Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/6394 E. 2026/2876 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6394
- Karar No
- 2026/2876
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2131 E., 2025/1522 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mudanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/55 E., 2023/309 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 02.06.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davacı vekili Avukat .... ile karşı taraftan davalı vekili Avukat ... ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin hissedarı olduğu Bursa ili, ...ilçesi, .... Köyü, 353 parselde kayıtlı (yenileme ile 17 44... parsel), avlulu 2 katlı kargir ev, 2 katlı ahşap mağaza ve müştemilatı vasıflı 817 m² olan taşınmazdaki 21/ 48... .01.2020 tarihinde davalıya satıldığını, satış bedelinin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini, taşınmaz üzerinde fiili taksim bulunmadığını ileri sürerek; taşınmazın değerinin tespiti ile müvekkiline ön alım hakkı tanınarak, tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu hissenin 200.000,00 TL'ye satın alındığını, hissedarlara ait olan yerlerin fiilen taksim edilmiş olduğunu, avlu kapısından girişte ortada olan ve üzerinde iki katlı ev bulunan yaklaşık 391 m² kısmın davacıya ait olduğunu ve davacının orada yaşadığını, avlu kapısından girişe göre sol alt tarafta kalan ve üzerinde 68 m² ev bulunan bölümün diğer hissedar ..'e ait olan yer olduğunu, avlu kapısından girişte sağ tarafta kalan yaklaşık 357 m² olan yerin müvekkiline satılan hisse olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararda özetle; dava konusu taşınmazın uzun yıllar önce fiilen taksim edildiği, davacının buna göre hâlen kullandığı evini yaptığı ve fiilen burada yaşamaya devam ettiği, diğer paydaşlara kalan kısımlarda herhangi bir tasarrufunun olmadığı, diğer paydaşların kendilerine düşen kısımları yıllar önce fiilen kullandıkları, ancak davacının iddialarında da belirtildiği üzere uzun yıllardır kullanmadıkları, kullanılmayan bu kısımların davacının kullandığı kısma ve fiili taksime ilişkin önceki rızasına etkisinin bulunmadığı, bu itibarla; pay satanların uzun yıllardır taşınmazı kullanmıyor olmalarına yönelik davacı itirazına itibar edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde; 1. Bölge Adliye Mahkemesinin fiili taksimin varlığına ilişkin tespitinin somut delile dayanmadığını, 2. Fiili taksimin varlığı için hem davacı, hem de davalının fiilen kullandığı bölümlerin olması ve satın alma tarihinde fiili taksimin mevcut olması gerektiğini, davalıya pay satanların taşınmazı hiçbir zaman kullanmadıklarını, taşınmazda hiçbir zaman fiili taksim yapılmadığını, 3. Davalının satın aldığı payın davacıya ait hisseden farklı olduğuna, kullanılmadığına, ayrılmış olduğuna dair delil bulunmadığını, tüm taşınmazların tek bahçe içinde ve etrafının duvarla çevrili olduğunu, 4. Mahkeme gözleminde taşınmazın diğer kısımlarında zemine ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını, davacıya ait taşınmaz ile taşınmazın kalan kısımları arasında hiçbir farklılıktan bahsedilmediğini, 5. Tanıkların tamamının davalıya hissesini satan dava dışı hissedarın taşınmazı kullandığını hiç görmediklerini beyan ettiklerini, bu anlatımlar ile fiili taksimin ispat edilemediğini 6. Bilirkişi raporlarında fiili taksimin ortaya konulamadığını, 7. Bilirkişi raporu, uydu görüntüleri, taşınmaz fotoğrafları, tanık anlatımları ve tüm deliller doğrultusunda dava konusu taşınmazda fiili taksim olduğunun tespit edilemediğini ve taraflar arasında herhangi bir taksim sözleşmesi olmadığını ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 40.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.