Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/809 E. 2026/1148 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/809
- Karar No
- 2026/1148
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2540 E., 2024/1740 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Malatya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/377 E., 2021/194 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı Şirket vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Şirket ile davalıların 49 79... parsel sayılı kayıtlı taşınmazın hissedarlarından olduğunu, dava konusu taşınmazın şuyulandırma sonucu oluştuğunu, Malatya 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/2406 Esas sayılı dosyası ile taşınmaz üzerindeki ortaklığın giderilmesi davasının açıldığını ve bu davanın hâlen derdest olduğunu, taşınmaz üzerindeki akaryakıt istasyonu ve müştemilatının şuyulandırma öncesinde de taşınmaz üzerinde bulunduğunu ve müvekkili tarafından meydana getirildiğini belirterek, dava konusu taşınmaz üzerindeki akaryakıt istasyonu niteliğindeki muhdesatın müvekkili Şirkete ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilleri tarafından açılan ortaklığın giderilmesi davasının yargılama aşamasında davacı tarafın beyanlarına hiç bir itirazlarının bulunmadığını, taşınmazdaki muhdesat konusunda müvekkillerinin haklarının olmadığı hususunun da anılan davada beyan edildiğini belirterek, yargılama giderlerinin davacı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 01.07.2021 tarihli ve 2019/377 Esas, 2021/194 Karar sayılı kararıyla; "... davacı tarafın taşınmazın zemininde hissedar olmadığı ancak alınan bilirkişi raporu, bir kısım davalıların davayı kabulü yönündeki beyanları, yapı kullanma izin belgesinin 04.08.1995 tarihinde davacı şirket adına düzenlenmesi ile keşif sırasında petrol istasyonunun davacı tarafından işletilmekte olduğunun gözlemlenmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde; taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonu ve eklentilerinin davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerektiğinin anlaşıldığı... ortaklığın giderilmesi davasının davacıları ..., ve ... ile ... tarafından eldeki davanın davacısı olan şirketin muhdesat iddiasının kabul edildiği, adı geçen davalıların yönünden harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiği..." gerekçesiyle "...davanın kabulü ile 4979 ada, 3 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki akaryakıt istasyonu ve eklentilerinin davacı şirket tarafından meydana getirildiğinin tespitine ....alınması gereken 100.204,00-TL harçtan peşin alınan ...harcın mahsubu ile bakiye 75.152,95-TL karar ve ilam harcının ..., .........., ... ve ... dışındaki davalılardan alınarak Hazine'ye irad kaydına, davacı yararına takdir olunan 84.141,50-TL nisbi vekalet ücreti ile davacı tarafından yapılan... toplam 27.183,71-TL'nin ..., .........., ... ve ... dışındaki davalılardan alınarak davacıya verilmesine..." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 19.11.2024 tarihli ve 2021/2540 Esas, 2024/1740 Karar sayılı kararıyla; "...muhdesatın tespiti davalarında davanın konusunun (müddeabih) davalıların zemin bedeli hariç paylarına isabet eden muhdesat değeri olduğu, yargılama sonucunda hüküm altına alınan nispi karar ve ilâm harcından, aynı şekilde yargılama giderinden ve davacı yararına takdir edilen vekâlet ücretinden her bir davalının tapu payları oranında sorumlu tutulmaları gerektiği, somut olayda, harcı tamamlanan dava değeri 1.466.900,00 TL ise de aleyhine dava açılmasına sebebiyet veren davalıların payına düşen muhdesat değerinin 1.198,509,08 TL olduğu, bağlı olarak alınması gereken karar ve ilâm harcının bu değer (1.198.509,08 TL) üzerinden hesaplanması gerekirken, Mahkemece 1.466.900,00 TL üzerinden harç hesaplanmasının doğru bulunmadığı ... vekâlet ücretine ilişkin olarak ise; istinaf eden davalılara düşen dava değeri 77.440,08 TL+77.412,49 TL=154.852,57 TL'nin (diğer davalılarca istinafa gelinmediğinden) Mahkemece esas alınan dava değeri olan 1.466.900,00 TL'den mahsup edilerek istinafa gelmeyen davalılar aleyhine vekalet ücreti hesaplanması (1.466.900,00 TL- 154.852,57 TL= 1.312.047,43 TL üzerinden hesaplanması), istinaf eden davalılar yönünden de paylarına düşen dava değeri 154.852,57 TL üzerinden vekâlet ücreti hesaplanarak tapudaki hisseleri oranında anılan davalılardan tahsiline hükmedilmesinin gerektiği..." gerekçesiyle "...davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/1-b.2 hükmü gereğince harç, yargılama gideri, vekâlet ücreti yönünden düzeltilmek suretiyle yeniden esas hakkında karar verilmesi ile davanın kabulüne ..." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1. Bilirkişi raporuna yapılan itirazlarının Mahkemece dikkate alınmadığını, bilirkişi heyetinde elektrik ve makine mühendisinin de bulunması gerektiğini, 2. Yer altında bulunan elektrik kablolarının tankerlerin depolarına bağlandığını, bu masrafların inşaat mühendisi tarafından değerinin belirlenemeyeceğini, 3. Yangına karşı alınan tedbirler yönünden iş güvenliği uzmanından rapor alınması gerektiğini, 4. Tüm davalılar yönünden vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, 5. Ortaklığın giderilmesi davasında davacıların başta muhdesata itiraz ettiklerini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz edenin sıfatına göre kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve Kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.