Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2019/5994 E. 2021/4064 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2019/5994
Karar No
2021/4064
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Alaşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Alaşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.02.2018 tarihli ve 2016/137 Esas, 2018/73 Karar sayılı kararıyla asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı bir kısım davalılar tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince bir kısım davalıların istinaf talebinin esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalılardan ... ve ... vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Asıl davada davacı ... vekili, dava konusu 23 parsel sayılı taşınmaza komşu olan 27 parsel sayılı taşınmazın malikleri olan davalıların dava konusu taşınmaza el atması bulunduğunu belirterek, elatmanın önlenmesini, taşınmazın içine kurulan binanın kal'ini, fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak kaydı ile davacının malik olduğu tarihten itibaren 2014 ve 2015 yılları için toplam 20.000 TL ecrimisilin dönem sonlarından itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, daha sonra kal talebinden feragat ettiğini bildirmiştir. Birleşen davada davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili, müvekkillerinin dava konusu 23 parsel sayılı taşınmazı 08.07.2014 tarihinde asıl dosyada davacı olan ...’ya sattığını, davalıların dava konusu taşınmazı hakka dayanmaksızın kullandığını belirterek, 2011, 2012, 2013 yılları için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 34.000 TL ecrimisilin dönem sonlarından itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Davacılar vekili 13.07.2017 tarihli dilekçesi ile ecrimisile ilişkin talebini asıl ve birleşen dosya için toplam 91.018,45 TL olarak artırmıştır. Asıl dosyada ve birleşen dosyada davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesince, asıl davada el atmanın önlenmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, kal talebinin reddine, asıl ve birleşen dosyalarda ecrimisil isteğinin kabulü ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, bu karara karşı bir kısım davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davalılardan ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, çaplı taşınmaza yönelik el atmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil isteğine ilişkindir. Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ve malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı). 25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir. Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu Tarım İl veya İlçe Müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir. Somut olaya gelince; 17.03.2017 tarihinde dava konusu taşınmaz başında keşif yapılmış, keşif sırasında beyanı alınan davacı ve davalı taraf tanıklarının genel olarak davalıların taşınmazdaki yerlerinin ayrı olduğunu ve ayrı ayrı yerler kullandıklarını belirtmişlerdir. Buna göre, dosya kapsamından davalıların dava konusu taşınmazda ayrı ayrı yerleri kullandıkları anlaşıldığı halde, mahkemece dava konusu taşınmazlar başında yapılan keşifte taraf tanıklarının beyanları alınmak suretiyle, taşınmazın hangi bölümünün hangi davalı tarafından kullanılmakta olduğunun tek tek belirlenmediği anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde delillerinin toplanması, dava konusu taşınmazlar başında keşif yapılarak taraf tanıklarının taşınmaz başında dinlenmesi, taşınmazın hangi bölümünün hangi davalı tarafından hangi tarihlerde kullanıldığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, yapılan tespitlere göre yukarıda belirtilen ilke ve yönteme uygun şekilde ecrimisil bedellerinin belirlenmesi, ve oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle, davalılar vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 03.04.2019 tarihli ve 2018/2362 Esas, 2019/882 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK'nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 17.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2019/5994, K. 2021/4064, T. 17.05.2021, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2019-5994-e-2021-4064-k-ece048a01a70