Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/2222 E. 2026/2823 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2222
Karar No
2026/2823
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2026/14 E., 2026/35 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 615 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, söz konusu taşınmazın sınırdaşı 1752 parsel sayılı taşınmazın eski malikinin davalıya 06.06.2018 tarihinde 500.000,00 TL bedelle taşınmazını sattığını, müvekkilinin bu satıştan haricen haberdar olduğunu, 1752 parselin satış değerinin eski malik tarafından ön alım hakkını engellemek amacıyla yüksek gösterildiğini ve bedelde kasıtlı olarak muvazaa yapıldığını, davacının ön alım hakkı bulunduğunu iddia ederek dava konusu 1752 parsel sayılı taşınmazda davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın müvekkiline eşi tarafından devredildiğini, resmî akitte işlemin satış olduğu görülmekte ise de gerçekte bağış olduğunu, dava konusu taşınmazın yakınında davalıya ait 3 taşınmaz daha bulunduğunu, tarımsal bütünlük oluşturması ve davalının eşinin ölümü halinde taşınmazın davalı adına olması için devir yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 07.12.2021 tarihli ve 2021/100 Esas, 2021/160 Karar sayılı kararıyla; davalı tarafın iddialarını yazılı delille ispatlayamadığı, tarafların bağıştan ziyade ön alım hakkını bertaraf etmeye yönelik bir devir yaptıkları, davacının sınırdaş komşu olduğu, arazilerin tarımsal arazi oldukları, davanın süresinde açıldığı ve taşınmazın dava tarihindeki gerçek değeri üzerinden ön alım hakkı koşullarının oluştuğu anlaşıldığından davanın kabulüne, 1752 sayılı parselin tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 07.12.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 06.10.2022 tarihli ve 2022/389 Esas, 2022/2207 Karar sayılı kararıyla davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. 1. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 06.10.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 28.02.2024 tarihli ve 2022/7166 Esas, 2024/1185 Karar sayılı ilamında özetle; "... ile davalı alıcı ..., dosya kapsamında bulunan Aile Nüfus Kayıt Örneğine göre karı-kocadır. Davalı taraf, dava konusu edilen satış işleminin şeklen satış gösterildiğini, aslında başka bir amaca yönelik devir yapıldığını savunmuştur. Mahkemece, tarafların tanıkları dinlenmiş olsa da taraflar arasındaki işlemin gerçek satış niteliğinde mi, yoksa eşler arasındaki başka bir amaca yönelik devir niteliğinde mi olduğu konusunda tanıklara sorular sorulmamış ve bu konuda yeterli araştırma yapılmamıştır. Mahkemece, taraf tanıklarının yeniden celbi ile 27.3.1957 tarihli ve 1956/12 Esas, 1957/2 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı doğrultusunda, satıcı (koca) ile alıcı (kadın) arasında tapudaki satış olarak gösterilen işlemin gerçek satış niteliğinde mi yahut başka bir amaca yönelik işlem olup olmadığı konusunda sorular sorularak tespit yapılması ve ondan sonra karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak verilen karar doğru görülmemiştir." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. A.1. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 16.04.2025 tarihli 2024/110 Esas, 2025/64 sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir. B. (2.) Bozma kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin 16.04.2025 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 20.10.2025 tarihli ve 2025/3408 Esas, 2025/4450 Karar sayılı ilâmında özetle; "...06.06.2018 tarihli 919 yevmiye numaralı satış işleminde dava konusu 1752 parsel sayılı taşınmazın ... tarafından eşi ...’e satıldığı, tarafların karı-koca olduğu, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarından satıcı ... ’ün toplulaştırma çalışmaları nedeniyle taşınmazı eşine bedelsiz devrettiği, tapudaki satış işleminin miras hukukuna dayalı bağış işlemi olduğu anlaşıldığından yukarıda açıklanan içtihadı birleştirme kararı doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir. Kabule göre de; yaygın yargısal içtihatlarda belirtildiği üzere davacının bedelde muvaaza iddiasını somut delillerle ispatı gerekmekte olduğundan Mahkemece tek başına keşifte belirlenen değerin muvaazayı ispatlayan delil olarak kabul edilmesi de doğru görülmemiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B.1. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "...dava dışı ... ile davalı ... arasında davaya konu ... ilçesi, ... Köyü 1752 parsel numaralı taşınmazın 06.06.2018 tarihli devir işlemi her ne kadar tapu kayıtlarında 500.000,00 TL bedelle satış işlemi olarak gösterilmişse de tarafların karı koca olması, tanıkların bağış iradesi olduğu yönündeki beyanları dikkate alındığında gerçek iradelerinin bağış olduğu, yapılan satış işleminin muvazaalı olduğu sabit görülmüştür. 5403 sayılı Kanun'un 8-i maddesi doğrultusunda ön alım hakkı olduğunu bildirerek dava açan davacının bu hakkını kullanabilmesi için davaya dayanak teşkil eden devir işleminin satış işlemi olmasının kanunun aradığı şart olması, bağış şeklinde yapılan devirlerde bu hakkın kullanılamayacağı, somut olayda da izah edildiği şekilde tarafların gerçek iradelerinin bağış olduğunun ispatlandığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1. Davacının ön alım hakkının bulunduğunu, dava konusu taşınmazın tamamının satıldığını, pay satışı bulunmadığını, 2. Dava konusu taşınmazın yakınındaki taşınmazların davalının eşi adına kayıtlı olduğunu, toplulaştırma için devir yapıldığı iddiası bulunduğunu, bu durumda dava konusu taşınmazın davalının eşi adına kayıtlı bulunmasının mantıklı olacağını, 3. Davalıya yapılan satışın muvazaalı olduğunu, davadan kısa bir süre önce davalının eşi tarafından davalıya yapılan satış işleminin davacının ön alım hakkını engellemeye yönelik olduğunu, 4. İşlem mirasçılar arasında yapılan iyi niyetli bağış olsa idi tapuda bağış olarak gösterileceğini, tapu masraflarını daha az ödeme imkanı varken 500.000,00 TL satış bedelinin beyan edilmeyeceğini, işlemin başlı başına hukuka aykırılık oluşturduğunu, 5. Satış bedelinin resmi akitte davacının ön alım hakkını engellemek için yüksek gösterildiğini, bu durumun keşfen belirlenen bedel ile sabit olduğunu, 6. İşlemin müvekkil yönünden geçersiz olduğunu, davacının ilk satış nedeniyle ön alım hakkını kullanabileceğini, 7. Davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 5403 sayılı Kanunun 8/i hükmü gereğince sınırdaş tarımsal arazilerinden kaynaklı ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, Mahkemece uyulan Dairemizin bozma ilamı doğrultusunda hüküm kurulmuş olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,21.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/2222, K. 2026/2823, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2026-2222-e-2026-2823-k-66f47162a7cd