Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/2638 E. 2024/9836 K. – Hükümlü Veya

Konu: Hükümlü Veya Tutuklunun Kaçması

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2023/2638
Karar No
2024/9836
Karar Tarihi
Konu
Hükümlü Veya Tutuklunun Kaçması

MAHKEMESİ : Gebze 9. ... Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/2 Esas, 2021/283 Karar SUÇ : Hükümlü veya tutuklunun kaçması KARAR : Hüküm kurulmasına yer olmadığına TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Gebze Cumhuriyet Başsavcılığının 02.12.2019 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 292/1. maddesi uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Gebze 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.03.2021 tarihli kararı ile iddianamede sanığın eyleminin anlatılmaması nedeniyle iddianame uyarınca yargılama yapılması mümkün olmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına ve karar kesinleştiğinde, Gebze Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 27.04.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 14.06.2023 tarihli ve 2022/7005 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.07.2023 tarihli ve KYB-2023/74899 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.07.2023 tarihli ve KYB-2023/74899 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Somut olayda; Gebze Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 09/01/2020 tarihli ve 2019/1144 NKL sayılı yazısından sanığın, hakkında uygulanmasına karar verilen denetimli serbestlik tedbiri nedeniyle Gebze Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'ne usulüne uygun geçerli bir başvuruda bulunmadığı, bu durumda 5275 sayılı Kanun'un 105/A-8 maddesindeki seçimlik hareketlerden birinin gerçekleştiği gözetilmeden, denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına rağmen müracaat etmemesi nedeni ile hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan Gebze Cumhuriyet Başsavcılığının 02/12/2019 tarihli iddianamesi ile hakkında kamu davası açılan sanığın mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde karar verilmesinde, 2- Kabule göre de; Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 16/12/2020 tarihli ve 2020/3481 esas, 2020/20128 karar sayılı ilâmında, "... açılmış bir kamu davasının bulunmadığı gerekçesiyle hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır. Belirtilen eksiklik ancak, CMK'nın 170. maddesine göre mahkemenin iddianameyi iade yetkisinin gerekçesi olabileceği, mahkeme tarafından iddianame kabul edildikten sonra ise, varsa eksikliklerin kovuşturma aşamasında mahkemesince giderilmesinin gerekeceği, yargılama sonucunda ancak aynı Kanun'un 223. maddesinin “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” düzenlemesine göre, bu maddede yazılı kararlardan birinin verilebileceğinin anlaşılması karşısında, yasal olmayan gerekçeyle, CMK'nın 223/1. maddesinde belirtilen ve davayı esastan çözümleyen hükümler arasında da sayılmayan "hüküm kurulmasına yer olmadığına" dair karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır." şeklindeki açıklamalar karşısında, Mahkemesince iddianamede eksiklik olduğu düşünülüyor ise de, bu hususun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170/4. maddesinde, "İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır" şeklinde yer alan düzenlemeye nazaran, aynı Kanun'un 174/1-a maddesi gereğince iddianamenin iadesi sebebi olduğu, ancak anılan iddianamenin mahkemesince kabul edilerek kovuşturma aşamasına geçildiği, bu halde belirtilen eksikliklerin, soruşturma aşamasında alınan ifadeler, toplanan deliller ile yargılama sırasında toplanacak diğer deliller birlikte değerlendirilmek ve sanığın savunması da gözetilmek suretiyle mahkemesince giderildikten sonra, sair usulî hususlar da nazara alınarak, yargılama sonunda, 5271 sayılı Kanun'un 223/1. maddesinde tahdidi olarak sayılan hüküm çeşitlerinden birisiyle hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE 1. Kocaeli Açık Ceza İnfaz Kurumunda bulunan sanığın, Kocaeli İnfaz Hâkimliğinin 06.11.2019 tarihli ve 2019/5271 Esas, 2019/5198 Karar sayılı kararıyla hapis cezasının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilip tahliye edilmesini müteakip, denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması için denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına rağmen müracaat etmemesi nedeni ile hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan Gebze Cumhuriyet Başsavcılığının 02.12.2019 tarihli ve 2019/6464 sayılı iddianamesi ile kamu davası açılması üzerine, Gebze 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.03.2021 tarihli kararı ile hükümlünün bahse konu denetimli serbestlik tedbiri kararının kaldırılarak kapalı ceza infaz kurumuna iadesine dair Gebze İnfaz Hâkimliğinin 19.11.2019 tarihli ve 2019/282 Esas, 2019/287 Karar sayılı kararının tebliğine rağmen 2 gün içerisinde teslim olmaması nedeniyle suçu işlemiş olabileceği, iddianamede böyle bir eylemin anlatılmaması nedeniyle iddianame uyarınca yargılama yapılması mümkün olmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına ve karar kesinleştiğinde kovuşturmaya elverişli iddianame düzenlenmesi hususunda gereğinin takdir ve ifası için dosyanın Gebze Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği belirlenmiştir. 2. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.02.2014 tarihli ve 2012/11-1356 Esas, 2014/70 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, ceza muhakemesi hukukunda mahkemelerce yargılama faaliyeti yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için, yargılamaya konu edilecek fail ve fiille ilgili usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekir. 5271 sayılı Kanun'un 170/1. maddesi uyarınca ceza davası, dava açan belge niteliğindeki son soruşturmanın açılması kararı, icra mahkemelerine verilen şikâyet dilekçesi gibi istisnai hükümler bulunmakla birlikte, kural olarak bir iddianame ile açılmaktadır. Aynı maddenin dördüncü fıkrasında da; "İddianamede yüklenen suçu oluşturan olaylar mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır" hükmüne yer verilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un "Duruşmanın sona ermesi ve hüküm" başlıklı 223. maddesinde; (1) Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür. ... (3) Sanık hakkında; a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması, b) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/30 md.) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi, c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması, d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi, Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir. (4) İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen; a) Etkin pişmanlık, b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı, c) Karşılıklı hakaret, d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı, Dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir. (5) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilir. ... (7) Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir. " Aynı Kanun'un "Hükmün konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisi" başlıklı 225. maddesinde yer alan; "(1) Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. (2) Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir." Şeklindeki düzenlemeler uyarınca, hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak bir karar verilebilecek, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil ya da olaydan dolayı yargılama yapılıp, açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık teşkil edecektir. Öğretide de; "yargılamanın sınırlılığı" ve "davasız yargılama olmaz" şeklinde ifade edilen bu ilke uyarınca, hâkim ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve faili ile ilgili yargılama yapacak ve önüne getirilen uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacak, yargılama sonucunda sanığın sabit kabul edilen eylemlerinin hukuki niteliğine göre kanunda beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbiri, davanın reddi ve düşmesi olarak sayılan hükümlerden birinin ya da mahkûmiyet ve güvenlik tedbiri örneğinde olduğu gibi birden fazlasının kurulması ile yetinilecek, iddianameye konu olan fiil sabit olmakla birlikte, sanık tarafından işlenmediğinin anlaşılması veya sanığın işlediğinin kesin delillerle ispatlanamaması halinde gerçek fail ya da faillere ulaşılabilmesi amacıyla suç duyurusunda bulunulması gerekecektir. 3. 5275 sayılı Kanun'un 105/A-8 maddesinde; "Denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına karşın müracaat etmeyenler ile kapalı ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet Başsavcılığına teslim olmayan hükümlüler hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 292. ve 293. maddelerinde yazılı hükümler uygulanır." hükmü düzenlenmektedir. Anılan düzenlemede "denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına karşın müracaat etmeme" ve "kapalı ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet Başsavcılığına teslim olmama" iki seçimlik hareket olarak belirtilmiştir. Somut olayda; sanığın, hakkında uygulanmasına karar verilen denetimli serbestlik tedbiri nedeniyle Gebze Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'ne usulüne uygun geçerli bir başvuruda bulunmadığı anlaşılmaktadır. "Denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına karşın müracaat etmeme" şeklinde gerçekleşen sanığın eyleminin, anılan hükmün kapsamında kaldığı, bu aşamaya kadarki hali itibariyle atılı suçu oluşturduğu anlaşılmıştır. 4. Mahkemece atılı suç yönünden 5271 sayılı Kanun'un 170. maddesine uygun surette düzenlenmiş bir iddianame mevcut olmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına ve karar kesinleştiğinde kovuşturmaya elverişli iddianame düzenlenmesi hususunda gereğinin takdir ve ifası için dosyanın Gebze Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Mahkeme tarafından iddianamenin, eylemler anlatılmadığı için suç yükleme niteliğinde sayılamayacağı, dolayısıyla anılan belgenin hukuken iddianame sayılamayacağı kanaatine varılırsa, Cumhuriyet Başsavcılığından yeni bir iddianame düzenlenmesi istenilecek, açılacak yeni dava ile birleştirme kararı verilerek, bu husus mümkün olmadığı takdirde iddianamedeki eylemlerin açıklattırılması suretiyle yargılamanın 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinde sayılan ve yargılamayı sonlandıran hükümlerden birisi ile sonlandırılması gerekecektir. Zira, "hüküm kurulmasına yer olmadığına" şeklinde bir hüküm çeşidine 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinde yer verilmemiştir. Bunun bir hüküm çeşidi olmaması nedeniyle yargılamayı sonlandıran bir karar olmadığı da açıktır. 5. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; Mahkemece sanık hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Gebze 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.03.2021 tarihli ve 2020/2 Esas, 2021/283 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.12.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2023/2638, K. 2024/9836, T. 19.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2023-2638-e-2024-9836-k-69c81a4704f3