Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/732 E. 2024/7124 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/732
- Karar No
- 2024/7124
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/67 E., 2022/160 K. SUÇLAR : 6136 sayılı Kanun'a aykırılık İNCELEME KONUSU KARAR : Durma KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN :Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sivas Cumhuriyet Başsavcılığının 01.06.2018 tarihli iddianamesiyle hükümlü hakkında 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan aynı Kanun'un 15 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Sivas 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.03.2022 tarihli kararı ile hükümlü hakkında 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası delaletiyle aynı maddenin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün istinaf edilmeksizin 06.04.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 5271 sayılı Kanun'un geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan "kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmamış" ibaresinin aynı bentte yer alan seri muhakeme usulü yönünden Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptaline dair Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 sayılı Kararı üzerine oluşan yeni duruma göre hükümlü hakkında lehe olan hükümlerin uygulanması ve infazın durdurulması talep edilmiş; Sivas 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.08.2022 tarihli ek kararıyla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 250 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca seri muhakeme usulünün uygulanması için infazın durdurulmasına ve dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığı Seri Muhakeme Bürosuna gönderilmesine karar verilmiş ve anılan kararın itiraz olunmaksızın 08.09.2022 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.01.2023 tarihli ve 2022/29905 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.03.2023 tarihli ve KYB-2023/8496 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.03.2023 tarihli ve KYB-2023/8496 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “1-Sivas 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/03/2022 tarihli ve 2022/67 Esas, 2022/160 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Sanık ...'ın 6136 sayılı Kanun'a göre yasak olan nitelikte olduğu tespit edilen kılıcı bulundurma eyleminin 6136 sayılı Kanun'un 15/1-1. maddesinde düzenlenen bıçak veya diğer aletleri izinsiz olarak satma, satın alma, taşıma veya bulundurma suçunu oluşturduğu ve sanık hakkında buna göre bıçak veya diğer aletleri izinsiz olarak satma, satın alma, taşıma veya bulundurma suçundan anılan Kanun'un 15/1-1. maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı ve hükmün gerekçesinde de sanığın bıçak veya diğer aletleri izinsiz olarak satma, satın alma, taşıma veya bulundurma suçunu işlediği belirtildiği halde; sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 179/3 delaletiyle 179/2, 62 ve 52/2-3. maddeleri ile cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle hükümde çelişki yaratılmasında isabet görülmemiştir. 2- Sivas 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/08/2022 tarihli ve 2018/408 esas, 2019/77 sayılı ek kararı yönünden yapılan incelemede; Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 5271 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesinin d bendinde yer alan "kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmamış" ibaresinin aynı bentte yer alan seri muhakeme usulü yönünden Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptaline dair Anayasa Mahkemesinin 21/04/2022 tarihli ve 2020/787 Esas, 2022/44 sayılı kararı üzerine oluşan yeni duruma göre lehe olan hükümlerin uygulanması ve infazın durdurulmasına yönelik talebinin Sivas 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/08/2022 tarihli ve 2018/352 Esas, 2018/370 sayılı ek kararı ile kabulüne, seri muhakeme usulünün uygulanması amacıyla dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesinde yer alan, "(1) Soruşturma evresi sonunda aşağıdaki suçlarla ilgili olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği takdirde seri muhakeme usulü uygulanır" şeklindeki, Anılan Kanun'un geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan, " 1/1/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklindeki düzenlemeler ile, Anayasa Mahkemesinin 21/04/2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 sayılı kararı ile geçici 5. maddenin d bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış…” ibaresinin aynı bentte yer alan “…seri muhakeme usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, Sanığın mahkûmiyetine konu bıçak veya diğer aletleri izinsiz olarak satma, satın alma, taşıma veya bulundurma suçunun 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi gereğince seri yargılama usulüne tabi olduğu, kararın 15/03/2022 tarihinde verildiği ve 06/04/2022 tarihinde kesinleştiği, Anayasa Mahkemesi'nin 21/04/2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 sayılı kararının 02/08/2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdiği, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 153/5. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceği, anılan kararın kovuşturma evresinin ise iptal kararı yürürlüğe girmeden sona erdiği ve mahkemesince karar verildiği anlaşılmakla, yürürlük tarihinden önce hükme bağlanmış veya kesinleşmiş kararlar hakkında yeniden uyarlama yargılaması yapılamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. (1) Numaralı Bozma İstemi Yönünden; Hükümlü hakkında 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan Sivas 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2022 tarihli ve 2022/67 Esas, 2022/160 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası delaletiyle aynı maddenin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ancak 5237 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinde "trafik güvenliğini tehlikeye sokma" suçunun düzenlendiği, hükmün gerekçesinde ise suça konu eylemin 6136 sayılı Kanun'un 15 inci maddesinde düzenlenen "bıçak veya diğer aletleri izinsiz olarak satma, satın alma, taşıma veya bulundurma" suçu kapsamında değerlendirildiği dolayısıyla trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesi uyarınca hüküm kurulmasının çelişkiye neden olduğu anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. B. (2) Numaralı İstem Yönünden; 1. Sivas 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.03.2022 tarihli kararı ile hükümlü hakkında 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası delaletiyle aynı maddenin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün istinaf edilmeksizin 06.04.2022 tarihinde kesinleştiği bu suretle Mahkemesinin bu karar ile dosyadan el çektiği anlaşılmıştır. 2. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un (5275 sayılı Kanun) inceleme konusu ile ilgili olan 98 inci maddesinin birinci fıkrası; "a) Mahkûmiyet hükmünün yorumunda duraksama olursa veya sonradan yürürlüğe giren kanun hükmünün Türk Ceza Kanununun 7 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekirse, hükmü veren mahkemeden, b) Çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa ya da cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülürse, infaz hâkimliğinden, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için karar istenir.'' şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler karşısında inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Sivas 6. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından dosyadan el çektikten sonra verilen ve sonradan yürürlüğe giren kanun hükmü kapsamında da olmadığı anlaşılan 03.08.2022 tarihli ek kararın hukukî değerden yoksun olduğu anlaşılmıştır. "Hukuken geçerli olmayan hüküm veya kararların kanun yararına bozma yoluyla denetlenemeyeceği muhakkaktır. Hukuken geçersizlik durumunun tespit edilip karar ortadan kaldırılıncaya kadar hukuk düzeninde varlığını devam ettireceği ve bunun da bazı sakıncalar doğuracağı muhakkaktır. Hukuken geçerli olmayan bir karar, kanun yolu denetimine konu edilemeyecek ise de yapılan kanun yolu başvurusu üzerine denetim merciince kararın hukuki değerden yoksun olduğuna" ve bu sebeple hukuken geçerli olmayan bu kararın kanun yararına bozma yoluyla denetlenemeyeceği doktrinde de kabul edilmiştir. (..., Ceza Muhakemesi Hukukunda Kanun Yararına Bozma, On İki Levha Yayıncılık, 1.Baskı Ekim 2022, s.88) Benzer bir duruma ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.02.2019 tarihli ve 2015/4-113 E., 2019/67 K. sayılı kararında hükmün hukuki değerden yoksun olduğunun tespitiyle kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Dolayısıyla, kanun yararına bozma istemine konu hukuka aykırı kararın olağanüstü kanun yoluyla denetlenemeyeceği anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR A. (1) Numaralı İstem Yönünden; 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Sivas 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2022 tarihli ve 2022/67 Esas, 2022/160 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, B. (2) Numaralı İstem Yönünden; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.09.2024 tarihinde karar verildi.