Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4756 E. 2026/2802 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4756
Karar No
2026/2802
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2073 E., 2025/695 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/396 E., 2024/323 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisinin 45... parsel ile 42... parsel sayılı taşınmazları 1948 yılında davalıdan satın aldığını, daha sonra yapılan araştırmalarda 42... parsel içinde bulunan 30.000 m²lik kısmın müvekkilleri adına kayıtlı olmadığının öğrenildiğini, müvekkillerinin bu alanı 1948 yılından beri nizasız ve fasılasız olarak kullandığını, davalının yaşayıp yaşamadığı bilinmediğinden tapu ve nüfus kayıtları getirtilerek bu parsellerde davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile muris ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kayyım vekili duruşmada, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın tapulu bir taşınmaz olması nedeniyle adi yazılı sözleşmeye konu olamayacağı, aksi durumda bile davalıların davaya konu parselin satışını açıkça belirten sözleşmeyi dosyaya sunamadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; dava konusu taşınmazın kadastro sırasında ayrı bir parsel olarak ... parsel numarası altında tespit ve tescil edildiği, tespitin 28.05.1946 tarihinde kesinleştiği, taşınmaz malikinin davalı olduğu, davacıların murisinin bu taşınmazı satın aldığına ilişkin sübuta yeterli bir delil sunulamadığı, davacıların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/2 hükmüne dayandığının kabul edilmesi hâlinde ise malikin açık ismi ile kadastro dayanak belgelerinde taksim yaptığı aile bireylerinin isimlerinin yer aldığı, tapu maliki ... oğlu ...’nin tanınmıyor, hatırlanmıyor olması, adresinin tespit edilememesi, tebligat yapılamaması, uzun yıllar önce taşınmış ya da ölmüş olmasının, o kişinin tapu kütüğünde maliki bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmediği, maliki kim olduğu bilinmeyen hukuki nedenine dayanılamayacağı gibi ölüm hukuki nedenine dayanılmasının da malikin kim olduğunun bilinmemesi nedeniyle imkânsız olduğu, dava dilekçesinde ve yargılama aşamasında bu hukuki nedenin öne sürülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın malikinin kim olduğunun bilinemediğini, 4721 sayılı Kanun'un 713/2 hükmündeki kriterlerin somut olayda gerçekleştiğini, ölüm ya da malikin bilinememesi hukuki nedenlerinin somut olayda yeterince araştırılmadığını, 42... parselin 45... parsel içinde kaldığını, yazılı bir satış sözleşmesi olmamasının müvekkillerinin iyiniyetini ortadan kaldırmayacağını, davaya konu taşınmazın davalıya ait olduğuna dair kesin bir delil olmadığını, belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle dava dilekçesinde ve yargılama aşamasında 4721 sayılı Kanun'un 713/2 hükmünde belirtilen sebeplere dayanılmadığı anlaşıldığından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/4756, K. 2026/2802, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-4756-e-2026-2802-k-373382d0c1fa