Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/3023 E. 2026/2829 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/3023
- Karar No
- 2026/2829
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2026/41 E., 2026/376 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/867 E., 2020/555 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların miras bırakanı ... 'nun davalıdan 11 29... parselde kayıtlı toplam 299 m² tarlayı 1976 yılında bedelini ödeyerek haricen satın aldığını, taşınmazı ev avlusu ve bahçe olarak kullandıklarını, taşınmaza bir kısım ağaçlar diktiklerini, davacıların zilyetliğinin fasılasız ve nizasız bir şekilde bugüne kadar devam ettiğini, davalı tarafın tapuyu devretmediğini belirterek taşınmazın 299 m²’ye tekabül eden hissesinin iptali ile davacılar adına veraset ilâmındaki hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline, bu talebin kabul görmemesi hâlinde taşınmazın dava tarihi itibarıyla uyarlanmış güncel değerinin tespiti ile bu bedelin davalıdan alınıp miras hisseleri oranında davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin geçersiz olduğunu, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacıların dava konusu taşınmazda haksız işgallerinin bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 26.10.2020 tarihli kararı ile tapu iptali ve tescil davasının reddine, 11.720,85 TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacılara hisseleri nispetinde ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 06.10.2023 tarihli kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm tesisi ile davanın kadastro tespitinden önceki sebebe dayalı olarak açıldığı 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 hükmünde öngörülen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle, hak düşürücü süre nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 06.10.2023 tarihli kararının süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; davacılar vekilinin, müvekkillerinin murisi ... ’nun 1976 tarihli sözleşme ile taşınmazın 299 m² payını davalıdan satın aldığını iddia ettiği, davacılar murisinin satın aldığını iddia ettiği tarihin kadastro tespiti sonrası, kesinleşme öncesi bir tarihe karşılık geldiğinden, bu davada 3402 sayılı Kanun'un 12/3 hükmünde belirtilen hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı anlaşıldığından, 3402 sayılı Kanun'un 12/3 hükmünde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine dair yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından açılan tapu iptali ve tescil davasının reddine, davacının bedel iadesi talebinin kabulü ile 11.720,85 TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacılar murisinin haricen satın aldığı tarihte taşınmazın tapusuz olduğunu, 2. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uygun karar verilmediğini, 3. Dava konusu taşınmaza ilişkin Kadastro Komisyon kararı ve tespite karşı 1978 yılında açılan itiraz davasının 1987 yılına kadar devam ettiği ve taşınmazın 02.09.1987 yılında hükmen tescil edildiği göz önüne alındığında, harici satış sözleşmesinin geçerli olduğunu, 4. Bu itibarla tapu iptali ve tescil taleplerinin reddine dair verilen kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; kadastro tespiti sonrası, kesinleşme öncesi harici satışa dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.