dava değeri itibariyle duruşma isteminin reddine karar verilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Tokat ili Niksar ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 1325 parsel sayılı 117000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek, malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı ... tarafından, Mart 1312 tarih 34 sıra numaralı tapu kaydı ve miras yoluyla gelen hakka dayanılarak ... aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan müdahalenin meni davası, davaya konu taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde, kadastro tutanağı ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sırasında; davacı ... tarafından, çekişmeli taşınmazın köylerine ait mera olduğu iddiasına dayanılarak ... ve arkadaşları aleyhine Mart 1312 tarih 34 sıra numaralı tapu kaydının iptali istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ve görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine gönderilen davanın birleştirilmesine karar verilmiştir. Yargılama sırasında ... Köyü (eski adı ... Köyü) Tüzel Kişiliği, dava konusu taşınmazın kendi köylerine ait mera olduğu iddiasıyla davaya katılmıştır. İlk Derece Mahkemesinin verdiği yetkisizlik kararı Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 25.04.1994 tarihli ve 1993/5718 Esas, 1994/4474 Karar sayılı kararıyla bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "Mahkemece, taşınmazın bulunduğu köyün idari bağlantısının değiştirilmiş olması nedeniyle yetkisizlik kararı verilmiş ise de; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 26/4 üncü maddesi gereğince kanun koyucunun kural olarak tespit gününde yetkili olan kadastro mahkemesi tarafından uyuşmazlığın sonuçlandırılmasını öngördüğü, bu kuralın tek istisnasının yeni ilçe kurulması nedeniyle idari kuruluşta değişiklik yapılması olduğu, somut olayda, yeni ilçe kurulması nedeniyle idari kuruluşta değişiklik yapılmadığına göre uyuşmazlığın esastan çözümlenmesi gerekirken yetkisizlik kararı verilmesinin" isabetsizliğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak; "1312 tarih ve 34 numaralı tapu kaydının kapsam tayini yapılamadığı, tapu kaydının uygulama olanağının bulunmadığı, dava konusu taşınmazın kadim mera olduğu, müdahilin davasının kadastro mahkemesi görevi dışında olduğu" gerekçesiyle davacıların davalarının ayrı ayrı reddine, müdahilin davasının reddine, çekişmeli 1325 parsel sayılı taşınmazın mera vasfıyla sınırlandırılmasına ve mera özel siciline tesciline karar verilmiş; işbu karar, davalı-birleşen dosya davacısı ... vekili ve birleşen dosya davalısı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince işin esasına girilerek karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Öncelikle; birleşen dosya davalılarından, ... oğlu ...'nın kızı ...'nin (T.C. No: ...), oğlu ... dışındaki mirasçılarına; ... oğlu ...'in, oğlu ...'dan olma torunları ... ...'ın (T.C. No:...), ...'nın (T.C. No: ...) ve ...'nın (T.C. No: ...) mirasçılarına; ... oğlu ...'nın kızı ...'a (T.C. No: ...); ... oğlu ...'nın oğlu ... ile ... oğlu ...'nın torunu ...'ün mirasçılarından (çocukları) ...'e (T.C. No: ...), ...'ye (T.C. No: ...), ... ...'ye (T.C. No: ...) ve ...'ya (T.C. No: ...) davetiye çıkartılarak davadan haberdar edilmedikleri halde yargılamaya devam edilerek hüküm kurulduğu ve karardan da haberdar edilmedikleri anlaşılmaktadır. Bu haliyle davada taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez. Oysaki, taraf teşkilinin sağlanması, yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde bulundurulması gereken dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır. Öte yandan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297/1-c bendi gereğince mahkeme kararlarının; "Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri" kapsaması zorunludur. Ne var ki, İlk Derece Mahkemesi'nin kararı belirtilen hususları kapsamamaktadır. Kararın içeriğinden; kimin kime karşı, hangi delile dayanarak, ne sebeple dava açtığı dahi anlaşılamadığı gibi toplanan deliller tek tek açıklanmamış ve deliller tartışılmadan sonuca gidilmiştir. Bu haliyle ortada Kanun’un aradığı anlamda, denetlenebilecek gerekçeli bir kararın varlığından söz edilemez. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle, yukarıda adı geçen davalılar veya mirasçılarına dava dilekçesi ekli duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmek suretiyle yöntemine uygun şekilde taraf teşkili sağlanmalı, anılan kişilerden savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdikleri takdirde delilleri toplanmalı, bundan sonra işin esasına girilerek 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesine uygun olarak karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince yöntemince taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında, 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesine aykırı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; davalı-birleşen dosya davacısı ... vekili ve birleşen dosya davalısı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, 03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/14019, K. 2024/4507, T. 03.07.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2021-14019-e-2024-4507-k-6815b1fef8ee