Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/11363 E. 2022/7254 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/11363
- Karar No
- 2022/7254
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Uygulama Kadastrosuna İtiraz
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Uygulama kadastrosu sırasında, Banaz ilçesi Kızılcasöğüt Köyü çalışma alanında ve tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 523 parsel sayılı 8000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 118 ada 96 parsel numarasıyla ve 6.712,50 metrekare yüzölçümlü olarak; davalılar ... ve müşterekleri adma tapuda kayıtlı bulunan eski 522 parsel sayılı 9050 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 118 ada 97 parsel numarasıyla ve 10.976,56 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı ..., uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait taşınmazın sınırının yanlış belirlendiğini, yanlışlığın davalılara ait taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, eski hale getirilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece verilen, davanın reddine ilişkin önceki hüküm Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; “Mahkemece ada raporunun getirtilmediği, uygulama tutanaklarında tesis kadastrosu sırasındaki herhangi bir tersimat hatasından bahsedilmediği, yüzölçümü farklılıklarının uygulanan teknolojik yöntem farklılığından kaynaklandığı belirtildiği halde, 23.06.2015 tarihli uygulama kadastrosunun doğru yapıldığına dair tesis kadastrosu sırasında sınırlandırma, ölçü, çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığı, tesis kadastrosunun gerçek sınırları yansıtıp yansıtmadığı, herhangi bir tersimat hatası varsa hangi noktalardan kaynaklandığı ve uygulama kadastrosunda bir hata bulunup bulunmadığı, yok ise yüzölçüm farkının sebebini irdeler tarzda olmayan ve bu nedenle uygulama kadastrosunun açıklanan ilke ve esaslara göre yapılıp yapılmadığı hususunu denetime imkan vermeyen bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmuş olması sebepleriyle yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm kurmaya yeterli olmadığı açıklanarak, taşınmazların ada raporu dosyaya getirtildikten sonra harita mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yöntemine uyun şekilde inceleme ve araştırma yapılması, bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyulduğu halde, bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; bozma sonrası yargılama sırasında bilirkişi kurulundan alınan 31.07.2019 tarihli raporda, 1978 yılında yapılan tesis kadastrosu sırasında sınırlandırma ve değerlendirme hatasının yapılarak fiili kullanım durumuna uygun olmayan sınırlandırma ve tersimat yapıldığı, bunun sonucunda yüzölçümlerinin hatalı hesaplanarak tescil edildiği, 2015 yılında yapılan uygulama kadastrosunda parsellerdeki hatalar tespit edilerek zeminde sabit ve değişmemiş olan sınırlara uygun hale getirildiği, dolayısıyla uygulama kadastrosunun doğru olduğu belirtilmiş ve bu rapora itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporu soyut nitelikte olup, raporda, tesis kadastrosu sırasında tersimat ve sınırlandırma hatası yapıldığından söz edilmekle beraber, bu hatanın taşınmazın hangi sınır noktasının tersimi sırasında yapıldığı ayrıntılarıyla açıklanmadığı gibi, rapore ekli krokiden bu hususu denetleme imkanının bulunmadığı anlaşılmasına rağmen bu husus üzerinde durulmamış, hatalı tersimatı ve doğru tersimatı ayrı ayrı gösterir rapor alınmadığı gibi, tesis kadastro sınırı ile uygulama kadastro sınırı örtüşmediği halde bu hususun nedenleri kesin olarak belirlenmemiş, bu kapsamda, bozma ilamında ayrıntıları açıklandığı şekilde araştırma ve inceleme yapılarak, tesis kadastrosu sırasında taşınmazlarda sınırlandırma, tersimat, ölçü, çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığını açıklayan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmamıştır. Hal böyle olunca; Mahkemece, harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin dahil olduğu üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınmalı, tesis ve uygulama kadastrosu sınırlarının birbiri ile örtüşmediği üzerinde önemle durularak, önceki tarihli bilirkişi raporunda değinildiği gibi tersimat hatası söz konusu ise, bu husus denetime elverişli şekilde açıklanıp, kroki üzerinde hatalı ve doğru tersimat sınırları çakışır şekilde gösterilmeli, ada raporu dikkate alındığında dava konusu parseller ile birlikte komşu parsellerde de sınır kaymaları olduğu anlaşıldığından, bu parsellere ilişkin dava açılıp açılmadığı araştırılarak, açılmış ise bu davaların birlikte görülmesi gerektiği de gözetilerek, toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu hususlar gözden kaçırılarak, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22.09.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.