Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/13270 E. 2024/7885 K.

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/13270
Karar No
2024/7885
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 1954/7235 E., 1960/74 K. DAVA TARİHİ : 30.04.1954 KARAR : Davanın kısmen kabulüne vekili Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... İdaresi vekili ile davalılardan ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Ankara ili Çubuk ilçesi Kuruçay köyü çalışma alanında 1953 yılında yapılan kadastro sırasında; 1932 parsel sayılı 6.200 m², 2093 parsel sayılı 26.5250 m², 2091 parsel sayılı 21.680 m², 1936 parsel sayılı 1.220 m², 1934 parsel sayılı 1.860 m², 1930 parsel sayılı 4.160 m², 1928 parsel sayılı 4.580 m², 1926 parsel sayılı 920 m², 1924 parsel sayılı 3.580 m², 1799 parsel sayılı 4.820 m², 1797 parsel sayılı 10.440 m², 1795 parsel sayılı 5.900 m², 1793 parsel sayılı 23.880 m², 1952 parsel sayılı 3.600 m², 1950 parsel sayılı 1.440 m², 1948 parsel sayılı 680 m², 1946 parsel sayılı 4.180 m², 1944 parsel sayılı 320 m², 2045 parsel sayılı 2.640 m², 2041 parsel sayılı 4.020 m², 1791 parsel sayılı 7.000 m², 1789 parsel sayılı 6.740 m², 1787 parsel sayılı 4.280 m², 2066 parsel sayılı 6.480 m², 2064 parsel sayılı 5.320 m², 1807 parsel sayılı 3.780 m², 1940 parsel sayılı 2.020 m², 2085 parsel sayılı 3.660 m², 1805 parsel sayılı 8.760 m², 1803 parsel sayılı 25.800 m², 1801 parsel sayılı 1.640 m², 1809 parsel sayılı 11.980 m², 1785 parsel sayılı 720 m², 2057 parsel sayılı 780 m², 2026 parsel sayılı 3.560 m², 2075 parsel sayılı 3.840 m², 2040 parsel sayılı 3.540 m², 2038 parsel sayılı 1.560 m², 2095 parsel sayılı 9.180 m², 2087 parsel sayılı 720 m², 2089 parsel sayılı 1.180 m², 1961 parsel sayılı 3.800 m², 1959 parsel sayılı 9.460 m², 1957 parsel sayılı 5.840 m², 2003 parsel sayılı 1.440 m², 1999 parsel sayılı 7.560 m², 1997 parsel sayılı 940 m², 1995 parsel sayılı 4.080 m², 1975 parsel sayılı 1.720 m², 1973 parsel sayılı 11.180 m², 1963 parsel sayılı 4.580 m², 1954 parsel sayılı 4.080 m², 2022 parsel sayılı 13.800 m², 2035 parsel sayılı 1.680 m², 2031 parsel sayılı 2.120 m², 2020 parsel sayılı 2.940 m², 2016 parsel sayılı 2.160 m², 2012 parsel sayılı 2.480 m², 2010 parsel sayılı 2480 m², 2006 parsel sayılı 2.220 m², 1987 parsel sayılı 2.640 m², 1985 parsel sayılı 11.000 m², 1979 parsel sayılı 3.620 m², 2073 parsel sayılı 2.260 m², 1938 parsel sayılı 4.160 m² ve 1922 parsel sayılı 920 m² yüz ölçümündeki taşınmazlar, Teşrisani 1950 tarih ve 2 sıra numaralı tapu kaydı ile orman tahdidi dahilinde olduğu da belirtilerek senetsizden tarla vasfıyla davalılar adına tespit edilmişlerdir. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; taşınmazların tahdit içinde ve orman sayılan yerlerden olduğunu; bir kısım gerçek kişiler ise taşınmazlarda kendilerinin de hakkı bulunduğunu ileri sürerek, tespitlere itiraz etmişler, itirazlar sonucu tutanaklar Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, tüm parsellere ilişkin davaların birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonucunda; dava konusu 1957, 1946, 1959, 1961, 1950, 1948, 1973, 1985, 1979, 1963, 1944, 1954, 1975, 1952, 1987, 2095, 2089, 2087, 2064, 2057, 2073, 2085, 2066, 2075, 2038, 2040, 2041, 2045, 2006, 2016, 1999, 2012, 2010, 1997, 2003, 1995, 2020, 2022, 2031, 2035, 2026, 1793, 1791, 1799, 1795, 1797, 1936, 1928, 1924, 1930, 1926, 1922, 1940, 1809, 1801, 1805, 1803, 1807, 1789, 1787, 1785, 1934, 1938, 1932 numaralı parsellerin tamamının, 2091 ve 2093 numaralı parsellerin ise A harfi ile gösterilen kısımlarının tahdit içinde kaldığı ve devlet ormanı olduğu gerekçesiyle vaki tespitlerinin iptaline, 2091 ve 2093 parsellerin geri kalan kısımlarının ise tahdit dışında bulunduğu belirtilerek tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı ... İdaresi vekili ile davalılardan Rahime ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1943 yılında 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılıp kesinleşen orman tahdidi bulunmaktadır. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına, alınan bilirkişi raporunda, temyiz konusu 1934 ve 1938 parsellerin gösterilen konumu itibariyle, çevresindeki taşınmazların da orman olması dikkate alındığında, tahdit içinde kaldığının tereddütsüz olduğu anlaşılmasına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeler dikkate alındığında, temyizen incelenen karar, usûl ve kanuna uygun olup, davalılardan Rahime ... mirasçıları vekilinin 1934 ve 1938 parsellere ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davacı ... İdaresi vekilinin 1957, 1946, 1959, 1961, 1950, 1948, 1973, 1985, 1979, 1963, 1944, 1954, 1975, 1952, 1987, 2095, 2089, 2087, 2064, 2057, 2073, 2085, 2066, 2075, 2038, 2040, 2041, 2045, 2006, 2016, 1999, 2012, 2010, 1997, 2003, 1995, 2020, 2022, 2031, 2035, 2026, 1793, 1791, 1799, 1795, 1797, 1936, 1928, 1924, 1930, 1926, 1922, 1940, 1809, 1801, 1805, 1803, 1807, 1789, 1787, 1785, 1934, 1938 ve 1932 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi, doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde ve çekişmeli taşınmaz / taşınmazlar hakkında sicil oluşturmaya elverişli bir karar vermek zorundadır. Ne var ki; İlk Derece Mahkemesince yukarıda sayılan parsellerin orman tahdidi içinde kaldığı belirtilerek tespitlerinin iptaline karar verilmiş olup, sicil oluşturulacak şekilde orman olarak tescillerine karar verilmemesi isabetsiz ve bozmayı gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının anılan parseller yönünden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. 3. Davacı ... İdaresi vekilinin dava konusu 2091 ve 2093 parsel sayılı taşınmazların krokide (A) harfi ile gösterilen kısımlarının dışında kalan bölümlerine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, 2091 ve 2093 parsellerin (A) ile gösterilen kısımları dışındaki bölümlerinin tahdit dışında kaldığı gerekçesiyle bu bölümlerin tespit gibi tescillerine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli olmadığı gibi, davada 2093 parsel yönünden taraf teşkilinin sağlandığından da söz edilemez. Şöyle ki; davacı ... İdaresi, taşınmazların orman tahdit hattı içinde kaldığı ve orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla eldeki davayı açmıştır. Kadastro tespitine itiraz davalarında husumetin, tespit maliklerine, tespit maliklerinin ölü olması halinde ise mirasçılarına yöneltilmesi ve tüm mirasçıların davada yer alması zorunludur. Taraf teşkilinin sağlanması dava şartı olup, bu koşul yerine getirilmeden işin esasına girilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır. Kamu düzenine ilişkin bu hususun, yargılamanın her safhasında Mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir. Somut olayda; tespit malikleri Ali kızı Kezban, Ahmet, Avşar, Avşar oğlu ... Hüseyin'in kim oldukları duraksamasız biçimde tespit edilmediği gibi, anılan tespit maliklerinin sağ olup olmadıkları veya ölmüşlerse mirasçılarının kimler olduğu da belirlenmemiş ve mevcut ise mirasçıları davaya dahil edilmemiştir. Öte yandan Mahkemece kim oldukları belirlenemeyen tespit maliklerine 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun hükümleri uyarınca, mahallin en büyük mal memurunun kayyım atanması hususunda vesayet makamından talepte bulunulması ve vesayet makamınca atanacak kayyım davaya dahil edilerek yargılamaya devam edilmesi gerektiği dahi gözetilmeden, yöntemine uygun şekilde taraf teşkili sağlanmaksızın işin esas hakkında karar verilmiştir. Öte yandan; İlk Derece Mahkemesince işin esası yönünden yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli olduğundan da söz edilemez. Şöyle ki; hükme esas alınan bilirkişi raporunun çekişmeli 2091 ve 2093 parsel sayılı taşınmazların orman olup olmadığını ve hukuki durumunu belirleme yönünden yeterli ve kanaat verici olmadığı anlaşılmaktadır. Zira, anılan parseller tam tahdit hattının sınırında yer aldığından taşınmazların tahdit hattına göre konumunun yeniden belirlenmesi ile birlikte tahdit sonucu oluşan ve kadastro tespitinde dava konusu yerlerin, kapsamında olduğu belirtilen Teşrisani 1950 tarih ve 2 sıra numaralı tapu kaydı ve haritasının getirtilerek uygulanması ve kapsamının tayin edilmesi gerekmektedir. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle tespit malikleri olan Ali kızı Kezban, Ahmet, Avşar, Avşar oğlu ... Hüseyin'in kimlik bilgilerinin belirlenmesine çalışılmalı, bu kapsamda kimlik bilgilerinin bulunabileceği resmi ve özel kurumlardan kimlik ve adres bilgilerinin tespitine ilişkin araştırma yapılmalı, kolluk kuvvetlerinden tespit maliklerinin ve mirasçılarının belirlenmesine yönelik olarak mahallinde ayrıntılı çalışma yapılması istenilmeli, ölü iseler tespit maliklerinin mirasçıları davaya dahil edilmeli, tüm araştırmalara rağmen tespit maliklerinin kimlik bilgilerinin belirlenememesi halinde ise 3561 sayılı Kanun hükümleri uyarınca kayyım tayin edilmesi hususunda vesayet makamından talepte bulunulmalı, bu suretle taraf teşkilinin sağlanması halinde işin esasına geçilmelidir. Bu doğrultuda; dosya kapsamında haritasının bulunduğu anlaşılan, 1943 tarihli orman tahdidi sonucu oluşmuş Teşrisani 1950 tarih ve 2 sıra numaralı tapu kaydının tüm tedavülleri ve haritası ile tahdide ilişkin tahdit harita örneği ve çalışma tutanakları getirtilerek, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi ve bir fen elemanının katılımıyla yapılacak keşifte, Teşrisani 1950 tarih ve 2 sıra numaralı tapu kaydının haritası uygulanarak kapsamı belirlenmeli, yine orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki dava konusu 2091 ve 2093 parsellerin konumu civarındaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazların orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde, 2091 ve 2093 parsellerin hem tapu kapsamı, hem de tahdit haritasına göre konumunun gösterildiği müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalıdır. 2091 ve 2093 parsellerin alınan bu rapor çerçevesinde tapu kaydı kapsamı ve tahdit sınırları dışında olduğunun anlaşılması durumunda, orman tahdit çalışması 1943 yılında, diğer bir deyişle, 4785 sayılı Kanun gözetilmek suretiyle yapılmadığından, yapılan tahditte ve tahdit sonucu oluşan tapu kaydı kapsamı dışında kalan yerler yönünden orman niteliği en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasının incelenmesi suretiyle belirlenecektir. Bu doğrultuda; İlk Derece Mahkemesince, en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritaları dosya arasına getirtilip, üç orman mühendisi bilirkişi ile bir jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden rapor aldırılarak, 2091 ve 2093 parsellerin orman olmadığı belirlenip, oluşacak sonuca göre, usûlî müktesep haklar da gözetilerek infaza elverişli bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan, 2091 ve 2093 parseller yönünden eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan anılan parseller yönünden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... ... mirasçıları vekilinin 1934 ve 1938 parsellere ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, Davacı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kamu düzeni de gözetilerek kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan "...dava konusu 1957, 1946, 1959, 1961, 1950, 1948, 1973, 1985, 1979, 1963, 1944, 1954, 1975, 1952, 1987, 2095, 2089, 2087, 2064, 2057, 2073, 2085, 2066, 2075, 2038, 2040, 2041, 2045, 2006, 2016, 1999, 2012, 2010, 1997, 2003, 1995, 2020, 2022, 2031, 2035, 2026, 1793, 1791, 1799, 1795, 1797, 1936, 1928, 1924, 1930, 1926, 1922, 1940, 1809, 1801, 1805, 1803, 1807, 1789, 1787, 1785, 1934, 1938, 1932 numaralı parsellerin tamamının" cümlesinden sonra gelmek üzere "...kadastro tespitlerinin iptaline, taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tesciline..." cümlesinin eklenmesine ve İlk Derece Mahkemesi kararının anılan parseller yönünden bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davacı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca 2091 ve 2093 parseller yönünden BOZULMASINA, 427,60 TL onama harcının temyiz eden davalı ... ... mirasçılarından alınmasına,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/13270, K. 2024/7885, T. 23.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2021-13270-e-2024-7885-k-37d00d22069f