Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/3397 E. 2024/9354 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2023/3397
Karar No
2024/9354
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/822 E. 2020/666 K. SUÇ : 6136 sayılı ateşli silâhlar ve bıçaklar ile diğer aletler hakkında Kanun'a aykırılık KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığının 22.06.2012 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında 6136 sayılı Kanun'un 15 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Aliağa Sulh Ceza Mahkemesinin 20.03.2014 tarihli kararı ile 6136 sayılı Kanun'un 15 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi, 52 nci maddesi uyarınca 5 ay hapis ve 400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmesi nedeniyle Aliağa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.11.2020 tarihli kararı ile 6136 sayılı Kanun'un 15 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 52 nci maddesi uyarınca 5 ay hapis ve 400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 18.03.2021 tarihinde kesinleştiğine dair kesinleşme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 26.07.2023 tarihli ve 2023/10716 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90226 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90226 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Her ne kadar Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 22/06/2012 tarihli ve 2012/1437 soruşturma, 2012/730 Esas, 2012/386 numaralı iddianame ile gerekçeli kararda suç tarihi 2012 olarak belirtilmiş ise de, adli emanetin 2008/55 sırasına kayıtlı bulunan sustalı çakının, sanığın evvelce 03/02/2008 tarihinde işlediği ve Aliağa Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/126 Esas sayılı dosyasında yargılaması yapılan hırsızlık suçunun işlendiği yerde bulunduğu ve çakı ile ilgili raporun düzenlenmemesi nedeniyle ayrı kamu davası açıldığı, bu itibarla suç tarihinin 2012 tarihi yerine 03/02/2008 olarak değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek yapılan incelemede; Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 03/02/2014 tarihli ve 2013/23474 Esas, 2014/2417 sayılı İlamında da belirtildiği üzere; 5271 sayılı Kanun’un 231/8. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve zamanaşımının denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı, Sanığın 03/02/2008 tarihinde 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan eylemine uyan suç için öngörülen cezanın türü ve yukarı sınırına göre, dava zamanaşımı süresinin 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 66/2 maddeleri gereğince 8 yıl, anılan Kanun'un 67/4. maddesi uyarınca olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 12 yıl olduğu, Sanığın 04/07/2013 tarihinde sorgusu yapılarak zamanaşımı süresinin kesildiği, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin sorgu tarihinden itibaren yeniden işlemeye başladığı, bu tarihten sonra dava zamaşımı süresini kesen başkaca bir işlemin bulunmadığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/8. maddesi yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 67/1. maddesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 12/05/2014 tarihi itibariyle dava zamanaşımı süresinin durduğu, yeni suçun işlendiği 07/11/2014 tarihinde dava zamanaşımının yeniden işlemeye başladığı, bu itibarla durma süresinin 5 ay 25 gün olduğu, Bu haliyle, suç tarihi olan 03/02/2008 tarihi ile dosyanın ele alındığı 30/11/2020 tarihi arasında 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin, zamanaşımı süresinin durduğu 5 ay 25 günlük süre mahsup edildikten sonra kalan sürede dolduğu gözetilmeden, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla sanığın mahkûmiyetine dair yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 03.02.2008 tarihinde R.K. isimli şahsın işyerinden hırsızlık yapılması olayı ile ilgili olarak kolluk tarafından yapılan araştırmada, olayda kullanıldığı iddia edilen bir adet bıçak ele geçirildiği, bu bıçakla ilgili olarak henüz kriminal rapor gelmediğinden yalnızca hırsızlık suçundan dolayı Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığınca hükümlü hakkında dava açıldığı, Aliağa Asliye Ceza Mahkemesince hükümlünün kendisine ait olduğunu belirttiği söz konusu bıçakla ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığına 20.02.2012 tarihinde suç duyurusunda bulunulduğu, Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığının 22.06.2012 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında 6136 sayılı Kanun'un 15 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Aliağa Sulh Ceza Mahkemesinin 20.03.2014 tarihli kararı ile 6136 sayılı Kanun'un 15 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 52 nci maddesi uyarınca 5 ay hapis ve 400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmesi nedeniyle Aliağa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.11.2020 tarihli kararı ile 6136 sayılı Kanun'un 15 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 52 nci maddesi uyarınca 5 ay hapis ve 400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 18.03.2021 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. 2. Her ne kadar iddianame ve gerekçeli kararda suç tarihi "2012" olarak belirtilmiş ise de, suç teşkil eden bıçağın 03.02.2008 tarihinde kolluk tarafından ele geçirildiğinin anlaşılması karşısında, suç tarihinin 03.02.2008 olduğu gözetilerek yapılan incelemede; a) 5237 sayılı Kanun'un "Dava zamanaşımı" başlıklı 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili bölümü ise; "(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası; ... (e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl, Geçmesiyle düşer." 5237 sayılı Kanun'un "Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi" başlıklı 67 nci maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan dördüncü fıkrası; "(4) Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar." Şeklinde düzenlenmiştir. b) Hükümlünün yargılamaya konu 6136 sayılı Kanun'un 15 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırılık suçu için anılan Kanun maddesi uyarınca belirlenecek cezanın üst sınırına göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrası (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 8 yıl olağan ve 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 3. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; hükümlünün üzerine atılı suçu 03.02.2008 tarihinde işlediği, hükümlü hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın 12.05.2014 tarihinde kesinleştiği, 07.11.2014 tarihinde yeniden suç işlediği, suç tarihinde başlayan sürenin 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca 5 ay 25 gün durduğu, deneme süresinde işlenen suç tarihi olan 07.11.2014 tarihinden itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başladığı, zamanaşımının durduğu süre mahsup edildikten sonra suç tarihi olan 03.02.2008 tarihi ile hükmün açıklandığı 30.11.2020 tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmesi nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Aliağa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.11.2020 tarihli ve 2019/822 Esas, 2020/666 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, hükümlü hakkında mahkemece hükmedilen bu CEZANIN KALDIRILMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.12.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2023/3397, K. 2024/9354, T. 05.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2023-3397-e-2024-9354-k-c10f35df34ea