Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2017/15005 E. 2019/6536 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2017/15005
- Karar No
- 2019/6536
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İstihkak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine dair kararın davacı üçüncü kişi vekili ile davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 27.12.2016 tarihli ve 2014/25845 Esas, 2016/17505 Karar ... ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davacı üçüncü kişi vekili ile davalı alacaklı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacı üçüncü kişi vekili, mülkiyeti müvekkiline ait dava konusu taşınmaz üzerine alacaklı tarafından 25.03.2010 tarihinde haciz konulduğunu, borçlu yüklenici ile arsa sahipleri arasında 30.10.2003 tarihinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, borçlunun bu sözleşme uyarınca kendisine düşen bağımsız bölümü 20.02.2005 tarihli adi yazılı sözleşme ile müvekkiline sattığını ve 14.09.2006 tarihinde de bağımsız bölümü müvekkiline teslim ettiğini, müvekkili tarafından borçlu aleyhine Tüketici Mahkemesine tapu iptali ve tescil istemi ile açılan davanın kabulüne karar verildiğini, dava konusu haczin ise davadan dört yıl sonra konulduğunu, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu ileri sürerek haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Alacaklı vekili, davanın hak düşürücü 7 günlük süreden sonra açıldığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan ilk yargılama sonunda, davanın süre yönünden reddine karar verilmiş, hükmün davacı üçüncü kişi vekilince temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 25.02.2013 tarihli ve 2012/29667 Esas, 2013/5686 Karar ... ilamı ile; taşınmazlar yönünden istihkak iddiasında bulunulamayacağı, İcra Müdürlüğünce istihkak prosedürünün işletilmesinin yasaya aykırı olduğu, şikayetçi vekilinin taşınmaz üzerine konan haczin kaldırılması isteminin şikâyet niteliğinde olduğu, işin niteliği gereği bu şikayetin süreye tabi olmadığı, Mahkemece, işin esası incelenmesi gerekirken, "istihkak davası" şeklinde nitelendirme yapılarak davanın süre yönünden reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama sonunda şikayetin reddine karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizin 27.12.2016 tarihli ve 2014/25845 Esas, 2016/17505 Karar ... ilamı ile taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiş, davacı üçüncü kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından karar düzeltme isteğinde bulunulmuştur. Uyuşmazlık; takipte taraf olmayan üçüncü kişinin, kesinleşen mahkeme kararı gereğince maliki olduğu taşınmaz kaydına uygulanan haczin kaldırılması istemine yöneliktir. 1. Davalı alacaklı vekilinin karar düzeltme itirazlarının incelenmesinde, Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre yerinde olmayan ve HUMK'un 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan, davalı alacaklı vekilinin karar düzeltme isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davacı üçüncü kişinin karar düzeltme itirazlarının incelenmesinde, Hukuk Genel Kurulunun 07.04.2004 tarihli ve 2004/12-210 Esas, 2004/208 Karar ... kararında da açıklandığı üzere, taşınmazın borçlunun borcu nedeniyle haczedilebilmesi için haciz tarihinde borçlu adına kayıtlı olması zorunludur. 4721 ... Türk Medeni Kanunu'nun 705. maddesine göre taşınmaz mülkiyetinin kazanılması için tapu kütüğüne tescil şarttır. Tescil taşınmaz mülkiyetinin intikali için aranılan bir tapu sicil işlemidir. Kanuni istisnalar dışında tescil yapılmadıkça taşınmaz kazanılamaz. Ancak bu kural mutlak suretle uygulanan bir kural değildir, bu kuralın istisnalarının bir kısmı Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenmiştir. Kanunda sayılan bu istisnai hallerde taşınmaz mülkiyeti tescilden önce kazanılır ancak tescil işlemi yapılmaksızın temliki tasarrufta bulunulamaz. Taşınmaz mülkiyetinin tescilden önce kazanıldığı hallerde önem arz eden husus, bu hallerde tapu kütüğüne yapılan tescilin kurucu nitelikte değil, bildirici nitelikte olmasıdır. Bildirici tescilde ayni hak önceden kazanılmıştır; tescilin görevi ayni hakkın kazanılmasını sağlamak değil, ayni hakkın yeni sahibinin kim olduğunu bildirmektir. TMK'nin 705. maddesinin ikinci fıkrasında hangi hallerin tescilden önce taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasını sağlayacağı belirtilmiştir. Buna göre; miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemlerini yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır. Bundan ayrı olarak İİK'nin 28. maddesinde, "Taşınmaz davalarında davacının lehine hüküm verildiği takdirde mahkemece davacının talebine hacet kalmaksızın hükmün tefhimi ile birlikte hülasasını tapu sicil dairesine bildirir. İlgili daire bu ciheti hükmolunan taşınmazın kaydına şerh verir. Bu şerh, Türk Medeni Kanunun 1010 maddesinin 2 fıkrası hükmüne tabidir" hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda ise, davalı alacaklı vekili tarafından borçlu aleyhine başlatılan takibin kesinleşmesi üzerine taşınmazın kaydına İcra Müdürlüğünün 24.03.2010 tarihli yazısı gereğince 25.03.2010 tarihinde haciz şerhinin işlendiği, dava dilekçesi ekinde bir örneği sunulan ... 3.Tüketici Mahkemesinin 15.12.2009 tarihli ve 2007/104 Esas, 2009/539 Karar ... kararı ile, üçüncü kişi tarafından borçlu ve diğerleri hakkında 01.03.2007 tarihinde tapu iptali ve tescil davası açıldığı, Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davanın kabul edildiği ve şikayete konu edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile şikayetçi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği, söz konusu kararın kesinleştiği, davaya konu haciz işleminin ise yukarıda özetlenen tapu iptali ve tescil karar tarihinden sonra 25.03.2010 tarihinde tapuya şerh edildiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, dava konusu taşınmazın borçlu adına olan tapu kaydının iptali ile üçüncü kişi adına tesciline karar verildiği, tapuya yapılacak tescilin yukarıda anılan yasal düzenlemeler uyarınca kurucu nitelikte bir işlem değil bildirici nitelikte bir işlem olduğu, bu durumda mülkiyet hakkının haciz tarihinden önce davacı üçüncü kişiye geçtiğinin kabul edilerek, davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine yönelik hüküm kurulması doğru olmadığından, hükmün bozulması gerekirken onandığı anlaşıldığından yukarda açıklanan onama kararının kaldırılarak hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte gösterilen nedenlerle davalı alacaklı vekilinin KARAR DÜZELTME İSTEMİNİN REDDİNE; (2) numaralı bentte gösterilen nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin KARAR DÜZELTME İSTEMİNİN KABULÜ İLE; Dairemizin 27.12.2016 tarihli ve 2014/25845 Esas, 2016/17505 Karar ... onama kararının kaldırılmasına, hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle İİK'nin 366 ve 6100 ... HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, anılan Kanunun 442. maddesi uyarınca (6100 ... HMK'nin Geçici 3. maddesi gereğince 1086 ... HUMK'un 427 ila 454. maddeleri yürürlükte bulunduğundan) takdiren 370,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyen davalı alacaklıdan alınarak Hazineye irad kaydına ve 65,40 TL peşin harcın red harcına mahsubu ile kalan 27,10 TL’nin karar düzeltme isteyen davalıdan alınmasına, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyen davacıya iadesine, 26.06.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.