Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2010/4329 E. 2012/13282 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/4329
- Karar No
- 2012/13282
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 6136 sayılı Yasaya aykırılık HÜKÜM : Hükümlülük ve müsadere
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık hakkında cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildikten sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına da karar verilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan kanıtlara, hükmün dayandığı gerekçe ve takdire göre yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, ancak:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise 2. fıkra gereğince cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine "TCK.nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise 2. fıkra gereğince cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" denilmek suretiyle sair yönleri usul veyasaya uygun bulunan hükmün (DÜZELTİLEREK ONANMASINA), 19.04.2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(K.K.D)
KISMEN KARŞI DÜŞÜNCE : 30.06.1995 gün 1/1 sayılı İBK kararı ile Ceza Genel Kurulunun pek çok kararında ayrıntılı olarak vurguladığı gibi "kazanılmış hak" sadece sonuç ceza yönünden söz konusu olan bir husustur. Güvenlik tedbirleri ceza olmayıp mahkumiyetin doğal sonucu olarak hükmedilmeleri gerektiğinden ve infaza ilişkin olmaları nedeniyle kararda gösterilmeseler dahi yasa gereği olarak infazda re'sen dikkate alınacaklarından Ceza Genel Kurulu kararlarında işaret edildiği gibi kazanılmış hakka konu edilemezler. Nitekim 5237 sayılı Ceza Yasasında güvenlik tedbirlerinin cezalarla aynı bölümde değil, ayrı-ayrı bölümlerde düzenlenmiş olması ve tedbirin süresini belirleme görevinin infaz hakimine ait bulunması da bunun bir göstergesidir. 5237 sayılı Ceza Yasasının 58. maddesinde güvenlik tedbirleri arasında yer verilen "tekerrür"ün sanık için kazanılmış hak sayılması istisnai nitelikte olup bir infaz hükmü olan tekerrürün aynı zamanda maddi ceza hukukuna ilişkin bir özellik de taşımasından kaynaklanmaktadır. 18.04.2007 tarihli Denetimli Serbestlik Tedbirleri Yönetmeliğinin 4/1. maddesinde denetimli serbestlik tedbiri "şüpheli sanık ve hükümlünün toplumla bütünleşmesi açısından ihtiyaç duyduğu her türlü hizmet, program ve kaynakların sağlandığı toplum temelli bir uygulama" olarak tanımlanmıştır. Dolayısı ile şüpheli-sanık ve hükümlü yönünden denetim, gözetim, eğitim, tedavi, rehberlik, önleme, yönlendirme psikososyal yardım gibi yapıcı esaslar içerdiğinden 765 sayılı TCK.nun 31, 33 vd. maddelerindeki gibi fer'i ceza niteliğinde sayılmalarına da olanak yoktur. Sonuç olarak; hakkında TCK.nun 58. maddesi uygulanan sanık hakkında aynı maddenin 6. fıkrası gereğince "denetimli serbestlik tedbiri"ne hükmedilmemiş olması sanık yönünden kazanılmış hak teşkil etmeyeceği görüşü ile kararın başındaki eleştiriye katılmıyorum.