Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2012/6735 E. 2012/13140 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/6735
- Karar No
- 2012/13140
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil
... ile Hazine ve ... aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 18.04.2012 gün ve 238/92 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR Davacı vekili, mevkii ve sınırlarını dava dilekçesinde belirttiği 3000-4000 m2’lik taşınmazın 40-50 yıldır vekil edeninin malik sıfatıyla zilyetlik ve tasarrufunda olduğunu, üzerinde ev, ahır, samanlık ve bahçe bulunduğunu açıklayarak taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde, taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacak nitelikte bulunduğunu, zilyetlik ile edinme koşullarının oluşmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Davalı Köy Temsilcisi davaya cevap vermediği gibi yargılama oturumlarına da katılmamıştır. Mahkemece, davanın kabulü ile, fen bilirkişisinin 28.09.2011 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfiyle gösterilen ev, (B) harfiyle işaretlenen ahır, (C) harfiyle belirlenen samanlık ve (D) harfiyle tespit edilen bahçe ve tarla olarak belirlenen 2090,46 m2’lik taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; kadim ve tahsisli mera araştırması yapılmadığı gibi taşınmazı komşularıyla birlikte gösteren birleşik kroki örneği ile komşu 859, 862, 866 ve 874 nolu parsellere ait kadastro tutanağı örnekleri ile kadastro çalışmaları sırasında bu parsellere revizyon gören tapu ve vergi kayıtları getirtilerek mahalline uygulanmamıştır. Uyuşmazlık konusu taşınmaz, fen bilirkişisi raporuna göre; kadastro harici bırakılan yerlerdendir. Ziraat bilirkişisi raporuna göre, imar-ihya çalışmaları yıllar öncesinde tamamlanmış olup, 15-20 yıldır tarım yapılmaktadır. İnşaat bilirkişisi raporuna göre ise, üzerinde ev, ahır ve samanlık bulunmaktadır. Keşif sırasında dinlenen davacı tanıkları ... ... ile ..., taşınmazın öncesinin mera olduğunu açıklamışlardır. Taşınmazın tapulama harici bırakılma sebebi Kadastro Müdürlüğünden sorulmamıştır. Mahkemece, hükme esas alınan fen bilirkişi rapor ve krokisi eklenerek tapulama harici bırakılma nedeni ile niteliğinin Kadastro Müdürlüğünden sorulması, keza Kadastro Müdürlüğünden taşınmazı komşuları ile birlikte gösterir birleşik pafta örneğinin getirtilerek taşınmaza komşu 859, 862, 866 ve 874 nolu parsellere ait tapulama tespit tutanağı örnekleriyle, kadastro çalışmaları sırasında bu parsellere revizyon gören tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren tüm tedavüllerinin bulundukları Tapu Sicil Müdürlüklerinden, vergi kayıtlarının ise bulundukları İl, İlçe Özel İdare Müdürlüklerinden getirtilerek dosyaya eklenmesi, bileşik pafta örneği geldiğinde varsa bunların dışındaki komşu parsellere ait kadastro tutanağı örnekleri ile kadastro çalışmaları sırasında bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıt örneklerinin bulundukları yerlerden getirtilmesi, davacı tanıklarından ... ... ile ...’ın taşınmazın öncesinin mer'a olduğu yönündeki beyanları da dikkate alınarak yöntemine uygun olarak tahsisli ve kadim mera araştırmasının yapılması gerekir. Dava konusu yerin öncesinin veya hâlihazır durumunun tahsisli veya kadim mer'alardan olup olmadığı ayrı usul ve şekilde araştırılmaya tabidir. Zira tahsisli ve kadim mer'aların oluşumu itibariyle farklılıkları vardır. Tahsisli mer'alar, yetkili merciler tarafından kamunun yararlanmasına ayrılmak suretiyle ve tahsis yoluyla oluştuğu halde, kadim mer'alar, başlangıcı bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel olarak o yer halkının yararlanması suretiyle kamu malı niteliğini kazanırlar. HGK.nun 30.10.1991 tarih 1991/8-427-544 ve 03.05.1995 tarih ve 1995/17-149-502 ... kararlarında da belirtildiği gibi bir yerin yetkili bir merci tarafından mer'a olarak tahsis edilmesi, evveliyatı itibariyle o yerin mutlak surette mer'a olarak kabulüne yeterli olmadığı gibi zilyetlikle iktisap iddiasının dinlenmesine de engel değildir. Ne var ki, yetkili merci tarafından bir yerin mer'a olarak tahsisinin yapılmış olması durumunda gerçek kişinin o yerdeki zilyetliği sona ereceğinden mer'a olarak tahsisin yapıldığı tarih itibariyle kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinme koşullarının saptanması gerekir. Taşınmazın tahsis yoluyla değil de kadim mer'a olduğunun anlaşılması halinde ise hiçbir şekilde kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisabı mümkün değildir. Taşınmazın tahsisli mer'alardan olup olmadığı hususu araştırılırken, öncelikle bu yerde mer'a tahsisinin bulunup bulunmadığının İl ve İlçe Tarım Müdürlükleri ile İl Özel İdare Genel Sekreterliğinden sorulması, varsa mer'a norm kararı ile tahsis tutanağı ve paftasının getirtilerek mahallinde uygulanıp nizalı taşınmazın bu belgeler kapsamında kalıp kalmadığı, mer'a norm kararına göre tahsis edilen mer'anın menşei norm kararından araştırılarak tahsisin mevcut kadim mer'adan mı, yoksa 4342 ... Kanunun 5. maddesinde belirtilen yerlerden mi yapıldığı tahkik ve tespit edilmelidir. Kadim mer'a niteliğinde olup olmadığı hususu araştırılırken yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına göre, taşınmazın bulunduğu mahalle dışından seçilecek yerel bilirkişi ve taraflarca bildirilecek tanıklar HMK.nun 243 ve 244. maddeleri gereğince keşif yerine davetiyeyle çağrılmalı, aynı Kanunun 259 ve 290/2. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıklar keşif yerinde dinlenmeli, komşu parsellere ait tapu ve vergi kayıtlarının taşınmaz yönünü ne gösterdikleri üzerinde durulması, teknik bilirkişiye krokisi üzerinde işaret ettirilmesinin sağlanması, dava konusu taşınmazın önceki niteliği, imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise kim tarafından ne zaman imar-ihyasına başlandığı, imar ihyanın bittiği tarih ile tarımsal amaçlı zilyetliğin başlangıç tarihi ile bu zilyetliğin dava tarihine kadar ne şekilde ve kim tarafından sürdürüldüğü, imar-ihya olgusunun tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıllık zilyetlikle iktisap süresinin dolup dolmadığı, taşınmazın öncesinin köy orta malı niteliğindeki kadim mer'a olup olmadığı yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulmalı, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde çelişkinin HMK.nun 261. maddesi gereğince giderilmesine çalışılmalı ve toplanacak deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 ... HMK. nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 26.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi