Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/5065 E. 2026/1831 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5065
- Karar No
- 2026/1831
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/218 E., 2025/1237 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/361 E., 2023/399 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait şirketler grubunda 10 yıla yakın en üst düzeyde hizmet ettikten sonra 2012 yılı Kasım ayında işine son verildiğini, bu süre zarfında 10.000 USD maaş ile çalıştığını ancak bu maaşını şirketin inişli çıkışlı grafiği içinde tam olarak alamadığını, davalının 2012 Kasım ayında müvekkilinin işine son verme aşamasında kendisine ödenmeyen maaş ve diğer tüm alacakları ve müvekkilinin göğüs gerdiği sıkıntılar nedeniyle 900.000 USD ve müvekkiline tahsis edilen ve uzun süredir oturduğu İstanbul ili, ... ilçesi, 1 33... parsel 59 No.lu bağımsız bölümü aralarında düzenlenen sözleşme ile müvekkiline devretmeyi üstlenmesine rağmen devretmediğini belirterek 900.000 USD'nin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacı müvekkiline ödenmesine, 59 numaralı bağımsız bölümün tapuda davacı müvekkili adına tesciline, bu mümkün olmadığı takdirde taşınmazın değerinin tespiti ile değerinin tazminat olarak ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında iş ilişkisi bulunmadığını, hizmet sözleşmesi bulunmadığını, zamanaşımı def'inin dikkate alınmasını, kısmi dava açılamaması kuralının ihlali sebebiyle emsal Yargıtay içtihatları dikkate alınarak davanın reddine, taraflar arasında işveren-işçi ilişkisi bulunmadığından, işveren sıfatına haiz olmayan müvekkili aleyhine yöneltilen davanın pasif husumet eksikliği nedeniyle reddine, esasa girilmesi halinde haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile ibraname altındaki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiği, davacı ile davalı arasında imzalanan ibranamede davalının tamamen ibrası söz konusu olduğu, ibranamenin zorunlu vasıfları taşıdığı, ödeme hususunun itiraz mahiyetinde olduğu, davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ibraname altındaki imzanın 10.02.2022 tarihli raporda ...'nın imzası olmadığının taklit imza olduğunun tespit edildiğini, Jandarma Kriminal Laboratuvarı tarafından düzenlenen raporda ikinci imzaya ait kalem baskı izi bulunduğunun belirttiğini, 13.07.2023 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda imzanın ...'ya ait olduğunun belirtildiğini, 01.08.2023 tarihinde uzman görüşünün dosyaya sunulduğu, imzanın fulaj izinin üzerinden taklit imza vasfına düzenlendiğinin belirtildiği, ibranamenin zorunlu vasıfları taşıdığı noktası değerlendirilse de zorunlu vasıfları ihtiva etmediğini, sözleşmenin yazılı olması, 1 aylık sürenin geçmesi, alacağının türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, eksiksiz ve banka aracılığıyla yapılmış olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, raporlar arasında çelişki bulunduğu, Adli Tıp Kurumu tarafından taklit imza hususunda değerlendirme yapılmadığını, ibranamenin son aşamada sunulduğunu, delil sunma süresi içinde dosyaya sunulmadığını,dürüstlük kuralı ve usule ... ilkesine aykırılık nedenleriyle davalı tarafça sunulan ibra belgesinin delil olarak dikkate alınmaması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, alacak ve tapu iptali ve tescil, tapu iptali ve tescil talebinin reddi hâlinde taşınmazın rayiç bedelinin tazmini istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.