Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2012/8395 E. 2013/1871 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/8395
- Karar No
- 2013/1871
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil ... ile Hazine ve ... Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 29.05.2012 gün ve 512/338 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, dava dilekçesinde mevki ve sınırları belirtilen üç parça taşınmazın davacı tarafından büyük mesai ve ücret harcanarak imar-ihya edildiğini açıklayarak davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili 04.10.2005 tarihli cevap dilekçesinde davacı lehine zilyetlikle kazanma koşulları gerçekleşmediğinden, davalı ... temsilcisi ise, neden belirtmeden ayrı ayrı davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Mahkemece, davacı lehine zilyetlikle kazanma koşulları gerçekleştiğinden 11.01.2012 tarihli teknik bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 32.232,13 m2, B ile işaretlenen 1.415,43 m2 ve C ile belirlenen 14.168,29 m2'lik yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK.nun 713/1, 996 ve ve 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddesi gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davacı lehine zilyetlikle kazanma koşulları oluştuğundan davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu taşınmazlar dosya içinde bulunan komşu tutanaklara göre 1970 yılında 766 ... Yasanın 2. maddesi uyarınca tescil harici bırakılmıştır. Mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar kadastro çalışmalarında tespit harici bırakılan taşınmaz üzerindeki taşların davacı tarafından toplanarak tarıma elverişli hale getirildiğini açıklamışlardır. Bu açıklamaya göre taşınmaz taşlık vasfı ile tescil harici bırakılmıştır. Kural olarak taşlık vasfındaki yerler Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yerlerden sayılır. Böyle bir yerin zamanaşımı yoluyla kazanılması ve özel mülkiyet şeklinde tapuya tesciline karar verilebilmesi için 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 17. maddesindeki koşullar altında imar ve ihya edilerek kültür arazisi haline getirilmiş olması ve bu olgunun tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar kazanma koşullarının geçmiş olması gerekir. Ne var ki, mahkemece uyuşmazlığın tespitinde bileşik kadastro paftası getirtilerek, dava konusu taşınmaza komşu parsellere ait kayıt ve tutanaklar ile varsa dayanak belgeler Tapu Sicil Müdürlüğü'nden getirtilmemiş, taşınmaza ilişkin fotometrik ve fotogrametrik paftalar getirtilmemiş, keşif sırasında çekilecek yakın plan ve panoramik fotoğraflardan da yararlanılmamıştır. 1985 tarihli hava fotoğrafı uygulanmış ise de tek hava fotoğrafı ile sonuca ulaşılması da yeterli bulunmayıp Daire uygulaması, iki ayrı zamanda çekilen hava fotoğrafları ile sonuca ulaşmak yönündedir. Mahkemece yapılacak iş, tespit tarihinden sonra ve dava tarihinden geriye doğru 20–30 yıl öncesine ait ( 1975-1985 yılları arası) en az iki farklı tarihli hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan; Fotoplan, Fotometrik ve Fotogrametrik paftalar ile dava konusu yerin bileşik paftası ise İl Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilerek dosyaya eklenmesi, bileşik paftadan belirlenecek dava konusu taşınmazın komşularına ait kayıt, tutanak ve dayanak belgeler Tapu Sicil Müdürlüğü'nden getirtilmeli, bu eksikliklerin tamamlanmasından sonra mahallinde yeniden yapılacak keşifte, yerel bilirkişi ve tanıkların ...nun 243, 244 ve 259. maddeleri gereğince davetiyeyle keşif yerine çağrılmalı uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeli, hava fotoğrafları, Fotometrik ve Fotogrametrik paftalar ile komşu parsellere ait kayıt ve belgelerin daha önce götürülmeyen iki Jeodezi ve Fotogrametri Uzmanı Mühendis ile teknik bilirkişiden kurulu heyet aracılığıyla yapılacak keşifte uygulanmalı, hava fotoğrafları uzman bilirkişilerce incelemeye tabi tutulmalı, hava fotoğraflarının çekildikleri tarihlere göre tesciline karar verilen taşınmazların imar ve ihya edilip edilmedikleri, kültür arazisi haline getirilip getirilmedikleri veya hangi konumda bulundukları hususunda bilirkişi kurulundan tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınmalı, topoğrafik haritaya ait bilgilerin rapora aktarılması sağlanmalı, hangi bölümün hangi tarihler arasında imar ve ihyasının tamamlandığı ve taşınmazlardaki tarımsal amaçlı zilyetliğin başladığı tarih, zilyetliğin kim tarafından ne şekilde sürdürüldüğü, yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulmalı, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde HMK'nun 261 maddesi gereğince giderilmesine çalışılmalı, komşu parsellere ait tapu ve varsa dayanak kayıtların taşınmaz yönünü ne gösterdiği üzerinde durulmalı, HMK'nun 290/2. maddesi gereğince birlikte keşfe götürülecek uzman bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan panoramik fotoğraflarının çektirilerek, Mahkemece onaylandıktan sonra dosya arasına konulması sağlanmalı ve toplanacak delillere göre bir değerlendirme yapılarak karar vermek gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Kabule göre de, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükmüne göre; zilyetliğin bu kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilmeyen hallerde, zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçmeyecektir. 28.12.2011 tarihli keşifte dinlenen davacı tanığı ... ... dava konusu taşınmazların ''kuyu suyu'' ile sulandığını bildirmiş olup, sulu kuru arazi ayırımı, 3402 ... Yasanın 14/ 2 maddesine atfen 5403 ... Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 3. maddesinin j bendine göre yapılmalıdır. Söz konusu yasa maddesi sulu araziyi, tarımı yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı arazi şeklinde tarif etmektedir. Bu tanım ve davacı tanığı ... ...'in beyanı gereğince dava konusu taşınmazların sulu arazi olarak kabulü gerekirken bu hususun dikkate alınmamış olması da doğru değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüne, yerel mahkeme hükmünün 6100 ... HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 ... HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 388/4., HMK'nun m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21.02 2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.