Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/1069 E. 2026/1439 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1069
- Karar No
- 2026/1439
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3295 E., 2025/1670 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Turgutlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/1044 E., 2022/337 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" başlıklı 341. maddesinin (1.) bendinde, ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabileceği hükme bağlanmıştır. Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanunun 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352/1-(b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 44. maddesiyle 6100 sayılı Kanun'a eklenen ve 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren "Parasal sınırların artırılması" başlıklı Ek 1. madde hükmü uyarınca, 362. maddedeki parasal sınırların her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılacağı ve parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı belirtilmiştir. 04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. Maddesiyle ise; 6100 sayılı Kanun'un Ek 1/2 hükmünde yer alan “hükmün verildiği” ibaresi “davanın açıldığı” şeklinde değiştirilmiş, değişiklik Kanunun Resmî Gazete’de yayım tarihi olan 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 6100 sayılı Kanunun “Zaman bakımından uygulanma” kenar başlıklı 448. maddesinde yer alan "Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır." hükmü gereğince, parasal sınırlara ilişkin yapılan bu değişikliğin, kanunun yürürlük tarihinden itibaren uygulanacağı, tamamlanmış işlere ise uygulanma imkanının bulunmadığı kuşkusuzdur. Tüm bu açıklamalara göre eldeki davada; davacı taraf davasını 15.03.2022 tarihli dilekçesiyle ıslah etmek suretiyle talebini 642.955,50 TL'ye yükseltmiştir. İlk Derece Mahkemesince her bir davacı lehine ayrı ayrı 33.318,62 TL ecrimisile hükmedilmiş, ancak davacılar tarafından fazlaya ilişkin istem yönünden bu hükme yönelik istinaf başvurusunda bulunulmadığınan davalı taraf için usuli kazanılmış hak (aleyhe bozma yasağı) doğmuştur. Hükme karşı sadece davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine hükmü istinaf yoluyla inceleyen bölge adliye mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin verdiği 27.10.2025 tarihli hükme karşı bu defa davacılar vekilince temyiz yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince nihai kararın 27.10.2025 tarihinde verildiği, bu tarih itibarıyla usul işlemlerinin tamamlanmadığı ve verildiği an itibarıyla kararın kesinleşmediği, 7550 sayılı Kanunla getirilen "davanın açıldığı tarihteki parasal sınırların uygulanacağına" ilişkin düzenlemenin ise 04.06.2025 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girdiği dikkate alındığında, yeni düzenlemenin devam eden kesinleşmemiş eldeki davada da uygulanma imkânının bulunduğu, kesinlik sınırının tespitinde davanın açıldığı 2019 yılındaki 58.800,00 TL değerindeki parasal sınırın esas alınması gerektiği kabul edilmelidir. Somut olayda, davacılar arasında mecburi dava arkadaşlığı mevcut değildir. İhtiyari dava arkadaşlığında, istinaf ve temyiz sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir. Dosya kapsamına göre her biri davacı yönünden reddedilen miktarın (33.318,62 TL), dava tarihi olan 2019 yılı itibarıyla kesinlik sınırı olan 58.800,00 TL'yi geçmediği görülmüştür. Temyiz incelemesine konu miktarlar, 6100 sayılı Kanun'un 341/2 hükmü gereğince belirlenen temyiz kesinlik sınırının altında kaldığından temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR Açıklanan sebeple; Davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.