Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/3041 E. 2026/5529 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/3041
- Karar No
- 2026/5529
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/666 D.İş SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Ret (hükmün açıklanmasının geri bırakılması) TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
... Cumhuriyet Başsavcılığının 04.12.2018 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191/1, 43... . maddeleri uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde ... 67. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.01.2020 tarihli kararı ile 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, karara yapılan itiraz ile ... 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.07.2020 tarihli ve 2020/666 D.İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 20.01.2025 tarihli ve 2023/22085 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.03.2025 tarihli ve KYB-2025/16806 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "1-Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 09/12/2019 tarihli ve 2019/2360 esas, 2019/7718 karar sayılı ve Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 26/05/2016 tarihli ve 2016/1582 esas, 2016/3201 karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilamlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının da bir önem arz etmediği nazara alındığında; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde yer alan, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği dikkate alındığında; öncelikle bilinen en son adrese, mernis adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, Somut olayda ise, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 26/02/2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın sanığın doğrudan mernis adresine tebliğ edilmiş ise de tebligatın usulsüz olduğu ve erteleme kararının kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği cihetle, itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, 2-Kabule göre de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/03/2014 tarihli ve 2013/14-102 esas, 2014/128 sayılı kararında belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartları oluşmadığı halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda, kanun yararına bozma yoluna başvurulabileceği ve bozma kararının aleyhe sonuç doğuracağı nazara alınarak yapılan incelemede, Dosya kapsamına göre, sanığın dosya içerisinde bulunan adlî sicil kaydında daha önce işlemiş olduğu suçlar nedeniyle, Ödemiş 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/10/2015 tarihli ve 2014/219 esas, 2015/358 sayılı kararı ile verilen ve 04/11/2015 tarihinde kesinleşen mahkumiyet kaydı ile ... 63. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/06/2015 tarihli ve 2014/1159 esas, 2015/968 sayılı kararı ile verilen ve 03/09/2015 tarihinde kesinleşen mahkumiyet kaydı bulunduğu, işbu yargılamaya konu suçun ise anılan kararların denetim süresinde 12/12/2017 tarihinde işlendiği cihetle, 5271 sayılı Kanun’un 231/8. maddesindeki "... Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” şeklindeki hükme nazaran, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 28.11.2017, 12.12.2017, 04.03.2018 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından yapılan soruşturma sonucunda, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 26.02.2018 tarihli ve 2018/16974 Soruşturma, 2018/964 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, dördüncü fıkrası uyarınca erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, B. Şüphelinin 20.07.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi ihlal kabul edilerek erteleme kararının kaldırıldığı, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 04.12.2018 tarihli iddianamesi ile ... Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, C. ... 67. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.01.2020 tarihli ve 2018/867 Esas, 2020/134 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191/1, 62... . maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, D. Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı daha önce sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları olduğu ve tekrar verilemeyeceği belirtilerek 10.07.2020 tarihinde itiraz edilmesi üzerine ... 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.07.2020 tarihli ve 2020/666 D.İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği Anlaşılmıştır. E. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinin, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, aynı Kanun'un 21/1.maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata aynı Kanun'un 23/1-8 maddesi ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği için sanığın doğrudan MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca yapılan tebliğin usulsüz olduğundan 26.02.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği, bu nedenle infazına da başlanamayacağı, denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan tebligatların da hukukî sonuç doğurmayacağı anlaşıldığından, sanık hakkında kovuşturma şartlarının oluşmaması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, kamu davasının durmasına ve gerekli tebligat işlemlerinin tamamlanarak, kararın infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi yerine yargılamaya devam edilerek verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yapılan itirazın reddine karar verilmesi, F. Kabule göre ise; Sanığın dosya içerisinde bulunan adlî sicil kaydında daha önce işlemiş olduğu suçlar nedeniyle, Ödemiş 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.10.2015 tarihli ve 2014/219 Esas, 2015/358 Karar sayılı kararı ile verilen ve 04.11.2015 tarihinde kesinleşen mahkumiyet ile ... 63. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.06.2015 tarihli ve 2014/1159 Esas, 2015/968 Karar sayılı kararı ile verilen ve 03.09.2015 tarihinde kesinleşen mahkumiyet kaydı bulunduğu, yargılamaya konu suçun ise anılan kararların denetim süresinde 12.12.2017 tarihinde işlendiği, 5271 sayılı Kanun’un 231/8. maddesindeki "... Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” şeklindeki düzenleme ile sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. ... 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.07.2020 tarihli ve 2020/666 D.İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2026 tarihinde karar verildi. ...