Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/2231 E. 2026/2094 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2231
Karar No
2026/2094
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/203 E., 2025/251 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...’in davacı Kuruma olan borçları sebebiyle, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun gereği hakkında icra takibi başlatıldığını, ...’in şahsi hiçbir mal varlığına rastlanamadığından alacağın tahsil edilemediğini, bu sebeple ...’in vefat eden annesi ...’den intikal edecek miras payları üzerine haciz konulduğunu, diğer davalı ... vekili tarafından Kuruma gönderilen dilekçede; Kuruma borçlu bulunan ...’in ...’in yasal mirasçısı olmadığının, zira ...’in reddi miras yaptığının, bu sebeple murisleri ...’in gayrimenkulleri üzerine konulan haczin kaldırılmasının talep edildiğini, davalıların sırf ...’in Kuruma olan borcundan kurtulmak ve bu borcu ödememek için birlikte hareket ederek tek taraflı tasarrufta bulunduklarını, davacıların, murisleri ...’nin mirasını reddetmesini gerektirecek hiçbir durum söz konusu olmadığını, hiçbir yere borcu bulunmadığını, muris ... adına kayıtlı gayrimenkullerin oldukça değerli olduğunu, davalı ...'in reddi miras yapma sebebi olarak “kardeşi ...’e borcu olup, mal varlığının onun olduğunu” gerekçe olarak gösterdiklerini, oysa asıl gayenin reddi miras yaparak Kuruma olan borçlarından kurtulmak ve borçları tahsil edilemez hâle getirmek olduğunu ileri sürerek; reddi miras kararının ve bu karara istinaden çıkarılan mirasçılık belgesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ...; mirasçılar arasında husumet olmadığını, annesi ... adına kayıtlı malların esasen kendisine ait olup ticarette risk almak istemediği için mallarını annesi üzerine aldığını, mirasçıların bu durumu biliyor olmaları sebebiyle reddi miras yaptıklarını, annesinin ev hanımı olduğunu ve herhangi bir mal varlığının bulunmadığını belirterek; davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ...; davanın 6 aylık süre zarfında açılmadığını, muris ...'in ev hanımı olduğunu, hayatı boyunca hiç çalışmadığını, herhangi bir mal varlığının bulunmadığını, söz konusu mal varlığının davalı oğlu ...'e ait olup ...'in yoğun ticari faaliyetleri nedeniyle risk almamak için mallarını annesi ... adına satın aldığını, diğer mirasçıların bu durumu bilmesi nedeniyle murisin hiç borcu olmadığı hâlde reddi miras yaptıklarını belirterek; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.09.2022 tarihli kararında; yargılama sırasında davacı Kurumun alacağının davalılardan ... tarafından ödenmiş olması nedeniyle davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 09.09.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 08.10.2024 tarih ve 2024/241 Esas, 2024/1817 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 08.10.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairemizin 22.05.2025 tarih ve 2024/4739 Esas, 2025/2780 Karar sayılı ilâmında; davacı vekilinin sair temyiz itirazları reddedilerek, yargılama sırasında borcun ödenmiş olması nedeniyle davanın açılmasından beklenen hukuki yarar ortadan kalktığından Mahkemece, hukuki yarar yokluğundan (dava şartı yokluğundan) davanın reddedilmesi gerekirken, konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru görülmemiş, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; yargılama sırasında borcun ödenmiş olması nedeniyle davanın açılmasından beklenen hukuki yarar ortadan kalktığından hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı tarafın dava açıldıktan sonra borcu ödemiş olmasının davanın açılmasına sebebiyet verdiklerini gösterdiğinden davalı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığını, borcun ödenmiş olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi ve kurum lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, mirasın reddinin iptali ve iptale konu karara dayalı olarak verilen mirasçılık belgesinin iptali istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davacı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/2231, K. 2026/2094, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2026-2231-e-2026-2094-k-c25c9ec5a6ca