Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/11061 E. 2026/9010 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/11061
- Karar No
- 2026/9010
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2036 E., 2025/1164 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama (sanık ...), düzeltilerek onama (sanık ...)
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık ... hakkında kurulan hükme karşı sanık müdafiinin temyiz talebinin vekalet ücreti ile sınırlı olduğu, sanıklar hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Karar Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.04.2025 tarihli ve 2025/1 Esas, 2025/132 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 62, 52, 53, 54... . maddeleri uyarınca 9 yıl 2 ay hapis ve 100.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 19.06.2025 tarihli ve 2025/2036 Esas, 2025/1164 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar müdafileri ve Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Dava dosyası kapsamında cezalandırılmaya yeterli delil bulunmadığına, aramanın hukuka aykırı bir şekilde yapıldığına ve elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağına ilişkindir. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Sanık ... Yönünden Yapılan İncelemede Dava dosyası kapsamına göre, hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan kamu davası açılan sanık için 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi gereğince müdafi görevlendirildiği, yargılama sonunda beraat eden sanık lehine hatalı bir şekilde vekalet ücretine hükmedilmediği iddiasına ilişkin olarak, a. 5271 sayılı Kanun'un "Yargılama giderleri" başlıklı 324/1. maddesinde harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemelerin yargılama gideri olduğu belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 327/2. maddesinde, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı giderlerin Devlet Hazinesince üstlenileceği düzenlenmiştir. b. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 168. maddesinde ise Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) ne şekilde hazırlanacağı düzenlenmiş olup söz konusu maddeyle Türkiye Barolar Birliği'ne (TBB) serbest avukatlık faaliyetleri kapsamında, yani vekalet sözleşmesine dayalı olarak yapılan hukuki yardımlarda uygulanacak asgari ücret tarifesini belirleme yetkisi verilmiştir. Bahsedilen madde gereğince her yıl TBB tarafından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hazırlanmaktadır. c. 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 13/1. maddesinde ise, Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafii ve vekile, "avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak", TBB'nin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücretin, Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla yer alan ödenekten ödeneceği ve bu ücretin, yargılama giderlerinden sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun'un 13/2. maddesinde de bu madde uyarınca yapılacak ödeme ve ve uygulamaya ilişkin usûl ve esasların ise TBB'nin görüşü de alınmak suretiyle "Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle" belirleneceği belirtilmiş olup bu hükme istinaden Adalet Bakanlığı tarafından "Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik" (Yönetmelik) hazırlanmıştır. Bahsedilen Kanun ve Yönetmelik doğrultusunda da Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafiiye ve vekile ödenecek ücrete ilişkin olarak TBB'nin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücrete ilişkin olarak Adalet Bakanlığınca "Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin Tarife" (Tarife) hazırlanmakta ve söz konusu Tarife her sene başında Resmi Gazetede yayımlanmaktadır. d. Söz edilen kurallar ve ilkeler çerçevesinde Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretlerinin, 5320 sayılı Kanun'un 13. maddesi ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan Yönetmeliğin 9. maddesi uyarınca "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinden ayrık olarak", TBB'nin görüşü alınarak, Adalet ve Maliye Bakanlıkları tarafından birlikte belirlenecek bir tarife ile ödeneceği açıkça hükme bağlamıştır. 5271 sayılı Kanun ya da ilgili diğer mevzuatta Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafii veya vekil ücretlerine ilişkin TBB'ye düzenleme yapabilme yetkisi verildiğine dair açık bir hüküm yer almadığından TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafii ve vekillere uygulanma imkanı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu hükümler ve ilkeler uyarınca, 1136 sayılı Kanun'un 168. maddesine dayanılarak TBB tarafından çıkarılan ve bir düzenleyici işlem olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. ve 14/4. maddeleri ile getirilen düzenlemeler ile Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafii ve vekil ücretlerinin belirlenemeyeceğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. e. Kısacası; Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretleri, 5320 sayılı Kanun'un 13. maddesi ile Yönetmeliğin 8. ve 9. maddelerinde gösterildiği şekilde Adalet Bakanlığınca çıkarılan ayrık bir Tarife ile belirlenmektedir. 5271 sayılı Kanun ya da ilgili diğer mevzuatta aksi yönde bir hüküm de bulunmadığından Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretleri TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin kapsamında yer almamaktadır. Bu bağlamda; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/1. ve 14/4. maddeleriyle getirilen düzenlemenin de zorunlu müdafii ve vekiller yönünden uygulama alanı bulunmadığı değerlendirilmektedir. Sonuç olarak, TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin ilgili hükümlerinin Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretlerinin belirlenmesine ilişkin olarak uygulanamayacağı; Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretlerinin belirtilen mevzuat çerçevesinde "Adalet Bakanlığınca çıkarılan ayrık bir Tarife ile belirlenebileceği" kabul edilmelidir. f. Yukarıda açıklanan düzenlemeler ışığında, temyiz incelemesine konu dava dosyası incelendiğinde sanık yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince gösterilen maktu vekalet ücretine hükmedilebilmesi için kendisinin vekaletname ile atadığı bir vekille temsili gereklidir. Bir diğer ifadeyle, kanun koyucunun zorunlu müdafii ve vekillere ödenecek ücretler bakımından TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi dışında "tamamen ayrı bir tarifeyle farklı bir sistem belirlediği" aşikardır. Kısacası, zorunlu müdafii ve vekillere ödenecek ücretler Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan ayrık bir tarifeye göre ödenecektir. TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin zorunlu müdafii ve vekillere de uygulanabileceğine dair hiçbir norm bulunmaması ve dava dosyası içerisinde bulunan belgelere göre müdafiinin baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafii olduğunun anlaşılması karşısında, sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafiinin temyiz talebinin reddine karar verilmiş, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.Sanık ... Yönünden Yapılan İncelemede Dava konusu olayda, kolluk görevlilerince ... otogarda yapılan çalışmalarda beklemekte olan ... seyahat firmasına ait bagaj kısmında herhangi bir yolcu bagaj etiketi bulunmayan çantanın yapılan kontrolünde, şüphelenilmesi ve içinden esrar kokusu gelmesi üzerine, söz konusu çantanın sahibi olan sanığın tespit edilerek yakalandığı, sanığa çantada suç unsuru bulunup bulunmadığı sorulduğunda sanığın içinde uyuşturucu madde olduğunu söylemesi üzerine çanta içindeki esrar maddelerinin ele geçirildiği olayda, sanığın ele geçen uyuşturucu maddeleri kullanım amacı dışında bulundurduğu iddiasına ilişkin olarak; Yapılan yargılamaya göre, sanığın uyuşturucu maddelerin ele geçerildiği çantanın kendisine ait olduğuna yönelik tevilli ikrar içerikli savunmaları, sanıktan ele geçen uyuşturucu maddelere ve yakalanmasına ilişkin olay tutanağı, sanıktan ele geçen uyuşturucu maddelere ilişkin uzmanlık raporu ve tüm dava dosyası kapsamındaki delillere göre, sanığın çantasında ele geçirilen uyuşturucu madde miktarı dikkate alınarak, sanığın ele geçirilen uyuşturucu maddeleri kullanım amacı dışında bulundurmak sureti ile üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
III. KARAR 1. Sanık ... Hakkında Gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 19.06.2025 tarihli ve 2025/2036 Esas, 2025/1164 Karar sayılı kararında sanık müdafiinin vekalet ücretine hasren temyiz istemi yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, 2. Sanık ... Hakkında Gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 19.06.2025 tarihli ve 2025/2036 Esas, 2025/1164 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.06.2026 tarihinde karar verildi.