Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2010/14559 E. 2010/14336 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/14559
- Karar No
- 2010/14336
- Karar Tarihi
Bıçak veya diğer aletleri izinsiz olarak satma, satın alma, taşıma veya bulundurma suçundan sanık ...'in, 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 15/1 maddesi uyarınca 6 ay hapis ve 500 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak 5 ay hapis ve 416 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 52/2 maddesi uyarınca günlüğü 20 Türk lirasından 3000 Türk lirası adli para cezasına çevrilmesine dair (FATİH) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.4.2010 tarihli ve 2009/1525 esas, 2010/522 sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre, suç tarihinin 9.8.2009 olduğu dikkate alınarak adlî para cezasının gün olarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde uygulama yapılarak hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 22.10.2010 gün ve 65447 sayılı Kanun Yararına Bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 9.11.2010 gün ve KYB-2010/275427 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi:
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Kanun Yararına Bozma talebinde suç tarihinin 15.5.2009 olduğu dikkate alınarak adli para cezasının gün olarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde uygulama yapılarak hüküm kurulmasında isabet görülmediğnden, hükmün CMK.nun 309. maddesi uyarınca bozulması talep olunmuş ise de;
Dosyanın incelenmesinde sanığa yüklenen yasak bıçak taşıma suçuna ilişkin olarak 6136 sayılı Yasanın 15/1. TCK.nun 62. madde ve fıkrası uyarınca cezanın 5 ay hapis ve 416 TL adli para cezası olarak belirlendiğinin anlaşılması karşısında; adli sicil kayıtlarına göre sabıkası bulunmayan, mahkemece de duruşmadaki tutumu ve kişiliği olumlu kabul edilip, suça eğilimli bir kişiliği bulunmadığı kanaatine varılan sanık hakkında, CMK.nun 231. maddesi hükmü yanlış yorumlanarak, takdir edilen temel cezanın hem hapis, hem de para cezasını gerektirdiğinden sözedilip CMK.nun 231. maddesinin salt bu nedenle uygulanamayacağı gerekçesiyle sanık hakkında "hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi yasaya aykırı olduğundan, öncelikle bu konuda Kanun Yararına Bozma yoluna başvurulmasının temini için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına (TEVDİİNE), 21.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.