Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/2154 E. 2026/2354 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2154
- Karar No
- 2026/2354
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/496 E., 2025/476 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili ve davalı ... vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 1064 (92) sayılı parselin içinde bulunduğu alanda davalı Belediyeler tarafından yapılan imar düzenlemelerinin idari yargı yerinde iptal edildiğini ileri sürerek kadastral parselin ihyası ile Hazine adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 18.04.2017 tarihli ve 2015/1158 Esas, 2017/353 Karar sayılı kararı ile davacının davalı ... aleyhine açtığı davada yasal zorunluluk nedeniyle taraf sıfatı kalmayan davalı ... hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının diğer davalılar hakkında açmış olduğu davanın kabulüyle imar düzenlemesi ile oluşan 49 90... No.lu parselde fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 109 m²'sinin, 49 90... No.lu parselde fen bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen 1223 m²'sinin imar öncesi kadastral hak ve duruma dönülerek Kabasakal Köyü 1064 (92) kadastro parselinin ihyası ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A.Bozma Kararı 1. Mahkemenin 18.04.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. 2. Dairemizin 27.12.2023 tarihli ve 2023/5211 Esas, 2023/6567 Karar sayılı kararıyla; " 20... tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 7 nci maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanununun 18 inci maddesine yeni bir fıkra eklenmiştir. Eklenen bu hükme göre, 3194 sayılı Kanunun 18 inci maddesi kapsamında yapılmış imar uygulamalarının kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla iptal edilmesi nedeniyle; davaya konu parselin imar planı kararları ile umumi ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk gelmesi veya iptal edilen uygulama ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hak sahiplerince yapı yapılmış olması ve benzeri hukuki veya fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemleri yapılarak uygulama öncesi kök parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay merciince tespiti halinde, öncelikle davaya konu parselin hak sahiplerinin muvafakati alınmak kaydıyla uygulama sahası içerisinde idarece uygun bir yer tahsis edileceği veya anlaşma olmaması halinde davacı hak sahibinin kök parseldeki yeri dikkate alınarak uygulamadaki düzenleme ortaklık payı kesintisi düşüldükten sonraki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden değerinin ödeneceği belirtilmiştir. 3194 sayılı Yasaya eklenen bu hüküm uyarınca dava konusu uyuşmazlığın idareye başvuru yoluyla çözülmesi gerektiğinden, imar parselinin kadastral parsele ihyasına yönelik dava konusu talebin, kanun değişikliği nedeniyle reddine karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilerek yargılama giderleri davalı taraf üzerinde bırakılmış ve davacı lehine vekâlet ücreti takdir edilmiştir. V.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece hatalı değerlendirme yapıldığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; a. Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu, b. Davanın açılmasına davalının kendi kusuru ile sebebiyet vermediğini beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, imar uygulamasının iptali nedeniyle kadastral parselin ihyası istemine ilişkindir. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında ve özellikle kanun değişikliği nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ve davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, onama harcı temyiz eden davalı ... Başkanlığından peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/ III-2 bendi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29.04.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Dava, imar uygulamasının iptali nedeniyle kadastral parselin ihyasına ilişkindir. Davacı vekili dava konusu taşınmazın imar uygulamasına tâbi tutulduğunu, imar uygulamalarının idari yargıda iptal edildiğini ve iptal kararının kesinleştiğini ileri sürerek kadastral parselin ihyasını talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince (İDM) davalı ... yönünden karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir. Temyiz yoluna başvurulması üzerine Dairemizce 03.05.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu'na 14.02.2020 tarihli ve 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 7. maddesiyle eklenen ek fıkra gerekçe gösterilmek suretiyle uyuşmazlığın idareye başvuru yoluyla çözülmesi gerektiği belirtilerek davanın reddedilmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulması yönünde hüküm kurulmuştur. İDM'ce bozma kararı doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş, anılan hüküm Dairemizce düzeltilerek onanmış, bu karara karşı yapılan karar düzeltme talebi ise Dairemizin Sayın Çoğunluğuca reddedilmiştir. Sayın Çoğunlukla aramızda oluşan uyuşmazlık 20.02.2020 tarihinde Resmî Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren ek fıkranın yürürlük tarihinden geriye yürütülüp yürütülemeyeceği, buradan hareketle anılan hükme dayalı gerekçe ile davanın reddedilip reddedilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı güvence altına alınmıştır. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadına göre mülkiyet hakkı “ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını” kapsamaktadır (AYM, E.2022/105, K.2023/54, 22/03/2023, §19). Anayasa’nın 36. maddesinde “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” denilmek suretiyle hak arama özgürlüğü güvence altına alınmıştır. Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri de mahkemeye erişim hakkıdır. “Mahkemeye erişim hakkı, hukuki bir uyuşmazlığın bu konuda karar verme yetkisine sahip bir mahkeme önüne götürülmesi hakkını da kapsar. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkının tanınması hak arama özgürlüğünün ön koşulunu oluşturur” (AYM, E.2018/99, K.2021/14, 3/3/2021, § 21). Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28/4/2023 tarihli ve E. 2021/5, K. 2023/2 sayılı kararında da açıkça ifade edildiği üzere “Davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye mahkemeye erişim imkanının tanınması gerekir (YİBBGK, s. 23-24). Öte yandan Anayasa'nın 2. maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesi uyarınca kanun hükümleri kural olarak yürürlüğünden sonraki olay ve olgulara uygulanabilir. Kanun hükümlerinin yürürlükten önceki olay ve olgulara uygulanabilmesi için bu hususta açık bir hükme yer verilmesi gerekir. Davacı ile davalılar arasındaki uyuşmazlık ... tarafından yapılan imar uygulamalarına dayalıdır. Davacı söz konusu parselasyon işleminin kendi taşınmazı yönünden idari yargı yerlerince iptal edilmesi üzerine eldeki davayı 02.07.2008 tarihinde açmış olup uyuşmazlığın dava tarihindeki mevzuata göre sonuçlandırılması gerekmektedir. Buna göre söz konusu uyuşmazlıklarda idareye başvuru yolunu öngören ek fıkra 02.07.2008 tarihinde yürürlükte olmadığından anılan fıkra geriye yürütülerek davacının davasının adli yargıda görülemeyeceğine hükmedilmesi, hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil etmektedir. Açıklanan nedenlerle anılan ek maddeye dayalı olarak idareye başvurulması gerektiğine ilişkin gerekçe ile bozma kararı verilmesi gerekirken Dairemizin Sayın Çoğunluğunun onama kararına iştirak edilememiştir.