Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/2529 E. 2026/2402 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2529
- Karar No
- 2026/2402
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2026/15 E., 2026/53 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 02.06.2017 tarihinde vefat eden tarafların murisi ...’in İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 29 80... parselde kayıtlı (1) No.lu bağımsız bölümü 16.03.2017 tarihinde .... Noterliğinde yaptığı ölünceye kadar bakma akdiyle davalıya verdiğini, murisin yaşamının son 1 haftalık dönemi haricinde sağlığını koruduğunu ve hiçbir bakıma muhtaç olmaksızın kendi yaşamını idame ettirdiğini, sözleşmenin mirastan mal kaçırmak gayesiyle muvazaalı olarak yapıldığını, davaya konu taşınmazın veraset ilâmındaki paylar doğrultusunda tapu kaydının iptali ile adına tescil edilmesini, şayet bu mümkün olmaz ise taşınmazın yarı değerinin davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; murisin ölünceye kadar aklı başında olduğunu, ayırt etme gücünü ve tasarruf ehliyetini ortadan kaldıracak herhangi bir hastalığı ve rahatsızlığı bulunmadığını, müvekkilinin 1983 yılında babasının ölümünden sonra yalnız kalan annesi ile çok yakından ilgilendiğini, müvekkiline "ölünceye kadar bakma sözleşmesi" ile temlik edilen taşınmazın mirasbırakının tek taşınmazı olmayıp bunun dışında "... ... Mahallesi, ... Caddesi 76/9 .../Ankara" adresinde bir gayrimenkulünün daha olduğunu, ölünceye kadar bakma sözleşmesinden önce 2014 yılında murisin düzenlediği vasiyetname ile aynı taşınmazı yine ölünceye kadar bakıp gözetme kaydıyla müvekkiline vasiyet ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. BOZMA ÖNCESİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin 20.09.2024 tarihli ve 2023/620 Esas, 2024/705 Karar sayılı kararındaki "...16.03.2017 tarihinde ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile murisin davaya konu taşınmazı davalıya temlik ettiği, murisin ölünceye kadar bilinen ağır bir hastalığının olmadığı, kendi evinde yaşamını sürdürdüğü, ölümünden kısa bir süre önce hastaneye yatırıldığı, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin yapılmasından yaklaşık 3 ay sonra murisin vefat ettiği, murisin gerek sözleşme tarihi itibari ile gerekse ölüm tarihi itibari ile dava konusu taşınmaz ile Ankara ili, ... ilçesi, ... ... Mahallesi, 54 48... parselde kayıtlı 1. kat 9 No.lu bağımsız bölüm dışında başkaca bir mal varlığının olmadığı, Ankara ilinde bulunan taşınmazın murisin vefatı ile mirasçılara intikal ettiği ve Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/1790 Esas sayılı dosyası ile ortaklığın giderildiği, davaya konu İstanbul ilinde bulunan taşınmazın ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunmakta olup devir tarihi itibarıyla toplam değerinin 1.100.000,00 TL, murisin aktifinde yer alan Ankara ilinde bulunan taşınmazın ise devir tarihi itibarıyla toplamda 259.775,00 TL değerinde olduğu, devir tarihi itibarıyla taşınmaz değerleri nazara alındığında murisin mirasçıları arasında hak dengesini gözeten bir miras paylaşımı yapmadığı, bakım sözleşmesinin alacaklısı olan murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, ailenin genel durumu, murisin elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın murisin tüm mal varlığına oranı nazara alındığında davaya konu temlikte bakıp gözetme koşulunun değil bağış amacının üstün tutulmuş olduğu..." gerekçesiyle davanın kabulü ile bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kaydının 1/2 hissesinin iptali ile iptal edilen 1/2 hissenin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 26.02.2025 tarihli ve 2024/3363 Esas, 2025/556 Karar sayılı kararındaki "...davaya konu taşınmazın değerinin murisin devir tarihi itibari ile bakım edimi ile orantılı olmadığı, her iki taşınmazın değeri arasında beş kata yakın fark bulunduğu, mevcut delil durumuna göre murisin mal kaçırma kastı ile hareket ettiği, her iki tarafın tanık beyanlarına göre murisin ahlaki görevi aşar bakımını gerektirir fiziki veya sağlık yönünden bir sorun olmadığı, Adli Tıp Kurumu raporuna göre murisin işlem tarihi itibari ile ehil olduğu..." gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 17.10.2025 tarihli ve 2025/2512 Esas, 2025/4389 Karar sayılı kararındaki "...ölünceye kadar bakma sözleşmesinin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapılmasının mümkün olduğu, ancak bu hususun hukuken ve yeterli delillerle ispatlanmasının gerektiği, somut olayda muris (bakım alacaklısı) tarafından sağlığında davalı ile ölünceye kadar bakma sözleşmesinin akdedildiği ve mal varlığındaki taşınmazlardan birinin sözleşme edimi olarak bakım borçlusuna devredildiği, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarından bakım alacaklısının davacı ile bir kırgınlığının bulunmadığının anlaşıldığı, sözleşme edimi ile devredilen taşınmazın değerinin bakım borcuna karşılık aşırı nispetsiz olmadığının belirlendiği, bakım alacaklısının diğer mirasçıdan mal kaçırmak amacına yönelik somut bir delilin dosyada bulunmadığı, bu nedenle davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu..." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 28.01.2026 tarihli ve 2026/15 Esas, 2026/53 Karar sayılı kararındaki "...toplanan deliller, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamı ile 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay bozma ilamı birlikte değerlendirildiğinde; somut olayda muris ...'in .... Noterliğinin 16.03.2017 tarihli ve 4177 yevmiye numaralı ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davaya konu taşınmazı davalı ...'ya temlik ettiği, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarından bakım alacaklısı murisin davacı ile arasında herhangi bir kırgınlığın bulunmadığının anlaşıldığı, sözleşme kapsamında devredilen taşınmazın değerinin bakım borcuna nazaran aşırı bir nispetsizlik göstermediği, bakım alacaklısının diğer mirasçıdan mal kaçırma amacıyla hareket ettiğine ilişkin somut ve inandırıcı bir delilin ortaya konulamadığı, bu itibarla muris muvazaası iddiasının ispatlanamadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Sözleşmede kararlaştırılan edimle devredilen taşınmazın değeri karşılaştırıldığında bakım borcuna göre aşırı nispetsiz olduğunu, 2. Davalı tarafın mirastan mal kaçırma kastının olduğunun tüm eylemleriyle sabit olduğunu, 3. Sözleşmenin imzalandığı esnada bakım borcunun yerine getirilmesinin mümkün olamayacağını, 4. Zira, davalının İstanbul Üniversitesinde ders verdiğini, murisin ise Ankara’da yaşamakta olduğunu, 5. Murisin hiçbir ihtiyacının bulunmamasına rağmen malvarlığının büyük bir çoğunluğunu davalıya bırakmış olmasını hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, 6. Mirastan mal kaçırmaya yönelik somut delilin dosyada mevcut olduğunu, 7. Kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ehliyetsizlik ve muvazaa nedenine dayalı olarak ölünceye kadar bakma akdinin iptali ile devredilen taşınmazın miras payı oranında tapu iptali ve tescili, ikinci kademede tazminat istemlerine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Onama harcı tam yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.