Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/103 E. 2025/2291 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2024/103
Karar No
2025/2291
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/552 E., 2022/471 K. SUÇ : 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a aykırılık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 27.09.2021 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında 6136 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Düzce 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.07.2022 tarihli kararı ile 6136 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, Düzce 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.09.2021 tarihli ve 2021/260 Esas, 2021/513 Karar sayılı kararı ile verilen 10 ay hapis ve 25 gün adli para cezasının mahsubu ile 10 ay hapis ve 55 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, sonuç olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 52/2, 53 ve 58. maddeleri uyarınca sanığın 10 ay hapis ve 1.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 18.07.2022 tarihinde kesinleştiğine dair kesinleşme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 20.11.2023 tarihli ve 2023/20134 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.12.2023 tarihli ve KYB-2023/125323 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/11/2020 tarihli ve 2018/8-56, 2020/438 Karar sayılı ilâmında, "... 14.11.2008, 02.12.2008 ve 15.12.2008 tarihlerinde 7,65 mm çapında biri ele geçirilen diğeri ise ele geçirilemeyen iki adet ruhsatsız ateşli silah taşıdığı anlaşılan sanığın eylemleri arasında hukuki kesinti oluşmadığı, Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere kesintisiz suçlar arasında yer alan ruhsatsız ateşli silah taşıma suçuna konu ateşli silah sayısı birden fazla olsa bile sanığın eyleminin hukuksal anlamda tek olan aynı fiili oluşturduğu; ... sanığın hukuksal anlamda tek olan ruhsatsız ateşli silah taşıma fiili nedeniyle ikinci kez soruşturma ve kovuşturmaya tabi tutulmasının da adil yargılanma ilkesine aykırılık oluşturduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde hukuksal anlamda tek olan ruhsatsız ateşli silah taşıma fiiline ilişkin olarak sanık hakkında 05.01.2009 tarihli iddianame ile açılan ikinci davanın mükerrer dava niteliğinde olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün, sanık hakkında 05.01.2009 tarihli ikinci iddianame ile mükerrer açılan kamu davasının CMK’nın 223/7. maddesi uyarınca reddi yerine yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir." şeklindeki, Yine, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 12/11/2018 tarihli ve 2018/1981 Esas, 2018/12582 Karar sayılı ilâmında, ".. Sanığın 6136 sayılı kanun kapsamında bir veya daha fazla silahı taşımasının temadi eden tek suç oluşturacağı, ancak sanıkta ele geçen silah sayısı, kastın yoğunluğu, tehlike ile zararın ağırlığı, suçun işlenmesindeki özellikler gözetilerek TCK.nun 3 ve 61/1. maddeleri uyarınca alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayini gerektiği gözetilerek; 08.08.2005 tarihli eylemde ele geçirilen kovan üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılıp, kovanın 30.08.2005 tarihinde ele geçen silahtan atıldığının tespiti halinde davanın reddine, aksi halde sanıkta iki adet silah bulunduğu gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılarak tayin olunan cezadan, daha önce kesinleşen Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen cezanın mahsup edilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden Burhaniye Asliye Ceza Mahkemesi'nin 25.11.2010 gün ve 2010/361 Esas 2010/464 Karar sayılı kararının CMK.nun 309/4-4. maddesi uyarınca aleyhe sonuç doğurmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA" şeklindeki açıklamaları ile, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15/03/2016 tarihli ve 2014/10-847 Esas, 2016/128 Karar sayılı ilâmında da vurgulandığı üzere, zincirleme suça dâhil olan bir suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise, zincirleme suça konu ikinci suçla ilgili olarak mahkemece, kesinleşen hükme konu eylem de gözönüne alınarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulmalı, kesinleşen hükümdeki ceza sonuç cezadan indirilmeli, böylece yargılaması devam eden suça ilişkin cezanın belirlenmesi suretiyle hüküm kurulması gerektiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, Dosya kapsamına göre, sanığın daha evvel işlemiş olduğu 24/03/2021 tarihli ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma eylemi nedeniyle Düzce Cumhuriyet Başsavcının 28/05/2021 tarihli ve 2021/4798 soruşturma, 2021/1811 Esas, 2021/1438 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Düzce 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/09/2021 tarihli ve 2021/260 Esas, 2021/513 sayılı kararıyla sanığın 10 ay hapis ve 500,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına karar verildiği ve anılan kararın istinaf edilmeden kesinleştiği nazara alınarak, Sanığın inceleme konusu 18/05/2021 tarihli eylemi sebebiyle Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27/09/2021 tarihli ve 2021/10790 soruşturma, 2021/3035 Esas, 2021/2369 sayılı iddianame ile açılan kamu davasının yargılaması sonucunda, Düzce 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/07/2022 tarihli ve 2021/552 Esas, 2022/471 sayılı kararıyla, 6136 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı mâhiyetteki 24/03/2021 tarihli eylemi ile yargılama konusu eylemi arasında hukukî kesinti bulunmadığı kanaati ile Düzce 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/09/2021 tarihli ve 2021/260 Esas, 2021/513 sayılı kararıyla verilen ve kesinleşen 10 ay hapis ve 25 gün adli para cezasının mahsubu ile tespit edilen 10 ay hapis ve 55 gün adli para cezasının, 5237 sayılı Kanun'un 52/2. maddesi uyarınca günlüğü 20,00 Türk lirası üzerinden hesap edilerek, neticeten 10 ay hapis ve 1.100,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; Somut olayda, sanığın daha evvel işlemiş olduğu 24/03/2021 tarihli eylemi ile inceleme konusu 18/05/2021 tarihli eylemlerinin Düzce Cumhuriyet Başsavcının 28/05/2021 tarihli ilk iddianameden önce olduğu, her iki olayda ele geçirilen mermi ve tabancaların da farklı olduğu, bu halde 6136 sayılı Kanun kapsamında bulunan eylemlerin temadi eden tek bir suç oluşturduğu cihetle, Mahkemesince zincirleme suç hükümleri kapsamında değerlendirme yapılarak, sanık hakkında kesinleşmiş davadan bağımsız olarak temel ceza belirlenip, bu ceza üzerinden 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca artırım yapılmak suretiyle belirlenen cezadan evvelce kesinleşen cezanın mahsubu ile infazın tespit edilen ceza üzerinden yapılmasına karar verilmesi gerekirken, zincirleme suç hükümleri uygulanmaksızın belirlenen hapis ve gün adli para cezalarından kesinleşen hükümdeki hapis ve gün adli para cezalarının mahsup edilip, tespit edilen fark gün adli para cezasının günlüğü 20,00 Türk lirası üzerinden çevrilerek netice ceza belirtilmek suretiyle cezanın uygulamasında usul hatası yapılmasında ve eksik ceza tayininde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir. 2. Karar tarihinde Düzce T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olup SEGBİS sistemi ile yüzüne karşı verilen karara ilişkin duruşma tutanağının bir örneğinin hükümlüye verilmediği, bu durumda kanun yolu başvuru süresinin gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlayacağı, ancak kararın tebliğ de edilmediği gözetildiğinde, inceleme konusu hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır. 3. Yukarıda yazılı nedenle Düzce 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.10.2022 tarihli, sanığın istinaf başvurusunun süre yönünden reddine ilişkin ek kararın ve Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin 12.04.2023 tarihli, ek karara yönelik yapılan istinaf başvurusunun esastan reddi kararının hukuki değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 272 vd. maddeleri uyarınca istinaf kanun yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.03.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2024/103, K. 2025/2291, T. 20.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2024-103-e-2025-2291-k-c11f86f07c72