Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4989 E. 2026/3186 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4989
Karar No
2026/3186
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2318 E., 2025/1707 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/68 E., 2023/487 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar-karşı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların kardeş olduğunu, murisleri ...’in 04.07.1990 tarihinde öldüğünü, davalılar ... ve ...’nın .... Noterliğinin ... tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile Antalya ili, ... ilçesi, Belek Mahallesinde 2 26... parselde yer alan taşınmazlarda murisleri ...'den kendilerine intikal edecek olan miras hak ve hisselerine düşecek olan hisselerinin tamamını davacıya 1.000.000.000 TL bedel karşılığında mülkiyetini devretmeyi vaat ettiklerini, davacının hiçbir itiraz olmadan yıllardır dava konusu taşınmazlarda zilyet olduğunu, ... Noterliğinin 05.04.1996 tarihli ve ... yevmiye numaralı satış vadi sözleşmesi uyarınca, 19 84... parsel (eski 13... parsel) ve19 86... parsel (eski 13... parsel) sayılı taşınmazlarda murisleri ...'ten davalılara intikal edecek payların iptali ile tapuda davacı adına tesciline, tescil taleplerinin kabul edilmemesi hâlinde terditli olarak satış vaadi sözleşmesi gereği davalılara murisleri ...'ten intikal edecek olan paylarının döviz, altın artış oranları esas alınarak ulaştığı değerin davacının gerçek ve güncel müspet zararı olarak kabul edilerek miras payları oranında davalılardan alınarak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP VE KARŞI DAVA Davalılar-karşı davacılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkilleri ile söz konusu gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinden davanın açılması ile haberdar olduklarını, müvekkili Mümüş asıl davaya konu edilen müşterek muris ... adına kayıtlı 226 parsel ve 300 parsel sayılı taşınmazların satışı ve satış vaadi sözleşmesi hususunda iradesi olmadığını, yaşlı olduğunu, okur yazar olmadığını ve bü tür işlemlerde bilgisi bulunmaması nedeniyle hile ile kandırılarak kendisinden vekâletname alınmış olabileceğini, müvekkili ...'nın ise müşterek muris ... adına kayıtlı taşınmazlarda intikal eşlemlerin yapılması amacıyla vekâletname verdiğini, ... adına taşınmazlarda intikal işlemlerin yapılması amacıyla vekâletname verildiğini, ... adına kayıtlı 226 parsel ve 300 parsel sayılı taşınmazların satışı ve satış vaadi sözleşmesi hususunda iradesi olmadığını, ... 'e böyle bir talimat vermediğini beyan ettiğini, buna ilişkin gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde satış bedeli olarak gösterilen bedelin taşınmazların gerçek değerinden oldukça düşük olduğunu ve müvekkillerine gösterilen satış bedeli olarak gösterilen tutarın da ödenmediğini, açıklanan nedenlerle; müvekkillerinin söz konusu taşınmazları satma iradesinin bulunmaması müvekkillerinin hile ile kandırılarak kendilerinden vekâletname alındığını beyan etmeleri, davalı-karşı davacı ...'ün okur yazar bile olmaması vekil ile davacı-karşı davalının öz kardeş olmaları, kabul anlamına gelmemek kaydıyla taşınmazlar üzerine iş merkezlerini birlikte inşa ettirdiklerine dair beyanları, iptali istenen satış vaadi konu taşınmazların satış bedeli olarak gösterilen tutarın taşınmazların değerinin çok altında olması, satış bedeli olarak gösterilen tutarın müvekkillerine ödenmemiş olması, müvekkillerinden ...'nın vekil ...'ı 22.02.2021 tarihinde vekillikten azlettiği huzurdaki asıl davanın 26.02.2021 tarihinde ikame edilmiş olması gözetildiğinde vekilin vekâlet görevini açıkça kötüye kullandığının, davacı-karşı davalının ise bu durumu bilen ve bilmesi gereken yani kötüniyetli olduğunun sabit olması karşısında ... 1. Noterliğinin ... tarihli ve.... yevmiye numaralı düzenlenme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararıyla; asıl davanın kabulü ile dava konusu taşınmazlardan Antalya ili, .... ilçesi, ... Mah.19 84... parsel ve 19 86... parseldeki davalıların hisselerinin (muris ...’in eşi ... ...’ten intikal eden hisseler hariç) iptali ile davacı adına her iki taşınmazda da ayrı ayrı tesciline, 30.06.2022 tarihli ek bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına, tapuda yapılacak intikal işlemlerinde bilirkişi raporunda tespit edilen hisseler oranında davacı adına tescil yapılmasına, karşı davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar-karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar-karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar-karşı davacılar vekili temyiz dilekçesinde; 1. Dinlenen tanık beyanları ile vekâlet görevinin kötüye kullanıldığının tespit edildiğini, tüm tanık beyanları ile sabit olduğu ve hatta davacı tarafından da ikrar edildiği üzere davacı-karşı davalı ... ailenin lideri durumunda olup onun bilgisi ve rızası dışında işlem yapılmasının mümkün olmadığını, 2. Belek Mah. 19 86... parsel sayılı taşınmazda bulunan 5 adet dükkanın eşit şekilde 5 kız kardeşe özgülenmek istendiğini, 3. Davaya konu taşınmazların satış tarihi itibariyle değerleri ve vekil ...'ın satış bedeli olduğu iddia edilen tutarı davalılara ödeyip ödemediği hususunda hiçbir araştırma yapılmadığını, 4. Vekâletin kötüye kullanıldığını, yerel mahkemece vekâletin kötüye kullanılıp kullanılmadığı hususunda hiçbir araştırma ve değerlendirme yapılmadığını, bu sebeple eksik incelemeye dayalı bu hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, 5. Davalıların taşınmazları satma iradesinin bulunmadığını, davalı-karşı davacı ...’ün okur yazar olmadığını, 6. Davalıların vekili ile davacı-karşı davalının öz kardeş olmaları, iptali istenen satış vaadi konu taşınmazların satış bedeli olarak gösterilen tutarın taşınmazların değerinin çok altında olması, satış bedeli olarak gösterilen tutarın müvekkillere ödenmemesi, müvekkillerden ...’nın vekil ...’ı 22.02.2021 tarihinde vekillikten azlettiği huzurdaki asıl davanın 26.02.2021 tarihinde ikame edilmesi, vekil ...'ın taşınmazı kendi ve kardeşleri hesabına aldıklarına ancak satış vaadi sözleşmesini davacı ... lehine düzenlediklerine dair ikrarı, müvekkillerin taşınmazlardan yasal haklarından az da olsa kira geliri elde ettiklerine dair tanık anlatımları, tanık olarak dinlenen kız kardeşlerin yasal haklarının erkek kardeşleri ve yeğenleri tarafından verilmediğine dair beyanları, davaya konu taşınmazlarla ilgili miras taksim sözleşmesi yapılarak ... Mah. 19 86... parsel sayılı taşınmazda bulunan 5 adet dükkanın 5 kız kardeşe eşit oranda paylaştırılmak istediğine dair tanık beyanları gözetildiğinde vekil ...'ın davacı-karşı davalı ile işbirliği içerisinde hareket ettiğini, 7. Bu nedenlerle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil, terditli olarak tazminat; karşı dava taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin iptali istemlerine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar-karşı davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/4989, K. 2026/3186, T. 12.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-4989-e-2026-3186-k-310d3e849eaa