Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2022/5000 E. 2024/5819 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/5000
- Karar No
- 2024/5819
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2012/494 Esas, 2017/935 Karar SUÇ : 6136 sayılı Kanun'a aykırılık KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Merzifon Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.11.2017 tarihli ve 2012/494 Esas, 2017/935 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan, 6136 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası ile aynı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 58 inci maddesi uyarınca 10 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin hükmün, temyiz edilmeksizin 08.01.2018 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 07.07.2022 tarihli ve 2021/25259 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.10.2022 tarihli ve KYB-2022/104400 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.10.2022 tarihli ve KYB-2022/104400 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, sanığın 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet eylemi nedeniyle Merzifon Sulh Ceza Mahkemesinin 18/11/2009 tarihli kararı ile 10 ay hapis ve 400,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararın Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 06/09/2012 tarihli ve 2012/5644 esas, 2012/25854 karar sayılı ilâmı ile bozulduğu, ancak Mahkemenin kararına karşı sadece sanık tarafından temyize başvurulduğu, aleyhe temyiz yoluna başvurulmadığı ve söz konusu kararın da sadece Mahkemenin görevsizliği nedeniyle bozulduğu, bu halde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri" başlıklı 307/5. maddesinde yer alan, "Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262 nci maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz." şeklindeki düzenleme uyarınca Yargıtay 8. Ceza Dairesinin bozma ilâmından önce tayin olunan cezanın sanık lehine kazanılmış hak teşkil edeceği ve yeniden kurulan hükümde netice cezanın 10 ay hapis ve 400,00 Türk lirası adli para cezası olarak belirlenmesi ve tekerrür hükümlerinin uygulanmaması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin;“Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir. 2. İnceleme konusu dava dosyasında, hükümlü hakkında Merzifon Cumhuriyet Başsavcılığının 04.06.2009 tarihi iddianamesiyle açılan kamu davasında, Merzifon Sulh Ceza Mahkemesinin 18.11.2009 tarihli ve 2009/345 Esas, 2009/557 Karar sayılı kararıyla 6136 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis ve 400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Anılan kararın, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 06.09.2012 tarihli kararıyla, hükümlünün eyleminin 6136 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkı saklı tutularak bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılamada, Merzifon Asliye Ceza Mahkemesinin 24.11.2017 tarihli ve 2012/494 Esas, 2017/935 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında 6136 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası ile aynı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 58 inci maddesi uyarınca 10 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. 3. Hükümlü hakkında bozma öncesinde kurulan hükmün yalnızca hükümlü tarafından temyiz edildiği ve sanık lehine kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilmeksizin, bozma öncesi hükümde hükümlü hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmamış olmasına ve 400,00 TL adli para cezasına hükmedilmiş olmasına rağmen, inceleme konusu hükümde tekerrür hükümlerinin uygulanması ve infazın 400,00 TL üzerinden yapılmasına karar verilmemesi suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrasına aykırı davranılarak hükümlünün kazanılmış hakkının ihlal edilmiş olması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Merzifon Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.11.2017 tarihli ve 2012/494 Esas, 2017/935 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin daha hafif bir cezayı gerektirdiği belirlendiğinden; hükümden (6) numaralı fıkranın çıkarılmasına, hükmün (5) numaralı fıkrasından sonra gelmek üzere ''Sanık hakkında 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kazanılmış hak nedeniyle hapis cezası ile birlikte hükmolunan adli para cezasının 400,00 TL üzerinden infazına'' ibaresinin eklenmesi suretiyle hukuka aykırılığın giderilmesine, infazın belirlenen şekilde yapılmasına, kararın diğer kısımların aynen bırakılmasına,” Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.07.2024 tarihinde karar verildi.