Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/2403 E. 2026/3418 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2403
Karar No
2026/3418
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2152 E., 2026/135 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Erdemli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/55 E., 2021/216 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili muris ...'tan dava konusu taşınmaz olan 21... No.lu parselde kayıtlı taşınmazdaki 1/7 hisseyi ...Noterliğinin 14.03.2002 tarih ve 1555 yevmiye numaralı satış vaadi senedi ile satın aldığını, ayrıca yine hissedarlardan muris ...'dan da bu yerdeki annesinden kalan hissesini ... Noterliğinin 18.04.2003 tarihli ve ... yevmiye No.lu satış sözleşmesi ile satın aldığını, iki defa imar uygulaması geçiren taşınmazların parsel numaralarının değiştiğini, imar uygulamasından sonra belediye sorgulamasında söz konusu arazide 18. madde uygulandığını ve parselinin değiştiğini ileri sürerek 3 86... parsel ile 3 34... No.lu parseldeki davalılar adına oluşan hisselerin iptali ile müvekkilinin adına tapuya tesciline, mümkün olmadığı takdirde şimdilik 5.000,00 TL tazminata karar verilmesini talep etmiş, tazminat isteğini 530.169,82 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 21... parselde hisse sahibi babası ...'dan 06.02.1987 tarihinde ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı gayrimenkul hisse satış vaadi senediyle hissesini satın aldığını ve 11.06.2003 tarihinde bu satış vaadini tapuya şerh ettirildiğini, daha sonra bu yerin babası üzerindeki toplamda 3/7 hisseyi kendi adına aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; “...1 parselde ..., diğer parselde dava dışı şahsın malik olması dolayısıyla ifâ imkansızlığı nedeniyle taşınmazları devir ve temlik yükümünü yerine getiremeyen vaad borçlularının ifâ edemediği bu edim yerine vaad alacaklısına tazminat ödeme yükümlülüğü söz konusu olacağından tapu iptal ve tescil talebinin reddine, yeni oluşan iki ayrı parsellerin 1/7'şer hisse değeri olan 176.719,94 TL'nin ayrı ayrı davalılar tarafından davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine.” karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... mirasçısı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; “...dava konusu parselin 2015 yılında yapılan imar uygulaması ile 3 34... (eski 6 parsel) ve 3 86... parsel (eski 4 parsel) olduğu, davalı ...'ın babası ile davacı arasındaki satış vaadi sözleşmesini bildiği ve muvazaalı olarak taşınmazı devraldığının kabulü gerektiği, davalı ...'a yönelik davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddinin doğru olmadığı, davalı ...'ın 2003 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle yalnızca annesi ...'tan intikal eden payı satmış olup dosyadaki bilgi belge ve veraset ilamlarından bu payın 1/28 olduğu, taşınmazdaki ... payı elden çıkmış olması nedeniyle tazminata karar verilmesinde bir isabetsizlik yok ise de 1/28 payının değeri yönüyle tazminata hükmedilmesi gerekirken 1/7 pay üzerinden tazminata karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu.” gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin ve davalı ... mirasçısı ... vekilinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile kararın kaldırılmasına, tapu iptali-tescile ve tazminata karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiş, 19.03.2024 tarihli ek karar ile ilamın kesin olması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce: “...Taşınmaz satış vaadine dayalı tescil istemine ilişkin davalarda dava değeri, sözleşmeye konu taşınmaz yahut taşınmazdaki hissenin dava açma tarihindeki değeridir. Mahkemece, 16.09.2014 tarihli keşif sonrası alınan 23.10.2024 tarihli bilirkişi raporu ile 3 86... parselde ...'n hissesine düşen 3/7 pay 292.846,97 TL; 3 34... nolu parselde 3 86... parselde ...'n hissesine düşen 3/7 pay 237.312,86 TL olarak belirlenmiştir. Bu durumda; hissenin değeri 176.719,94 TL, (530.159,82/3) taşınmazın toplam değeri 1.237.039 ,58 TL'dir. Davalı ... vekili, sözleşmeye konu 1/7 hisse değerinin daha fazla olduğunu savunmuş ve buna ilişkin 25.03.2024 tarihli gayrımenkul değerleme uzmanı bilirkişi raporunu ibraz etmiştir. Bu itibarla, tarafların adil yargılanma hakkı ve mahkemeye erişim hakkı kapsamında taşınmazın ve sözleşmeye konu hissenin değerinin tereddüt bırakmayacak şekilde temyiz kesinlik sınırı kapsamında kalıp kalmadığının belirlendikten sonra bir karar verilmek üzere ek kararın kaldırılarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına.” karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “...Tapu iptal ve tescil davaları kayıt malikine karşı açılır. ... ve ... taşınmazlarda kayıt maliki olup dahili dava dilekçesiyle dava dahil edilmiş iseler de dava tarihi itibariyle kendilerine yönelik açılmış bir dava bulunmadığından bu kişilere ilişkin mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı ...; 1987 tarihinde dava konusu taşınmazların geldisi 21... parsel sayılı taşınmazı satış vaadi sözleşmesi ile 849 m²'lik kısmı satın almış, babası tarafından davacı ile satış vaadi sözleşmesi imzalanmasından sonra 2003 yılında satış vaadi sözleşmesini tapuya şerhini sağlamış sonrasında babası ...'ın diğer pay sahiplerinin hisselerini de satın alarak 3/7 olan hissesini 2008 yılında satış suretiyle devraldığı, davalının 1987 tarihli sözleşmeyle aldığı taşınmaz bölümü için iyi niyetli olduğu kabul edilebilir ise de davalıya bunun çok üzerinde pay satış suretiyle devredilmiş olup fazlası yönüyle satış vaadinde bulunan ile davalının baba oğul olmaları dikkate alındığında davalının babası ile davacı arasındaki satış vaadi sözleşmesini bildiği ve muvazaalı olarak taşınmazı devraldığının kabulü gerektiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalı ...'a yönelik davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi doğru olmamıştır. Davalı ... yönüyle; ... 2003 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle yalnızca annesi ...'tan intikal eden payı satmış olup dosyadaki bilgi belge ve veraset ilamlarından bu payın 1/28 olduğu anlaşılmaktadır. Taşınmazdaki ... payı elden çıkmış olması nedeniyle tazminata karar verilmesinde bir isabetsizlik yok ise de 1/28 payının değeri yönüyle tazminata hükmedilmesi gerekirken 1/7 pay üzerinden tazminata karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olmuştur. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 13/06/2024 tarihli bozma ilâmında belirtilen "mahkemeye erişim hakkı" ve "kesinlik sınırı"na ilişkin ilkeler uyarınca, taşınmazların ve uyuşmazlık konusu payların gerçek değerleri yeniden saptanmış; yapılan değerlendirme neticesinde davanın temyiz sınırının üzerinde kaldığı ve Dairemizin önceki "kesinlik" nitelemesinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda, toplanan deliller ve bozma ilâmının içeriği doğrultusunda davanın ... yönünden tescil, ... yönünden ise gerçek pay üzerinden tazminat şeklinde kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır. Ne var ki; dosya kapsamına celbedilen güncel tapu kayıtlarının tetkikinden, Dairemizin 28/12/2023 tarih, 2022/1197 Esas ve 2023/1651 Karar sayılı ilamı uyarınca kurulan tapu iptali ve tescil hükmünün mahalli tapu müdürlüğünce infaz edildiği, bu doğrultuda çekişme konusu taşınmazlardaki 1/7 payın davalı ... adına olan tescilinin iptal edilerek davacılar adına tescil edildiği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere, yargılama aşamasında dava konusu mülkiyetin davacı tarafa geçirilmiş olması ve talebin bu suretle karşılanması halinde, uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesine gerek kalmamaktadır. Bu durumda, davacı tarafın tapu iptali ve tescil istemi yönünden davanın konusuz kaldığı kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, Yargıtay bozma ilamı sonrası yeniden yapılan yargılamada, infaz ile mülkiyetin intikali sağlandığından, tapu iptali ve tescil talebi hakkında "karar verilmesine yer olmadığına" dair hüküm tesisi gerektiği sonucuna varılmıştır. Davanın açıldığı tarihteki haklılık durumu yargılama giderleri yönünden dikkate alınmış, 3 86... parsel ile 3 34... parsel sayılı paresellere yönelik tapu iptali ve tescil talebi haklı görüldüğünden terditli tazminat talebine geçilmemiş, Dairemizce yeniden verilen hükmün sadece ... tarafından temyiz edildiği de gözetilerek.” davalı ...'a yönelik açılan tapu iptal ve tescil davasının konusu kalmadığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına; davalı ...'a karşı açılan davanın kabulüne, dava konusu taşınmazlarda satış vaadi sözleşmesine konu 1/28 payın dava tarihi itibariyle değeri olan 44.179,98 TL'nin dava tarihi olan 07.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... mirasçılarından müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e ait veraset ilâmındaki payları oranında mirasçıları davacılara verilmesine, davalılar ... ve ... hakkında usulüne uygun bir dava bulunmadığından ... ve ... hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılardan ... vekili temyiz dilekçesinde; cevap dilekçesindeki, aşamalardaki savunmalarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, bu mümkün olmazsa alacak istemine ilişkindir. 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalılardan ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılardan ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Onama harcı tam yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/2403, K. 2026/3418, T. 23.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2026-2403-e-2026-3418-k-bbf0502f2342