Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/666 E. 2026/1237 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/666
- Karar No
- 2026/1237
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2728 E., 2025/3118 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kumru Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/73 E., 2025/142 K.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde: ...... İlçesi, ....... Mahallesi, 2 45... parsel sayılı taşınmazın müvekkiline, aynı yer 245 ada, 76 parsel sayılı taşınmazın ise davalıya ait olduğunu, 2 45... parsel sayılı taşınmazın eski maliki .... tarafından 24.09.2018 tarihinde 1.000,00 TL bedelle davalıya satıldığını, müvekkilinin taşınmazın davalıya satıldığını haricen öğrendiğini, her iki taşınmazın 5403 sayılı Kanun kapsamında tarımsal ve ekonomik olarak bir bütünlük arz ettiğini, taşınmazlar arasında kalan, yol olarak tespit dışı bırakılan alanın müvekkili adına tescil edilmesi için Kumru Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/181 Esas sayılı dosyasında dava açtıklarını, Türk Medeni Kanunu ve 5403 sayılı Kanun uyarınca müvekkilinin şufa hakkına dayanarak dava konusu 2 45... parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; her iki taşınmaz arasında kadastro ve tapu kayıtlarında ve gerekse fiilen zeminde en az 4 metre genişliğinde yaklaşık 20 yıldan bu yana kullanılan yol mevcut olduğundan taşınmazlar arasında tarımsal ve ekonomik olarak bir bütünlük olmadığını, taşınmazı 200.000,00 TL'ye satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu iki taşınmaz arasından yol geçtiği kesin hüküm ile sabit hale gelmiş olup, her ne kadar davacı yolun kendisine ait olduğu iddiası ile bekletici mesele yapılan dosya ile zilyetlik hükümlerine göre tescil talep etmişse de bunu ispatlayamadığı, açtığı davanın reddedilerek kararın kesinleştiği, dolayısıyla dava konusu taşınmazların sınırdaş olmadığı, bu sebeple 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 8/i maddesindeki şartların oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kadastro tespit ve sınırlandırma işlemleri sırasında zeminde, kamuya ait bir yol bulunmamasına rağmen müvekkiline ait olan taşınmazların bir kısmının yol olarak tespit dışı bırakıldığını, dava konusu taşınmazın müvekkiline ati olan taşınmaz ile birlikte 5403 sayılı Kanun kapsamında tarımsal ve ekonomik olarak bütünlük arz ettiğini, her iki taşınmazın evveliyatında bir bütün iken kadastro öncesi paylaşım ile halihazırdaki sınırları oluştuğunu, Kumru Asliye Hukuk Mahkemesinde yol ile alakalı olarak açtıkları tescil davasının reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan kanun gereğince şufa şartlarının oluşup oluşmadığının araştırılmadığını, gerekçesiz olarak istinaf taleplerinin reddedildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 8/İ maddesinde düzenlenen ön alım hakkından kaynaklı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Temyiz karar harcı tam yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.