Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/2039 E. 2026/2454 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2039
Karar No
2026/2454
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/384 E., 2026/245 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gördes Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/212 E., 2024/258 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Manisa ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 550 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, davalının 18.02.2022 tarihinde pay satın aldığını, bedelin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini, davacıya bildirim yapılmadığını, davacının ön alım hakkını kullanmak istediğini ileri sürerek, taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalıya eski malik tarafından 30.11.2021 tarihinde ihtarname gönderildiğini, 18.02.2022 tarihli satıştan davacının haberdar olduğunu, davanın hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiğini, taşınmazda fiili taksim olduğunu, muvazaa iddiasının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazda fiili taksim bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun oludğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere taşınmazda fiili taksim olmadığını, bilirkişi raporunda da taşınmazda herhangi bir sınır tespit edilmediğini belirterek re'sen de gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Taraflar arasındaki uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 1. Ön alım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle ön alım hakkını kullanması 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi Mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hâlde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Fiili taksimin varlığı hâlinde davanın reddi gerekir. 2. Ön alım davalarında fiili taksime değer verilmesi için, taksimin yazılı olarak yapılması ya da taşınmazın çok sayıda paydaşının bulunması hâlinde tüm paydaşlar tarafından fiilen kullanılan bölümleri olması gerekmez. Davacının kullandığı ve davalıya pay satan kişilerin kullandığı ayrı ayrı bölümler var ise satıcı zamanında kullanıma karşı çıkmayan, o yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda pay satışı nedeniyle ön alım hakkını kullanması 4721 sayılı Kanun'un 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı kabul edilmektedir. 3. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince fiili taksimin varlığı benimsenerek davanın reddine karar verilmiş ise de bu kabulün dosya içeriğine uygun olduğunu kabule imkan yoktur. Şöyle ki davacının taşınmazda fiilen kullandığı bir alan bulunduğu hususu tereddüte yer bırakmayacak şekilde tanık ifadelerinde belirtilmemiş, Mahkeme gözlemi de keşif tutanağına yansıtılmamıştır. Hâl böyle olunca; fiili taksim iddiası ispat edilemediğinden davanın reddi kararı doğru olmayıp, 25.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7571 sayılı Kanun) 36. maddesi ile değişik 4721 sayılı Kanun'un "Kullanılması" kenar başlıklı 734. maddesindeki değişiklik gözetilerek hükmün bir karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/2039, K. 2026/2454, T. 04.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2026-2039-e-2026-2454-k-469fb9fee62b