Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2012/6423 E. 2012/12787 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/6423
Karar No
2012/12787
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Sakarya 3.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 03.11.2011 gün ve 596/724 ... kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R

Davacı vekili; dava ve 01.03.2010 tarihli dilekçelerinde, uyuşmazlık konusu 194 ve 200 parsel ... taşınmazlarda paylı şekilde malik olan " ... ... oğlu... " ın kim olduğunun bilinemediğini, böyle bir kimsenin bulunmadığını, bu kapsamda TMK'nın 713/2. maddesi uyarınca sözü edilen malik bakımından tapuların hukuki kıymetlerini yitirdiğini açıklayarak, nizalı parsellerde "... ... oğlu... " ın maliki bulunduğu payların iptali ile vekil edeninin mirasbırakanı ... ... oğlu...'ın mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacı yararına TMK'nın 713/2. maddesinde öngörülen kazanma koşulları gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 194 ve 200 parsel ... taşınmazlarda " ... ... oğlu..." adına kayıtlı 5/12 payların iptali ile bu payların ... ... ve Şerife oğlu...'ın mirasçıları adına Sakarya 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/1407-1340 ve 2008/1698-1597 ile Sakarya 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/318-283 Esas ve Karar ... mirasçılık belgelerinde gösterilen şekilde mirasçıları adına miras payları oranında tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, TMK.nun 713/2. fıkrasında yer alan; “ … maliki tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan …” hukuki sebebine dayalı olarak TMK.nun 713/1 – 2. fıkraları gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsımından; öncelikle ... ... oğlu...'ın davacı dışındaki diğer tüm mirasçılarının davaya olurları alınarak davacı yan bakımından TMK'nın 701 ve 702. maddeleri kapsamında davanın görülebilirlik koşulu sağlanmıştır. Ne var ki, kural olarak, tapu iptali ve tescil davalarında, dava, kayıt malikine, kayıt maliki ya da malikleri ölüyse mirasçılarına yöneltilerek açılır. Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalı olarak Maliye Hazinesini göstermiştir. TMK.nun 713/2. fıkrası gereğince, açılan davalarda Hazine, TMK.nun 501. maddesi uyarınca son mirasçı sıfatıyla hasım gösterilmektedir. Kayıt maliki görülen "... ... oğlu...'ın " ölü veya sağ olup olmadıkları dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden anlaşılamamaktadır. Esasen kayıt maliki görünen anılan şahıslara karşı açılmış bir davadan da söz edilemez. Yine, TMK.nun 713/2. maddesinde belirtilen hukuki sebeplerden birine dayanılarak açılan davalarda, bu tür davaların niteliği ve özelliği gereği husumetin yargılama sırasında tamamlanması mümkündür. Ancak mahkemece, bu eksiklik yargılama sırasında yerine getirilmemiş ve davada taraf teşkili sağlanamamıştır. Bilindiği üzere, bir davanın görülebilmesi için öncelikle davada taraf teşkilinin sağlanması gereklidir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden haberdar edilmesiyle mümkün olur. HUMK.nun 73. maddesinde; “Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde Hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez,” denilmektedir. Madde metninde açıkça görüldüğü üzere taraflar, yöntemine uygun bir biçimde davet edilmedikçe mahkemece karar verilemez. Aynı durum Hukuk Muhakemesi Kanununun 27. maddesinde de; “Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamın diğer ilgilileri, kendi haklarıyla bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler” amir hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu maddede yer alan “hukuki dinlenilme hakkı" tabiriyle 73. maddesindeki durum ifade edilmiştir. Bu hak, Anayasanın 36. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Bu hak iddia ve savunma hakkı olarak da bilinse iddia ve savunma hakkından daha geniş ve daha üst bir kavram olarak nitelendirilmektedir. Somut olayda, mahkemece, her ne kadar, işin esası hakkında bir karar verilmiş ise de, yargılama sırasında tapu kayıt maliki "... ... oğlu...'a" herhangi bir şekilde ve yolla tebligat yapılmamış, yargılama sırasında dahi, dava kendilerine yöneltilmemiş ve taraf teşkili sağlanamamıştır. Böylece, davada taraf sıfatıyla savunma hakkı tanınmamış ve daha ötesi savunma hakkı kısıtlanmıştır. Saptanan bu somut ve hukuki olgulardan da anlaşılacağı üzere davada taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulamaz (HGK.nun 22.02.2012 Tarih, 2011/8-763 E., 2012/85 ... kararı). Öyleyse mahkemece yapılacak iş, davanın öncelikle dava konusu taşınmazda tapuda nizalı payların kayıt maliki olan "... ... oğlu...'a" yöneltilmesidir. Bu kapsamda, anılan şahısların sağ olup olmadıklarının ve vefat etmiş iseler varsa mirasçılarının kesin bir biçimde saptanabilmesi için "... ... oğlu...'ın" hasımlı (hasım Hazine olmak üzere) mirasçılık belgesinin alınıp dosyaya konulması için davacı tarafa süre ve imkan tanınması; mirasçılık belgesine göre belirlenecek yöntem ile taraf teşkili sağlanarak davanın yürütülmesi, tebligatlar yönünden 7201 ... Tebligat Kanunu hükümlerinin gözönünde tutulması, dava dilekçesi, hüküm ve bozma ilamının "... ... oğlu...'a" vefat etmiş ise varsa mirasçılarına tebliğ ettirilmesi, böylece taraf teşkilinin sağlanması ondan sonra işin esasına girilerek bir hüküm kurulması gerekir. Bu nedenlerle, taraf teşkili sağlanmaksızın işin esası hakkında hüküm kurulması doğru olmamıştır. Davalı ... vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle usul ve kanuna aykırı görülen hükmün 6100 ... HMK.nun Geçici 3.maddesi uyarınca uygulanacak olan 1086 ... HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/6423, K. 2012/12787, T. 21.12.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2012-6423-e-2012-12787-k-5386cb5ebc60