Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/1257 E. 2026/2400 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1257
Karar No
2026/2400
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/221 E., 2025/463 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulü ile Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait 377 82... parsel sayılı taşınmazda kayıtlı 1 numaralı bağımsız bölüm üzerinde müvekkilinin 05.01.2011 tarih ve 282 yevmiye sayılı vekâletname ile yetki verdiği ... tarafından davalı lehine, müvekkilinin bilgisi ve talimatı dışında ipotek tesis edildiğini, ipoteğin tesis edildiği tarihte müvekkilinin cezaevinde olduğunu ve davalıya borcunun bulunmadığını; davalının, müvekkilinin vekili ...’in ve davalının vekili ...’nin menfaat ilişkisi içerisinde birlikte hareket ederek taşınmazda davaya konu ipoteği tesis ettirdiklerini, ipoteğin tesis edildiği tarihte müvekkili ile vekili ... arasında ihtilaf bulunduğunu ileri sürerek müvekkilinin davalıya 20.07.2015 tarihli sözleşmeden dolayı borçlu olmadığının tespitine ve davaya konu 22.07.2015 tarihli ipoteğin iptaline ve terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada ... mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı ile ... arasında ... Doğal Taş Ltd. Şti. kapsamında ortaklık ilişkisi bulunduğunu, söz konusu şirketin Erzurum ili, ... ilçesinde mermer ocağı işletme faaliyetinin bulunduğunu, Şirketin ... Şubesinin yetkilisinin de ... olduğunu, davacı ...'ün tutuklanması nedeniyle şirket faaliyetinin durmaması için vekil ...’in müvekkilinden akaryakıt almak istediğini, akaryakıtın ve bir miktar paranın ...’e verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Dairemizin 10.01.2023 tarihli ve 2021/2453 Esas, 2023/86 Karar sayılı ilâmı ile Bölge Adliye Mahkemesinin 16.02.2021 tarihli kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesinin 09.07.2018 tarihli kararının bozulmasına dair kararına İlk Derece Mahkemesince uyularak 06.07.2023 tarihli karar ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin 06.07.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairemizin 20.02.2025 tarihli ve 2024/18 73... /932 Karar sayılı ilâmında; "...davacı tarafından ... 18. Noterliğinin 05.01.2011 tarihli ve 282 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile İzmir ili hudutları dahilinde maliki veya hissedarı olduğu veya olacağı tüm taşınmazları üzerinde ... Bankası A.Ş.'nin ... veya tüm şubeleri ile TC. hudutları dahilinde bulunan hakiki veya hükmi şahıslar lehine dilediği bedel, şekil ve koşullarla dilediği sıra ve derecede ipotek tesis etmeye dava dışı ...'in vekil tayin edildiği, 22.07.2015 tarihinde ... Tapu Müdürlüğünde İzmir ili, ... ilçesi, ... Mah., 377 82... parsel, 1 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydına ... adına ... tarafından vekaleten "...'dan aldığı 150.000,00 TL bedel mukabilinde akaryakıt için" 2. dereceden 01.01.2016 tarihine kadar faizsiz ve serbest dereceden istifade etmek üzere ... lehine ipotek tesis edildiği görülmüştür. Dosya içerisinde yer alan 22.07.2015 tarihli ve 18360 sayılı ipotek akdindeki ipoteğin ana para [kesin borç (karz) ipoteği] ipoteği olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, ... 18. Noterliğinde 05.01.2011 tarihinde verdiği vekâletnameyi ipoteğe konu taşınmazın satın alınması sırasında kullandığı kredi nedeniyle sadece ... Bankası A.Ş. lehine ipotek verilmesi amacıyla düzenlettirdiğini, dava dışı ...'in bu vekaletnameyi haberi olmadan kullanarak taşınmaz üzerinde ipotek tesis ettiğini, ...'in kendisi adına borçlanma yetkisi olmadığını, ipoteğin tesis edildiği tarihte ... ile ortak oldukları bir şirket bulunmadığını, davalıyı tanımadığını, aralarında borç ilişkisi bulunmadığını, ... ile aralarında kira ilişkisinden kaynaklanan alacak ve tahliye istemine ilişkin icra takibi ve dava bulunması nedeniyle ortaya çıkan husumet nedeniyle ...'in ipotek akdini kendisini zarara uğratmak amacıyla yaptığını belirterek haksız olarak adına kayıtlı taşınmaza tesis edilen ipoteğin kaldırılmasına ve borçlu olmadığının tespitine hükmedilmesini istemiştir. Yukarıda ayrıntısıyla bahsedildiği üzere, anapara ipoteğinde, temel ilişkiden doğmuş bulunan bir alacağın teminat altına alındığı, temel borç ilişkisinin geçersiz olması dolayısıyla alacağın bulunmadığı hâlde görünürde yapılan tescilin alacaklı lehine bir rehin hakkı doğurmayacağı hususu dikkate alındığında alacaklının kişisel alacağını ispat etmesi gereklidir. İpotek senedinin içeriği taraflarca belirlenecek olup, ipotek sözleşmesinde hukukî ilişkiye işaret edilmesi ipoteğin tesisi için yeterli olacaktır. Davaya konu ipotek akit tablosunda davacı ... adına ...'in vekâleten ...'dan aldığı 150.000,00 TL bedel mukabilinde akaryakıt için ipotek vermeyi kabul ettikleri anlaşılmaktadır. İpotek alacağa bağlı bir hak olduğundan, tarafların alacağı ipotekle teminat altına alma konusunda anlaşmaları ve bu yöndeki iradelerini Tapu Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca resmî şekilde işlem yaparak yerine getirmeleri gerekmektedir. Ancak ipoteğe konu borca ilişkin yapılan 01.07.2015 tarihli sözleşmenin taraflarının davalı ile dava dışı ... olduğu, bu sözleşmeye göre ...'in davalıdan 100.000,00 TL bedelinde akaryakıt ve 50.000,00 TL nakit para alacağının belirtildiği, 20.07.2015 tarihli sözleşmenin davalı ile davacı vekili sıfatıyla ... arasında yapıldığı, bu sözleşmeye göre ...'un ...'e azami 150.000,00 TL değerinde akaryakıt kredisi açacağının kararlaştırıldığı, ayrıca ... ve ... tarafından imzalanan tarihsiz "tutanak" isimli belgede ...'in ... Ltd. Şti'ni temsilen davalı ile yaptığı akaryakıt alışverişine binaen iki adet senet ve dava konusu ipoteğin verildiği belirtilmişse de, davacının ... şirketi ile herhangi bir ortaklığı ve hissedarlığının bulunmadığı, davacının ... ile birlikte ... ... Madencilik İnşaat ve San. ve Tic. Ltd. Şti.'yi ise 19.01.2010'da kurduğu ve davacının şirketteki hisselerini 06.09.2013'te devrederek şirket ortaklığından çıktığı, yani davacı ve ... arasında ipoteğe konu borcun doğduğu tarihte herhangi bir şirket ortaklığının bulunmadığı, şirket temsilcisi sıfatıyla ...'in davacı adına borçlandırma işlemi yapamayacağı, davacının verdiği vekaletnamede vekili ...'e kendisi adına borçlandırıcı bir işlem yapmasına imkan tanıyacak şekilde yetki verilmediği, davalı tarafından düzenlenen borca konu akaryakıt faturalarının davacı ile ilgisi bulunmayan ... Maden şirketi adına düzenlendiği, davalının savunmasında akaryakıtı ... şirketine verdiğini söylediği, ancak akaryakıt teslimi ve borca konu sözleşmelerin yapıldığı tarihte davacının şirket ile bir ilgisinin olmadığı, dava dışı ...'in savcılık ifadesinde dava konusu akaryakıtı sahibi olduğu maden sahasının ruhsatının iptal edilmemesi için davalıdan alarak kullandığını, davacı ile tutuklu olması nedeniyle muhatap olamadığını kabul ettiği, ipoteğe konu sözleşmelerin yapıldığı ve ipoteğin konulduğu tarihlerde davacının tutuklu olduğu (29.09.2014 - 04.03.2016), davalı savunmalarında akaryakıtı ... şirketine verdiğini söylemişse de davacının sözleşmelerin yapıldığı ve ipoteğin konulduğu tarihlerde bu şirket ile bir ilgisinin olmadığı dikkate alındığında davacı adına vekâleten davalı lehine tesis edilen dava konusu ipoteğin, davacının borcuna ilişkin olduğunun kabulüne olanak bulunmadığı, aksine, dava dışı ...'in kendi şirketi için davalıdan aldığı borcun teminatı olarak ipotek tesis edildiği tespit edilmiştir. O hâlde, davacı ile davalı ... arasında davaya konu ipoteğe temel teşkil eden borç ilişkisinin mevcut olmadığı ve davacının davalıya borcu bulunmadığı anlaşıldığından davacının ipoteğin kaldırılması ve borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi yönündeki talebi yerinde olmasına rağmen yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; Dairemizin bozma ilâmındaki gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1. Dava konusu ipoteğin davacının dava dışı ...'i vekil tayin ettiği vekâletname kapsamında tesis edildiğini, 2. Davacı ile dava dışı ...'in birbirini tanıdığının ve ticari ortaklıklarının bulunduğunun sabit olduğunu, 3. Vekâlet görevinin ipotek tarihinden çok sonra 17.03.2016 tarihinde sonlandırıldığını, 4. Davacı vekâlet ilişkisinden zarar gördü ise husumeti dava dışı ...'e yönlendirmesi gerektiğini, 5. Müvekkilinin iyi niyetle hareket ettiğini, 6. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, menfi tespit ve ipoteğin terkini istemine ilişkindir. 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, Mahkemece uyulan Dairemizin bozma ilâmı doğrultusunda hüküm kurulmuş olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/1257, K. 2026/2400, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2026-1257-e-2026-2400-k-0ce248107aee