Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4609 E. 2026/2884 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4609
- Karar No
- 2026/2884
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1227 E., 2025/409 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Fethiye 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/17 E., 2022/34 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; Fethiye ilçesi, ... Mahallesi, 3 65... parsel sayılı taşınmazın tarafların babası muris ... adına tapuda kayıtlı olduğunu, bu parsele komşu 17... parsel sayılı 2/B taşınmazlarında kadastro çalışmaları sırasında kullanıcı olarak muris ...'nin tespit edildiğini, muris ... mirasçıları arasında yapılan rızai taksim sözleşmesi ile terekesinin taksim edildiğini, 19 parsel sayılı taşınmazın ve 18 parsel sayılı taşınmaz sınırları içinde kalan yaklaşık 40 m²'lik 2/B vasfında olan kısmın, davacı-karşı davalı ...'ye bırakıldığını, ancak davalı-karşı davacı ...'nin 18 parsel içinde kalan yaklaşık 40 m²'lik kısım üzerinde hak iddia ettiğini, burayı kullanma girişimlerinde bulunduğunu, taraflar arasında niza yarattığını belirterek, 18... No.lu parsellerin kesişme noktasında bulunan, davacı-karşı davalı ... tarafından ağaçlandırılan ve kullanılmakta olan yaklaşık 40 m²'lik kısmın zilyetliğinin ve bu durumun oluşturacağı mülkiyet ve sair hakların davacı-karşı davalı ...'ye olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin 2018/602 Esas sayılı dosyasında verilen kaldırma kararından sonra Mahkemece yeniden yapılan yargılamada talep sonucunu açıklayıcı dilekçe sunması için iki haftalık süre verilmesi üzerine davacı-karşı davalı ... vekili 17.07.2019 tarihli açıklama dilekçesi ile; dava konusu taşınmazın tapu kaydının, beyanlar hanesinde, davacı lehine kullanıcı şerhi verilmesi talebinde bulunmuştur. II. CEVAP-KARŞI DAVA 1. Davalı-karşı davacı ... vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; dava konusunu oluşturan taşınmaz bölümünün, Hazine adına kayıtlı Fethiye ilçesi, ...Mahallesi, 3 65... parsel içerisinde olduğunu ve uzun yıllardır müvekkilinin zilyetliği altında bulunduğunu, müvekkilinin dava konusu edilen kısmı da kapsayacak şekilde daha geniş bir alanı ev yapmak, ağaç dikmek ve tarımsal faaliyetlerde bulunmak suretiyle uzun yıllardır zilyetliği altında bulundurduğunu, müvekkilinin zilyet ettiği kısmın zeminde belirli olduğunu ve etrafının beton duvar ve demir çubuklarla çevrili olduğunu, yine bu alanın bitişiğinde bulunan ve 19-20 parseller içerisinde kalan ve taksim krokisinde işaretlenen kısımlarda tapulu yerlerinin de bulunduğunu, davacı ...'nin ise davaya konu taşınmazın bitişiğinde bulunan ve 19-20 parseller içerisinde kalan ve taksim krokisinde işaretlenen kısımlarda tapulu yerlerinin bulunduğunu, ...'nin, davaya konu edilen ve müvekkilinin kullanımında bulunan yeri hukuka aykırı yöntemlerle kendi taşınmazına dâhil etmek istediğini, müvekkilinin yaylada olmasını fırsat bilerek müvekkiline ait taşınmazı sürdüğünü ve tecavüzde bulunduğunu belirterek, davacı- karşı davalı ...'nin davasının reddi ile ...'nin dava konusu taşınmaz bölümüne yapmış olduğu tecavüzün önlenmesine, müvekkilinin zilyetliğinin korunmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2. Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl dava yönünden; taksim sözleşmesinde her ne kadar 19, 20 parsellere ilişkin olduğu belirtilse de sözleşmedeki koordinat verilerinin 18 parsel sayılı taşınmazda dava konusu edilen kısmı da kapsadığı ve bu kısmın taksimde davacıya bırakıldığı hususunun iki farklı fen raporunda tespit edildiği, dosya arasına alınan ortofoto görüntülerinde de taksime uygun şekilde kullanım sınırlarının bulunduğunun bilirkişilerce tespit edildiği, taksim sözleşmesi gereği dava konusu kısmın davacı tarafa bırakıldığı gerekçesiyle davacının lehine kullanıcı şerhi verilmesi talebinin kabulüne karar verilmiş, karşı dava yönünden ise; karşı davanın salt zilyetliğin korunmasına ilişkin dava olduğu, gasp ve saldırıdan dolayı dava hakkının, zilyedin fiili ve failini öğrenmesinden başlayarak iki ay ve her hâlde fiilin üzerinden bir yıl geçmekle düşeceği, taraflar arasında mala zarar verme suçundan dolayı ceza soruşturması ve ardından kovuşturması yapıldığı, karşı davacının fiili ve faili öğrenme tarihinin en geç ihtimalle iddianamenin düzenleme tarihi olan 21.05.2013 tarihi olacağı, karşı dava tarihinin ise 22.10.2015 olduğu bu hâlde anılan eylem yönünden hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen 83,61 m²'lik taşınmaz bölümünün, beyanlar hanesinde, tarafların ortak murisi ...'nin işgalinde olduğu yönünde şerh verilen 1996 tarihli kadastro çalışmaları ile oluşturulan yeni 3 65... (eski 6 ada 154) parsel sayılı taşınmaz sınırları içinde kaldığının ve bu kısmın imza inkarında bulunulmayan, anılan taksim sözleşmesi ve krokisine göre, davacı-karşı davalı ...'ye bırakıldığının tespit edilmesine göre; asıl davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, infazda tereddüte neden olmayacak şekilde, dava konusu 3 65... (eski 6 ada 154) parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde yazılı olan "Taşınmaz ... oğlu ...'nin işgalindedir" şerhinin iptali ile "iş bu taşınmazın fen bilirkişileri M. ... ile ...'ın 29/11/2017 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 83, 61... 'lik kısmı, davacı-karşı davalı ...'nin işgalindedir, kalan kısmı ... oğlu ...'nin işgalindedir" şerhinin yazılmasına karar vermek gerekirken, infazda tereddüte ve mükerrer şerhe neden olacak şekilde, mevcut şerhin iptali yönünde hüküm kurulmadan, "A ile gösterilen 83, 61... 'lik kısımda davacı ... Devecinin zilyet olduğunun tespitine, bu kısım .... zilyetliğindedir" şerhinin tesciline karar verilmesinde; ayrıca kaldırma kararımızda somut olayda davacı-karşı davalının miras taksim sözleşmesine ve krokisine dayanması karşısında, karşı davanın çözümünün de üstün hak iddiasına dayalı asıl davanın çözümüne bağlı olduğu, bu davada da asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunun vurgulanması karşısında, karşı davanın da hakka dayalı müdahalenin önlenmesi davası olarak kabul edilip davalı-karşı davacının davasının esastan reddine karar verilmesi gerekirken, karşı davanın, Sulh hukuk mahkemelerinin görevli olduğu salt zilyetliğin korunması davası olarak nitelendirilip, karşı davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığı gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın kabulüne karşı davanın esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı-karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu yerin taksim sözleşmesi dışında olduğunu, murisin kullanımında olan yerin muris öldükten sonra davalı-karşı davacı tarafından kullanıldığını, Bölge Adliye Mahkemesinin hatalı karar verdiğini, asıl davanın ret, karşı davanın kabul edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın öncesinin orman olduğu ve kanunla yetkilendirilmiş komisyonlarca yapılan kullanım kadastrosunun yapılmış olduğu, 2/B çalışması sonucu orman sınırları dışına çıkartılan taşınmazlardan olduğu, şahıslar adına tescilinin mümkün olmadığı gibi zilyetlik yolu ile iktisabının mümkün olmadığı ve zilyetlik şerhinin değiştirilemeyeceği incelenmeden, sunulan beyan ve itirazlar değerlendirilmeden kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasıbı istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı-karşı davalı yönünden, tarafların ortak murisi lehine "işgalci" şerhi bulunan (2/B) vasıflı taşınmazın, kadastrodan sonra düzenlenen miras taksim sözleşmesi ve eki olan krokiye dayalı olarak, 83,61 m²'lik kısmına lehine kullanıcı (işgalci) şerhi verilmesi; davalı-karşı davacı yönünden ise, davacı-karşı davalının dava konusu taşınmaz bölümüne yaptığı müdahalenin önlenmesi istemine ilişkindir. 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı-karşı davacı vekili ile davalı Hazine vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı-karşı davacıya yükletilmesine, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.