Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/13502 E. 2023/76 K. – Genel Mahkemeden

Konu: Genel Mahkemeden Aktarılan Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/13502
Karar No
2023/76
Karar Tarihi
Konu
Genel Mahkemeden Aktarılan Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/64 E., 2018/29 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılardan ... ve diğer bir kısım davacılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında; Muş ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 205 ada 18 parsel 24400 metrekare, 205 ada 22 parsel 39900 metrekare, 197 ada 18 parsel 19027 metrekare, 162 ada 1 parsel ise 4026 metrekare yüzölçümü ile Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. 2.Davacılar tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada, davalıların dava konusu taşınmazlara el atmalarının önlenmesi istenmiştir. 3.Davaya konu olan parseller hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle Varto Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.04.1991 tarihli ve 1967/55 Esas, 1991/64 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmış, Kadastro Mahkemesi de çekişmeli parsel tutanakları ile dava dosyasını birleştirerek yargılamaya devam etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve yersiz olduğunuileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 10.04.1997 tarihli ve 1991/15 Esas, 1997/5 Karar sayılı kararı ile 205 ada 18 ve 22 parsel sayılı taşınmazların davalı ...mirasçıları adlarına ve hisseleri oranında, 197 ada 18 ve 162 ada 1 sayılı parsellerin ise Hazine adına tesciline, el atmanın önlenmesi talebinin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III.) belirtilen kararına karşı davacılardan ... vekili ile Moro Bilir temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 03.04.2000 tarihli ve 2000/720 Esas, 2000/1458 Karar sayılı kararı ile; 205 ada 18 ve 205 ada 22 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükmün onanmasına, dava konusu 162 ada 1 ve 197 ada 18 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin verilen hükme yönelik temyiz itirazları yönünden ise; "çekişmeli parsellerin davacıların dayandığı tapu kaydı kapsamında kalmadığı kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de; yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm kurmaya yeterli değildir. Taşınmazların kullanılmadığı, dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Taşınmazlar kullanılmadığına göre tapu kayıtlarının hukuki kıymetini kaybettiği kabul edilemez. Bu nedenle davacının dayandığı tapu kayıtlarının revizyon görüp görmediği Tapu Sicil Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğünden sorulmalı, tapu kayıtları revizyon görmüş ise ilgili parsellere ait tutanakları getirilmeli, tutanaklar kesinleşmiş ise hangi nedenle kesinleştiği belirlenmeli tapu kayıtları yerel bilirkişi kurulu aracılığı ile mahalline uygulanmalı, bilirkişiler tarafindan açıklanamayan sınırlar hususunda davacılara tanıkla kanıtlama olanağı sağlanmalı, dava konusu parselleri çevreleyen komşu parsellere ait tutanak suretleri ile dayanağı olan tapu ve vergi kayıtları tesis ve tedavülleri ile birlikte getirilerek mahalline uygulanmak suretiyle bilirkişi ile tanık sözleri değerlendirilmeli, tüm deliller toplanarak ve birlikte değerlendirilerek hüküm kurulmalıdır." gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir. B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların dayanak tapu kayıtlarının revizyon görmediği anlaşılmış, yapılan keşifte tapu kayıtlarının uygulanabilirliği, Ermeni isimlerinin olduğundan dolayı mümkün olmadığı, zilyetlik araştırması sonucu hüküm kurulmasına kanaat getirildiği, keşifte dinlenilen yerel bilirkişilerinin beyanları doğrultusunda dava konusu taşınmazların davacıların ataları olan ...'nin mülkü olduğu, ...'nin ölümü ile mirasçıları arasında pay edilerek, günümüze kadar geldiği, ...'nin çocuğu olan ...'a, ...'dan ...'a, ...'dan ...'a 1 pay, ...'nin diğer çocuğu ...'ye, ...'den ...'ye, ...'den ...'a 1 pay olmak üzere davalı olan 197 ada 18 parsel ve 162 ada 1 nolu parsellerin miras yoluyla intikal ettiği, son durumda dava konusu taşınmazların müşterek olarak ... ve ...'ın eklemeli zilyetlikle 100 yıldan beri, daha önce de üst soyu tarafından malik sıfatıyla nizasız ve aralıksız şekilde ekonomik amaca uygun şekilde ekilip biçilmek suretiyle tasarruf edildiği, davacı ve atalarının kadastro çalışmalarının yapıldığı 1990 yılından geriye doğru en az 20 yıl boyunca dava konusu taşınmazlarda hak ve tasarruflarının bulunduğu, ziraatçi bilirkişi tarafından rapor edildiği şekliyle dava konusu taşınmazın toprak yapısı, eğim, bitki örtüsü, konumu, topoğrafik yapısı ile mera olabilecek yerlerden olmadığı, kültüre elverişli kuru tarım arazisi niteliğinde olup zilyetlikle iktisabının mümkün bulunduğu, davalı ...'lerin dava konusu taşınmazlarla hiçbir ilgi ve alakalarının bulunmadığı gerekçesi ile davacıların davasının reddi ile dava konusu 162 ada 1 ve 197 ada 18 parsel sayılı taşınmazların 1/2'şer pay ile ... ve Rıza Yılmaz adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacıların bir kısım mirasçıları ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (... oğlu), ..., ..., ..., ... (... oğlu), ..., ... ve ... temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri Mahkeme hükmünü yukarıda isimleri yazılı davacı mirasçıları ayrı ayrı fakat aynı mahiyetteki temyiz dilekçelerinde; taşınmazların kök muris ...'den kaldığı hususunda ihtilaf olmadığı, murisin mirasının taksim edilmediği, dolayısı ile ...'nin mirasçılarının tespiti ile taşınmazların mirasçıların miras payları oranında tapuya tescil edilmesi gerektiği ileri sürülerek hükmün bozulmasını istemişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme 1. Dava, genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davasıdır. 2. Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmazların davacı tarafın dayandığı tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı, tapu kaydı kapsamında kalmaması halinde taşınmaz üzerinde davacı / davalı gerçek kişiler lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 5, 13, 14, 20, 26, 27 ve 30/2 nci maddeleri, 3. Değerlendirme 1. Genel mahkemelerde açılan tescil ve müdahalenin men'i davası devam ederken bölgede kadastro çalışması yapılması neticesinde dava konusu taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği gerekçesiyle dava dosyaları kadastro mahkemesine devredilmiş olup dava da 3402 sayılı Kanun'un 30/2 nci maddesi şartları mevcuttur. Mahkemece, 3402 sayılı Kanun'un 30/2 nci maddesi uyarınca gerçek hak sahibi re'sen belirlenecek, davada taraf olmayanlar adına dahi tescile karar verilebilecektir. Dava konusu taşınmazların kadastro tesbit tutanakları 3402 sayılı Kanun'un 30/2 nci maddesi uyarınca gerçek hak sahibi belirlenerek doldurulmalıdır. 3402 sayılı Kanun'un 5, 26, 27 ve 30/2 nci maddelerinde, kadastro tesbit tarihinden önce dava konusu olan taşınmazlar hakkında ne gibi işlem yapılacağı gösterilmiştir. 3402 sayılı Kanun'un 27, 28 ve 29 uncu maddeleri gereğince yargılamaya devamla, tesbit tutanağında yazılı hak sahiplerinin 3402 sayılı Kanun'un 30/2 nci maddesi gereğince gösterecekleri delillerle mahkemece re'sen lüzum görülen diğer deliller de toplanıp dava konusu taşınmazın gerçek hak sahibi ya da sahipleri adına tesbit ve tapuya tesciline karar verilmesi gerekmektedir. Bu durumda, Hazine ile davalı taşınmazların bulunduğu köy veya belediye başkanlığı dava da taraf olması gerektiğinden Mahkemece davaya dahil edilmesi için davacıya süre ve imkan tanınmalı, taraf teşkili sağlanmalıdır. 2.Mahkemece, genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davasında, Hazine ile ilgili köy tüzel kişiliği ya da Belediye Başkanlığı davaya dahil edilip taraf teşkili sağlanmadan işin esası incelenerek hüküm kurulmuştur. 3.Kabule göre de; Dava konusu taşınmazların kullanılmadığının tespit edildiği, bu hususun yukarıda (IV.A.2) paragrafında belirtilen bozma ilamında tespit edildiği, nitekim 06.08.1996 tarihinde yapılan keşifte mahalli bilirkişi olarak dinlenilen 1932 D. ... dava konusu 197 ada 18 ve 162 ada 1 parsel sayılı taşınmazların en az 40 yıldan bu yana boş olduğu, davacı ve davalıların zilyetliğinde bulunmadığını beyan etmiş, Ziraat Bilirkişisi ... ise 07.08.1996 tarihli raporunda taşınmazların işlenmediği, boş bırakıldığını rapor etmiştir. Uyulan bozma ilamından sonra yapılan yargılamada ise, dayanılan tapu kaydının uygulama kabiliyetinin bulunmadığı, dava konusu taşınmazların müşterek olarak ... ve ...'ın eklemeli zilyetlikle 100 yıldan beri, daha önce de üst soyları tarafından malik sıfatıyla nizasız ve aralıksız şekilde ekonomik amaca uygun şekilde ekilip biçilmek suretiyle tasarruf edildiği, davacı ve atalarının kadastro çalışmalarının yapıldığı 1990 yılından geriye doğru en az 20 yıl boyunca dava konusu taşınmazlarda hak ve tasarruflarının bulunduğu kabul edilerek bozma ilamına aykırı olarak zilyetliğe değer verilerek hüküm kurulmuştur. Mahkemece, anılan hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harçların istek halinde temyiz edenlere iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,12.01.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/13502, K. 2023/76, T. 12.01.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2021-13502-e-2023-76-k-115e65b3ad9c