Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/24035 E. 2026/4617 K. – Kişiyi Hürriyeti
Konu: Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/24035
- Karar No
- 2026/4617
- Karar Tarihi
- Konu
- Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/588 E., 2024/1048 K. SUÇTAN ZARAR GÖREN : Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı SUÇ : Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında Yargıtay bozma ilâmı üzerine verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerden sanığın, sanık müdafiinin ve katılan ... vekilinin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, sanığın, sanık müdafiinin ve katılan ... vekilinin temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A. Yargıtay Bozma İlâmı Bergama Ağır Ceza Mahkemesinin 26.03.2019 tarihli ve 2018/179 Esas, 2019/89 Karar sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi tarafından verilen kararın katılan mağdur vekili tarafından temyizi sonrasında, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 27.02.2024 tarihli ve 2021/18232 Esas, 2024/1803 Karar sayılı kararı ile sanığın, mağdur çocuğu kucağına alarak evinin bahçesine götürmek suretiyle alıkoyduğunun anlaşılması karşısında sanığın cezalandırılması yerine beraatine karar verilmesinde hukuka uygunluk görülmemesi nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir. B. Yargıtay Bozma İlâmından Sonraki Yargılama Süreci Bozma üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi'nin 05.06.2024 tarihli ve 2024/588 Esas, 2024/1048 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında cebir kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109/2, 109/3-f, 109/5, 53, 58. maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1.İhbar Edilen Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi, Vekalet ücreti yönünden temyiz talebinde bulunmuştur. 2.Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstemleri, Sanığın eyleminin cinsel istismar suçu ile sınırlı kalarak mağdurun iradesiyle hareket edebilmesine engel olduğunun ve ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşmaması nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. 3.Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemi, Vekalet ücreti yönünden temyiz talebinde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Suçtan zarar gören Bakanlık vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde; İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama aşamasında katılan Bakanlık vekiline davanın ihbar edildiği ancak katılan Bakanlık vekilinin duruşmalara katılmadığı ve daha sonrasında katılma talebinde de bulunmadığı, Yargıtay bozma ilamı sonrası dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yeniden yapılan yargılama aşamasında katılan Bakanlık vekilinin katılma talebinde bulunarak katılan olarak davaya kabulüne karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Kanun'un 237/2. maddesi gereğince bu aşamada katılma talebinde bulunamayacağı ve katılan sıfatı bulunmadığından hükmü temyiz edemeyeceği anlaşılmıştır. 2.Katılan Mağdur Vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde; Karar katılan mağdur vekiline 05.06.2024 tarihinde tefhim edilmiş ise de; 7499 sayılı Kanun gereği temyiz süresinin gerekçeli kararın tebliği ile başlayacağının kabulü ile katılan vekilinin temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek inceleme yapılmıştır. Katılan mağdur vekilinin vekalet ücreti ile sınırlı temyiz isteminin incelenmesinde ; 5271 sayılı Kanun'un "Yargılama giderleri" başlıklı 324/1. maddesinde harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemelerin yargılama gideri olduğu belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 327/2. maddesinde, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı giderlerin Devlet Hazinesince üstlenileceği düzenlenmiştir. 2. 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 168. maddesinde ise Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) ne şekilde hazırlanacağı düzenlenmiş olup, söz konusu maddeyle Türkiye Barolar Birliği'ne (TBB) serbest avukatlık faaliyetleri kapsamında, yani vekalet sözleşmesine dayalı olarak yapılan hukuki yardımlarda uygulanacak asgari ücret tarifesini belirleme yetkisi verilmiştir. Bahsedilen madde gereğince her yıl TBB tarafından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hazırlanmaktadır. 3. 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 13/1. maddesinde ise, 5271 sayılı Kanun gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafii ve vekile, "avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak", TBB'nin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücretin, Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla yer alan ödenekten ödeneceği ve bu ücretin, yargılama giderlerinden sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun'un 13/2. maddesinde de bu madde uyarınca yapılacak ödeme ve uygulamaya ilişkin usûl ve esasların ise TBB'nin görüşü de alınmak suretiyle "Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelik" ile belirleneceği belirtilmiş olup, bu hükme istinaden Adalet Bakanlığı tarafından "Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik" hazırlanmıştır. Bahsedilen Kanun ve Yönetmelik doğrultusunda da 5271 sayılı Kanun gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafiiye ve vekile ödenecek ücrete ilişkin olarak TBB'nin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücrete ilişkin olarak Adalet Bakanlığınca "Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin Tarife" hazırlanmakta ve söz konusu Tarife her sene başında Resmi Gazete'de yayımlanmaktadır. 4. Söz edilen kurallar ve ilkeler çerçevesinde 5271 sayılı Kanun gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretlerinin, 5320 sayılı Kanun'un 13. maddesi ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan Yönetmeliğin 9. maddesi uyarınca "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinden ayrık olarak", TBB'nin görüşü alınarak, Adalet ve Maliye Bakanlıkları tarafından birlikte belirlenecek bir tarife ile ödeneceği açıkça hükme bağlamıştır. 5271 sayılı Kanun ya da ilgili diğer mevzuatta, atanan zorunlu müdafii veya vekil ücretlerine ilişkin TBB'ye düzenleme yapabilme yetkisi verildiğine dair açık bir hüküm yer almadığından TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 5271 sayılı Kanun gereğince atanan zorunlu müdafii ve vekillere uygulanma imkanı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu hükümler ve ilkeler uyarınca, 1136 sayılı Kanun'un 168. maddesine dayanılarak TBB tarafından çıkarılan ve bir düzenleyici işlem olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. ve 14/4. maddeleri ile getirilen düzenlemeler ile 5271 sayılı Kanun gereğince atanan zorunlu müdafii ve vekil ücretlerinin belirlenemeyeceğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. 5. Kısacası; 5271 sayılı Kanun gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretleri, 5320 sayılı Kanun'un 13. maddesi ile Yönetmeliğin 8. ve 9. maddelerinde gösterildiği şekilde Adalet Bakanlığınca çıkarılan ayrık bir Tarife ile belirlenmektedir. 5271 sayılı Kanun ya da ilgili diğer mevzuatta aksi yönde bir hüküm de bulunmadığından, 5271 sayılı Kanun gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretleri TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin kapsamında yer almamaktadır. Bu bağlamda; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/1. ve 14/4. maddeleriyle getirilen düzenlemenin de zorunlu müdafii ve vekiller yönünden uygulama alanı bulunmadığı değerlendirilmektedir. Sonuç olarak, TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ilgili hükümlerinin 5271 sayılı Kanun gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretlerinin belirlenmesine ilişkin olarak uygulanamayacağı; 5271 sayılı Kanun gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretlerinin belirtilen mevzuat çerçevesinde "Adalet Bakanlığınca çıkarılan ayrık bir Tarife ile belirlenebileceği" kabul edilmelidir. 6. Yukarıda açıklanan düzenlemeler ışığında, temyiz incelemesine konu dava dosyası incelendiğinde; sanık yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince gösterilen maktu vekalet ücretine hükmedilebilmesi için kendisinin vekaletname ile atadığı bir vekille temsili gereklidir. Bir diğer ifadeyle, kanun koyucunun zorunlu müdafii ve vekillere ödenecek ücretler bakımından TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi dışında "tamamen ayrı bir tarifeyle farklı bir sistem belirlediği" aşikardır. Kısacası, zorunlu müdafii ve vekillere ödenecek ücretler Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan ayrık bir tarifeye göre ödenecektir. TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin zorunlu müdafii ve vekillere de uygulanabileceğine dair hiçbir norm bulunmaması ve dava dosyası içerisinde bulunan belgelere göre müdafiinin baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafii olduğunun anlaşılması karşısında, sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde isabetsizlik bulunmadığından, katılan mağdur vekilinin temyiz istemi yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3.Sanık ve müdafiinin temyiz taleplerinin incelenmesinde; Dava dosyası kapsamına göre, olay tarihinde mağduru cinsel amaçlı olarak kendi evinin bahçesine götürüp alıkoyan sanık hakkında üzerine atılı suçu işlediği iddiasına ilişkin olarak; Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, sanığın mağdur çocuğu kucağına alarak evinin bahçesine götürmek suretiyle alıkoyduğunun anlaşılması ve bu eyleminin ayrıca 5237 sayılı Kanun'un 109/2.maddesi kapsamında olduğu anlaşılmakla sanık ve müdafinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi'nce verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
III. KARAR 1-Suçtan zarar gören Bakanlık vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde; 5271 sayılı Kanun'un 237/2. maddesine göre kanun yolu aşamasında katılma talebinde bulunulamayacağı dikkate alındığında Bakanlık vekilinin temyiz isteğinin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle REDDİNE, 2-Katılan ... Vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde; Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 05.06.2024 tarihli ve 2024/588 Esas, 2024/1048 Karar sayılı kararında katılan vekilinin vekalet ücretine hasren yaptığı temyiz sebebi yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz itirazının reddi ile Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, 3-Sanık ve müdafiinin temyiz taleplerinin incelenmesinde; Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi'nin, 05.06.2024 tarihli ve 2024/588 Esas, 2024/1048 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/4. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bergama Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.04.2026 tarihinde karar verildi. ...