Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4445 E. 2026/2561 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4445
- Karar No
- 2026/2561
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1498 E., 2025/1516 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/642 E., 2025/72 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Karaman ili, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan 6 32... parsel sayılı 914.118,00 m² yüzölçümlü taşınmazın, 20.02.1979 tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında mera vasfı ile davalı ... adına tapuda kayıt ve tescil edildiğini, daha sonra davalı tarafından re’sen yapılan ifraz işlemi sonucunda 6 32... parsel sayılı taşınmazın 581.464,00 m²'lik kısmının...Mahallesi, 17 86... parsel olarak yine davalı ... adına tescil edildiğini, son olarak yapılan ifraz işlemi ile dava konusu 17 11... parsel sayılı taşınmazın oluşturulduğunu ve belediye adına tescil edildiğini, belediye meclislerinin meraların sadece yararlanma ve kullanma şekillerini değiştirme yetkileri bulunduğunu, özel mülkiyete dönüştürme ve satma yetkilerinin bulunmadığını ileri sürerek; 4342 sayılı Mera Kanunu’nun geçici 3. maddesi kapsamında dava konusu Karaman ili, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan 17 11... parsel sayılı arsa vasıflı 785,32 m² yüzölçümlü taşınmazın 7/786 hissesinin davalı adına olan tapusunun iptali ile ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, tapu tescilinin 6 32... parsel üzerinden 20.02.1979 tarihinde yapıldığını, taşınmazda 10.01.1989 tarihinde yapılan imar uygulaması sonucunda, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 11/4 hükmü gereğince mera vasfının kendiliğinden kalkarak taşınmazın arsa niteliği kazandığını, yürürlükteki imar planına göre dava konusu taşınmazların konut alanında kaldığını ve taşınmazlarda yapılaşma olduğunu, ... aleyhine tapu tescilinin üzerinden 44 yıl geçtikten sonra tapu iptali ve tescil dava açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığını, bu nedenlerle açılan davanın öncelikle hak düşürücü süre yönünden reddine, esas yönünden de haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararda özetle; dava konusu edilen taşınmazın evveliyatında kadastro tespitinde "mera" vasfı ile davalı ... adına tescil edildiği, 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşmiş imar planı içerisinde kaldığı, yerleşim yeri olarak işgal edildiği, mera niteliğini yitirdiği, mera niteliği ile kullanılmasının teknik açıdan mümkün olmadığı, yapılaşmanın 01.01.2003 tarihinden önce var olduğu ve taşınmazın 4342 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi kapsamında kaldığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinın yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; 1. Hükmün eksik incelemeye dayalı olduğunu, 2. Dava konusu taşınmaz yönünden 4342 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinde sayılan koşullar gerçekleşmediği hâlde İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirmelerde bulunulduğunu, 3. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ve işgal ile yapılaşmanın 01.01.2003 tarihinden önce var olduğuna dair hava fotoğrafı veya ... görüntüsü gibi ispata yarar delil mevcut olmadığını, dosyada mevcut hava fotoğraflarının da 01.01.2003 tarihinden öncesindeki işgal ve yapılaşmayı izaha elverişli olmadığını, bilirkişilerin taşınmazın kök parseli yönünden değil imar uygulamaları neticesinde oluşmuş hâline göre değerlendirme yaptığını, 4. Dava konusu payın değeri 20.981,93 TL olarak tespit edilmesine rağmen, Mahkemece bu tutarın üzerinde vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını tale etmiştir B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, 4342 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Temyiz eden davacı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,07.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.