Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4644 E. 2026/2725 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4644
Karar No
2026/2725
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2161 E., 2025/1764 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/638 E., 2023/368 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ... ilçesi, ... Mahallesi, 79 78... parsel sayılı taşınmazda bulunan 4 numaralı bağımsız bölümün maliki olduğunu, davacının dava dışı arkadaşı ...’in paraya ihtiyacı olması nedeni ile ve davalıdan aldığı borca karşılık teminat amacıyla, dava konusu taşınmaz üzerine davalı lehine 28.04.2021 tarihinde 299.200,00 TL’lik 1. derece faizsiz 6 ay süreli ipotek tesis edildiğini, ancak yapılan incelemede tesis edilen ipoteğin kanunun emredici hükümlerine aykırı bir şekilde tesis edildiğinin anlaşıldığını, Tapu Müdürlüğünce tesis edilen ipotek işleminde İİK'nın 148/a maddesine göre ipotek sözleşmesinin taraflarınca yurt içinde adres gösterilmediğinden ipotek senedinde adres yokluğu nedeniyle ipoteğin terkini gerektiğini, davacının gerçekte bir borcu bulunmadığını, bu nedenle dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ipoteğinin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ipoteğin ne anlama geldiğini bilmediği iddiasının hukuken kabul edilebilir olmadığını, tapu dairesinin ipotek tesis ederken tüm yönleri ile tarafları bilgilendirdiğini, davacının aynı gün hesabına 200.000,00 TL gönderildiğini, kalanın da ipotek işleminden önce elden verdiğini, davacının Tapu Müdürlüğüne müracaat ederken talep dilekçesinde açıkça aldığı parayı belirtmek sureti ile faizsiz 6 ay süreyle ipotek konulması talebinde bulunduğunu, davacının kötüniyetli olduğunu, dava dilekçesinde bahsedilen sentlerin davalıda bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı davanın kabulü ile, 7978 ada, 28 parsel sayılı taşınmazda bulunan 4 numaralı bağımsız bölüm üzerinde bulunan 28.04.2021 tarihli ipoteğin terkinine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının talebi dışında olan, icra takibinin açılmasına yönelik hak düşürücü süre dikkate alınarak ipoteğin fekkine karar verilmesinin kanunun emredici hükmüne açıkça aykırı olduğunu, b. Davacının talebini sınırlandırdığını, davacının taleplerinin dışında hüküm ihdas edilemediğini, c. Dava dilekçesinin Mahkemece re’sen genişletilmek sureti ile karar verilemeyeceğini d. İpotek akdinin unsurlarının yerinde olmadığı gerekçesi ile dava açıldığını, ipoteğin geçerli olmasına rağmen yerel mahkemece bu hususa hiç değinilmediğini, e. İhtiyati tedbir kararının ipotek süresinin dolmasına 3 gün kala verildiğini, ihtiyati tedbir nedeniyle davalının ipotek alacağını icra takibine konu edemediğini, f. TMK’nın 883. maddesinin 1. fıkrası dikkate alınmadan 2. fıkrasının uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, g. Mahkemece re’sen ipoteğin fekkine karar verilece ise, dava dilekçesinde ipotek borcunun ödendiği ileri sürülmediğinden, ipotek bedelinin ferileri ile beraber bilirkişi marifeti ile tespit edilerek davacıya bu yönde süre vermek sureti ile depo ettirilmesi gerekirken doğrudan sürenin bitimi nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir. İpotek kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek tesisi için; rehin edilecek taşınmaz maliki ile alacaklı arasındaki anlaşmanın (rehin sözleşmesi) bulunması ve rehin sözleşmesinin 4721 sayılı Kanun'un 856. maddesi gereğince tapu siciline tescil edilmesi gerekir. Alacak sona erdiği hâlde alacaklı, terkin taahhüdünü iradesiyle yerine getirmezse, taşınmaz maliki ipoteğin fekkini (kaldırılmasını) dava yolu ile isteyebilir. Taraflar arasında yapılan 28.04.2021 tarihli ipotek sözleşmesi ile, davacının kayıt maliki olduğu 28 parsel sayılı taşınmaz üzerine, 299.200,00 TL alacak için ve altı ay geçerli olmak üzere ipotek tesis edilmiştir. İpotek senedinde kararlaştırılan altı aylık süre, 28.10.2021 tarihinde dolacaktır. Oysa dava bu tarihten önce, 19.10.2021 tarihinde açılmıştır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun 28.11.1956 tarihli ve 1956/15 Esas, 1956/15 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; her dava, davanın açıldığı tarihteki koşullar gözetilmek suretiyle incelenmelidir. Dava açma tarihinde, ipoteğin sona ereceği altı aylık süre geçmediğinden, davacının ipotekten kaynaklanan borcu ödediği de iddia edilerek ispatlanamadığından, ipoteğin kaldırılması için haklı ve hukuki bir sebep bulunmadığı halde, İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/4644, K. 2026/2725, T. 14.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-4644-e-2026-2725-k-70b38f36a16e