Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/6216 E. 2026/1299 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6216
- Karar No
- 2026/1299
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/417 E., 2025/2078 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/505 E., 2021/30 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; tarafların 12.06.1993 tarihinde ölen ...'ın mirasçıları olduğunu, muristen kalan 4 40... parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 24 yıldır davalı tarafından turşucu dükkanı ve deposu olarak kullanıldığını, müvekkili tarafından kullanıma rıza gösterilmediğini, bedel ödenmediğini, davalının diğer mirasçıların kullanımına müsaade etmediği gibi bu yerin tamamında hak iddiasında bulunulduğunu ileri sürerek; davalının taşınmaza el atmasının önlenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL ecrimisil tazminatının 2.500,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren, 7.500,00 TL'sinin ise ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 04.09.2018'den itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında ecrimisil talebini artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; "dava konusu taşınmazda davacı ile davalının paydaş oldukları, davaya konu taşınmazın davalının kullanımında olduğu, paydaşlar arasında harici bir taksim veya fiili kullanım biçiminin oluşmadığına dair taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, çekişmeli taşınmazı dava ve öncesi tarihi itibarıyla davalının kullandığı ve davalının dava konusu taşınmazı kullandırmadığı, davacının 4815/20420 payına davalının haklı ve geçerli bir neden bulunmaksızın müdahale ettiği, davalının müdahalesinin haksız olması sebebiyle davacıya yönelik ecrimisil ödemekle de yükümlü olduğu" gerekçesiyle davalının el atmasının önlenmesine, 99.419,10 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "taşınmazın tamamı üzerinde yapı olup davalı tarafından turşu satış yeri ve deposu olarak kullanıldığı, taşınmazda davacının kullanabileceği bir alanın bulunmadığı, davalının kullanımının davacı tarafın da iddiasına göre uzun yıllara sari olup uzun süreli kullanıma zımnen muvafakat edildiği, taşınmaz davalı tarafından bizzat iş yeri olarak kullanılmakla ve işletmenin murise ait bir işletme olduğu yönünde iddiada bulunmamakla intifadan men şartının sağlanmış olması gerektiği, davacı ve dava dışı iki paydaş tarafından davalı aleyhine açılan ortaklığın giderilmesi davasında davalıya dava dilekçesinin 21.12.2015 tarihinde tebliğ edildiği, bu tarihte muvafakatin geri alındığı ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği, davacı tarafın payına vaki el atmanın önlenmesini talep edebileceği, davalının taşınmaz üzerindeki yapıda şahsi hakkı bulunduğunu, ancak arsa üzerinden ecrimisil hesabı yapılacağını savunduğu anlaşılmakta ise de yapı arza tâbi olup muhdesatın davalıya aidiyeti yönünde bir karar bulunmadığı, intifadan men şartının sağlandığı tarih ile dava tarihi arası dönem için ecrimisil talep edilebileceği, davalı tarafından ihtarname tebliğ tarihi sonrası talebe konu dönemde yapılan ödemenin infazda mahsubu gerektiği" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak el atmanın önlenmesi talebinin kabulüne, ecrimisil talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Dairemizce; “davacı tarafın dava dilekçesinde tanık deliline dayandığı, tanık isimlerini dava dilekçesinde belirttiği, dava sürecinde tanık delilinden vazgeçtiği yönünde bir açıklamada bulunmadığından davacının tanık listesinde bildirmiş olduğu tanıklar usulüne uygun olarak çağrılarak, tüm deliller toplandıktan sonra sonucuna uygun olarak karar verilmesi gerekirken hukuki dinlenilme hakkı ihlâl edilecek şekilde işlem yapılarak yazılı şekilde karar verilmiş olmasının doğru görülmediği” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "tarafların murisi 1993 yılında vefat etmiş olup muristen intikal eden dava konusu taşınmazın 4814/5105 payında tarafların elbirliği maliki oldukları, 391/5105 payın ise müstakilen davalı adına kayıtlı olduğu, taşınmazın tamamı üzerinde yapı olup davalı tarafından bizzat iş yeri (turşu satış yeri ve deposu) olarak kullanıldığı, taşınmazda davacının kullanabileceği alan bulunmadığı, dinlenilen davacı tanığının intifadan men'e ilişkin tarih olarak 2003-2004 yıllarını bildirdiği, bu tarih ile davacı tarafından davalı taraf aleyhine açılan ortaklığın giderilmesi dava tarihine kadar geçen sürede davacı tarafından sessiz kalınarak kullanıma zımnen muvafakat edildiği; 2015/1128 Esas sayılı ortaklığın giderilmesi dava dosyasında dava dilekçesinin davalı ...'a 21/12/2015 tarihinde tebliğ edildiği, bu haliyle anılan tarihte muvafakatin geri alındığı ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği, haksız kullanım sabit olup davacı tarafın payına vaki el atmanın önlenmesini talep edebileceği, davalının, taşınmaz üzerindeki yapıda şahsi hakkı bulunduğunu, ancak arsa üzerinden ecrimisil hesabı yapılacağını savunduğu anlaşılmakta ise de yapı arza tabi olup muhdesatın davalıya aidiyeti yönünde bir karar bulunmadığı, intifadan men şartının sağlandığı tarih ile dava tarihi arası dönem için ecrimisil talep edilebileceği, davalı tarafından ihtarname tebliğ tarihi sonrası talebe konu dönemde yapılan ödemenin infazda mahsubu gerektiği" gerekçesiyle el atmanın önlenmesi talebinin kabulüne, ecrimisil talebinin kısmen kabulü ile 15.421,09 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince temyiz başvurusunda bulunulmuştur. 4. Dairemizce; “Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda intifadan men koşulunun gerçekleştiği 21.12.2015 tarihinden itibaren yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda ecrimisil hesabı yapılması gerekirken ilkelere uyulmadan bedel tespiti yapılması, ayrıca raporda davacının payına düşen ecrimisil miktarı tespit edilmiş olmasına rağmen mahkemece bedelin tekrar dörde bölünmesi doğru görülmemiş” gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “davanın paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteği ile açıldığı; tarafların ortak mirasbırakanı muris ... ...'ın 12/06/1993 tarihinde vefat ettiği, geriye mirasçı olarak eşi ...e çocukları davacı ..., davalı ..., dava dışı ......ve ...yi bıraktığı, murisin eşi ...in de 21/08/2006 tarihinde vefat ettiği; dava konusu 2 63... (imar uygulaması ile 440 ada, 15 parsel sayılı, 153,15 metrekare alanlı taşınmazda murise ait 4814/5105 payda davacı ..., davalı ... ve dava dışı ......... ve .........'nın elbirliği maliki olduğu, davalının taşınmazda ayrıca müşterek payı olduğu; davacı ve dava dışı mirasçılar tarafından davalı aleyhine açılan İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/1128 esas sayılı ortaklığın giderilmesi dava dosyasında dava dilekçesinin davalı ...'a 21/12/2015 tarihinde tebliğ edildiği; davacı tarafından davalıya keşide edilen ... Noterliğinin 03/09/20 18... yevmiye sayılı ihtarnamenin davalıya 04/09/2018 tarihinde tebliği sonrası yapılan ödemeye ilişkin davalı tarafça 05/11/2018 tarihli "dükkan kira bedeli ağustos, eylül, ekim" açıklamalı 2.400,00 TL bedelli ...dekontu sunulduğu; kök murisin taşınmazdaki payına özgülenen alanda turşu satış yeri, ofis ve depo alanlarından oluşan bina olup turşu satış işyerinin murisin ölüm tarihinden bu yana davalı tarafından işyeri olarak kullanıldığı sabit olup davacı tarafın elbirliği payına yönelik elatmanın önlenmesi talebinde bulunabileceği; taşınmazda davacının kullanabileceği bir alan bulunmadığı, davalının kullanımının davacı tarafın da iddiasına göre uzun yıllara sari olup uzun süreli kullanıma zımnen muvafakat edildiği, davalının taşınmazı bizzat kullanımı nedeniyle intifadan men şartının aranacağı, davacı ve diğer elbirliği maliklerince davalı paydaş aleyhine açılan ortaklığın giderilmesi davasında dava dilekçesinin davalı tarafa tebliğ tarihi olan 21/12/2015 tarihi itibarıyla intifadan men şartının sağlandığı, intifadan men tarihi ile dava tarihi arası dönem için davacının ecrimisil isteğinin kabulü gerektiği; Dairemizce yapılan keşif sonrası alanında uzman bilirkişilerden oluşan heyetten alınan raporun yöntemine uygun ve denetime açık olduğu; davalı taşınmaz üzerindeki yapıda şahsi hakkı bulunduğunu, ancak arsa üzerinden ecrimisil hesabı yapılacağını savunduğu anlaşılmakta ise de yapı arza tabi olup muhdesatın davalıya aidiyeti yönünde bir karar bulunmadığı, intifadan men şartının sağlandığı tarih ile dava tarihi arası dönem için 01/10/2025 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davacının payına isabet eden toplam 30.434,08 TL ecrimisilin yargılama esnasında vefat eden davacının mirasçılarına ödenmesi gerektiği; davalı tarafından ihtarname tebliğ tarihi sonrası talebe konu dönemde yapılan ödemenin infazda mahsubu gerektiği” gerekçesiyle el atmanın önlenmesi talebinin kabulüne, ecrimisil talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacıların kullanabileceği alan bulunduğunu, ecrimisil talep şartlarının oluşmadığını, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.