Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/7314 E. 2026/7940 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2025/7314
Karar No
2026/7940
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/55 E. 2025/347 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düzeltilerek onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, sanık ... müdafinin temyiz talebinin vekalet ücretine hasren olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı İnegöl 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.12.2024 tarih ve 2024/326 Esas, 2024/521 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188/3, 188/4-a, 52, 53, 54... . maddeleri uyarınca 15 yıl hapis ve 150.000TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, sanık ... yönünden 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 24.02.2025 tarihli ve 2025/55 Esas, 2025/347 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ... ve müdafinin ile vekalet ücretine hasre sanık ... müdafinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Sanık ... Müdafilerinin Temyiz İstemi Suçun unsurlarının oluşmadığına, yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına, delillerin hukuka aykırı ele geçtiği, bahse konu iş yerinin ... tarafından kiralandığı ve kullanıldığı yönündeki işyeri sahibinin beyanı karşısında ilgili kişinin tanık olarak dinlenmediği bu hususta eksik araştırma yapıldığı, kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir 2.Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Beraat eden sanık lehine vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe A. Sanık ... müdafinin temyiz istemi yönünden 1. 5271 sayılı Kanun'un "Yargılama giderleri" başlıklı 324/1. maddesinde harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemelerin yargılama gideri olduğu belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 327/2. maddesinde, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı giderlerin Devlet Hazinesince üstlenileceği düzenlenmiştir. 2. 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 168. maddesinde ise Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) ne şekilde hazırlanacağı düzenlenmiş olup, söz konusu maddeyle Türkiye Barolar Birliği'ne (TBB) serbest avukatlık faaliyetleri kapsamında, yani vekalet sözleşmesine dayalı olarak yapılan hukuki yardımlarda uygulanacak asgari ücret tarifesini belirleme yetkisi verilmiştir. Bahsedilen madde gereğince her yıl TBB tarafından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hazırlanmaktadır. 3. 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 13/1. maddesinde ise, 5271 sayılı Kanun gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafii ve vekile, "avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak", TBB'nin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücretin, Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla yer alan ödenekten ödeneceği ve bu ücretin, yargılama giderlerinden sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun'un 13/2. maddesinde de bu madde uyarınca yapılacak ödeme ve uygulamaya ilişkin usûl ve esasların ise TBB'nin görüşü de alınmak suretiyle "Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelik" ile belirleneceği belirtilmiş olup, bu hükme istinaden Adalet Bakanlığı tarafından "Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik" hazırlanmıştır. Bahsedilen Kanun ve Yönetmelik doğrultusunda da 5271 sayılı Kanun gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafiiye ve vekile ödenecek ücrete ilişkin olarak TBB'nin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücrete ilişkin olarak Adalet Bakanlığınca "Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin Tarife" hazırlanmakta ve söz konusu Tarife her sene başında Resmi Gazete'de yayımlanmaktadır. 4. Söz edilen kurallar ve ilkeler çerçevesinde 5271 sayılı Kanun gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretlerinin, 5320 sayılı Kanun'un 13. maddesi ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan Yönetmeliğin 9. maddesi uyarınca "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinden ayrık olarak", TBB'nin görüşü alınarak, Adalet ve Maliye Bakanlıkları tarafından birlikte belirlenecek bir tarife ile ödeneceği açıkça hükme bağlamıştır. 5271 sayılı Kanun ya da ilgili diğer mevzuatta, atanan zorunlu müdafii veya vekil ücretlerine ilişkin TBB'ye düzenleme yapabilme yetkisi verildiğine dair açık bir hüküm yer almadığından TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 5271 sayılı Kanun gereğince atanan zorunlu müdafii ve vekillere uygulanma imkanı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu hükümler ve ilkeler uyarınca, 1136 sayılı Kanun'un 168. maddesine dayanılarak TBB tarafından çıkarılan ve bir düzenleyici işlem olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. ve 14/4. maddeleri ile getirilen düzenlemeler ile 5271 sayılı Kanun gereğince atanan zorunlu müdafii ve vekil ücretlerinin belirlenemeyeceğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. 5. Kısacası; 5271 sayılı Kanun gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretleri, 5320 sayılı Kanun'un 13. maddesi ile Yönetmeliğin 8. ve 9. maddelerinde gösterildiği şekilde Adalet Bakanlığınca çıkarılan ayrık bir Tarife ile belirlenmektedir. 5271 sayılı Kanun ya da ilgili diğer mevzuatta aksi yönde bir hüküm de bulunmadığından, 5271 sayılı Kanun gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretleri TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin kapsamında yer almamaktadır. Bu bağlamda; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/1. ve 14/4. maddeleriyle getirilen düzenlemenin de zorunlu müdafii ve vekiller yönünden uygulama alanı bulunmadığı değerlendirilmektedir. Sonuç olarak, TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ilgili hükümlerinin 5271 sayılı Kanun gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretlerinin belirlenmesine ilişkin olarak uygulanamayacağı; 5271 sayılı Kanun gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretlerinin belirtilen mevzuat çerçevesinde "Adalet Bakanlığınca çıkarılan ayrık bir Tarife ile belirlenebileceği" kabul edilmelidir. 6.Yukarıda açıklanan düzenlemeler ışığında, temyiz incelemesine konu dava dosyası incelendiğinde sanık yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince gösterilen maktu vekalet ücretine hükmedilebilmesi için kendisinin vekaletname ile atadığı bir vekille temsili gereklidir. Bir diğer ifadeyle, kanun koyucunun zorunlu müdafi ve vekillere ödenecek ücretler bakımından TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi dışında "tamamen ayrı bir tarifeyle farklı bir sistem belirlediği" aşikardır. Kısacası, zorunlu müdafi ve vekillere ödenecek ücretler Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan ayrık bir tarifeye göre ödenecektir. TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin zorunlu müdafi ve vekillere de uygulanabileceğine dair hiçbir norm bulunmaması ve dava dosyası içerisinde bulunan belgelere göre sanık müdafinin baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafi olduğunun anlaşılması karşısında, sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafinin temyiz talebinin reddime karar verilmiş, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B.Sanık ... hakkında verilen hüküm yönünden Dava dosyası kapsamına göre, uyuşturucu madde sattığına dair istihbari bilgi üzerine sanık ...'in kaldığı belirtilen bahse konu adreste yapılan aramada tuvalet havalandırma boşluğundaki pencere arkasına gizlenmiş halde kullanma miktarının üzerinde ... uyuşturucu maddesinin ele geçtiği, sanığın bahse konu işyerinde ticari amaçla uyuşturucu madde bulundurmak suretiyle uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği iddiasına ilişkin olarak; Kolluk tarafından tanzim edilen tutanaklar, savunma, kriminal rapor, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından suç tarihinde istihbari bilgi ile uyumlu şekilde sanığın kullandığı işyerinde tuvalet havalandırma boşluğuna gizlenmiş halde ... maddesinin ele geçtiği, ele geçen maddenin kullanma miktarı üzerinde olduğu, mümzi tanığın arama yapmak üzere geldikleri esnada sanık ...'in çıktığı yerde maddeyi bulduklarına dair beyanı, beraat eden sanık ...'nın sanık ...'in kendisine uyuşturucu madde ikram edeceğini kast ederek güzellik yapacağını söyleyerek iş yerine çağırdığı ve bu iş yerinde kendisine uyuşturucu madde ikram ettiğine dair beyanı karşısında sanık ...'in bahse konu adreste ticari amaçla uyuşturucu madde bulundurmak suretiyle atılı uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, kovuşturma evresinde eksik soruşturma yürütülerek hüküm kurulduğuna dair temyiz itirazları yerinde görülmediği ve mevcut delillerin suçun sübutunu tayinde yeterli olduğu anlaşıldığından, sanık müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 24.02.2025 tarihli ve 2025/55 Esas, 2025/347 Karar sayılı kararında sanık ... müdafiinin vekalet ücretine ilişkin temyiz istemi yönünden ve sanık ... müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye ksımen aykırı olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık ... hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İnegöl 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2025/7314, K. 2026/7940, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2025-7314-e-2026-7940-k-85ea07cf5f35