Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/15866 E. 2026/3223 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/15866
- Karar No
- 2026/3223
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/700 E., 2025/2419 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 16. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/56 E., 2022/384 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... unvanlı iş yerinde 01.09.1997 - 01.07.2005 tarihleri arasında kesintisiz, aylık 1.000,00 TL ücret ile çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, hizmet tespiti davalarının kamu düzenini ilgilendirdiğini ve özel bir duyarlılık ile yürütülmesi gerektiğini beyanla, davanın reddi gereğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece talimat kanalıyla dinlenilen bordro tanığı ... vermiş olduğu ifadesinde davacının, davalı iş yerinde hiç çalışmadığını beyan ettiği, davacının hizmet döküm cetvelinin incelenmesinde 2 yıl süreyle davalı iş yeri tarafından Kuruma bildirilen çalışmasının mevcut olduğu dikkate alındığında bordro tanığının davacının bu iş yerinde hiç çalışmadığına yönelik beyanlarına itibar edilmediği, aksine beyanları hizmet döküm cetvelleriyle tutarlı olan davacı tanıklarının davacının 1997 yılında davalıya ait evde çalışmaya başladığı yönündeki beyanları dikkate alındığında davacının eşi ...’nın davalı işyerinde 01.09.1997 tarihinden itibaren çalışmasının bildirilmeye başlanması nedeni ile davacının da ... sicil sayılı davalı ... ünvanlı işyerinde eşi ... ile aynı zamanda 01.09.1997 tarihinde çalışmaya başladığını, bu çalışmasının tam süreli (ayda 30/yılda360 gün ) ve kesintisiz şekilde 30.06.2005 tarihine kadar sürdüğü, 01.07.2005 tarihinden itibaren ise çalışmalarının Kuruma bildirilmeye başladığı, dönemin asgari ücreti ile çalıştığı anlaşılmakla davacının yapılan yargılama neticesinde davanın kabulü ile ... TC Kimlik numaralı, ... sigorta sicil numaralı ...’nın, Kurumda ... sicil sayılı dosyada işlem gören davalı ... ünvanlı işyerinde 01.09.1997-30.06.2005 tarihleri arasında hizmet akdine istinaden, kesintisiz, tam süreli ve asgari ücretle toplam 2820 gün çalıştığının, bu çalışmasının tümünün ... Kurumu’a bildirilmediğinin tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; davacının 01.09.1997-01.07.2005 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespitini talep ettiği, 01.07.2005 - 07.09.2007 tarihleri arasındaki çalışmalarının davalıya ait ... sicil numaralı iş yerinden bildirildiği, eldeki davanın 12.03.2020 tarihinde açıldığı, davalıya ait ev hizmetleri mahiyetli, ...adresinde kurulu iş yerinin 02.03.1987 - 30.09.2007 tarihleri arasında Kanun kapsamında bulunduğu görülmekte, davacının bildirimlerinin sona erdiği 07.09.2007 tarihinin yıl sonundan itibaren 5 yıl içerisinde eldeki davanın açılmamış olması, bildirim öncesi dönemi kapsayan 01.09.1997-01.07.2005 tarihleri arasındaki çalışma yönünden hak düşürücü sürenin işlemesine engel herhangi bir işe giriş bildirgesi ya da Yönetmelikte sayılan aylık sigorta primleri bildirgesi, dört aylık sigorta primleri bordrosu, sigortalı hesap fişi gibi belgelerin Kurum kayıtlarına intikal ettiğine dair kayıt bulunmaması hususları dikkate alındığında davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuş, bu itibarla, davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekilinin bu yönü amaçlayan istinaf nedenleri yerinde görülmüş ; A) Davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İzmir 16. İş Mahkemesince verilen 06.12.2022 tarih, 2020/56 Esas ve 2022/384 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, B) 1- Davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının tespitini talep ettiği tarihten Kuruma bildirilen hizmetine kadar kesintisiz çalıştığını, davalı işveren tarafından yapılan bildirim sonucu hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini, bu nedenle işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiğini beyan ederek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık hizmet tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Fazla alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ... ile Üyeler ..., ... ve ...'nun oyları ve oy çokluğuyla, 26.03.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
1.Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık hizmet tespit davasında 01.09.1997-07.09.2007 tarihleri arasında blok çalışması olduğunu iddia eden, ancak 01.07.2005 tarihinden sonra hizmeti kuruma bildirilen davacı sigortalının bildirim tarihi 01.07.2005 öncesi hizmetinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır. 2.Somut uyuşmazlıkta davacının hizmeti 01.07.2005 tarihinde davalı işveren üzerinden kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Mahkemece blok çalışmada davanın kabulüne karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince hak düşürücü süre nedeni ile istinaf isteminin kabulüne ve davanın reddine karar verilmiştir. 3.Kararın fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine çoğunluk tarafından blok çalışmada kayıt öncesi 01.07.2005 öncesinin hak düşürücü süreye uğradığı, gerekçesi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. 4.Çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi, mevsimlik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonu esas alınması gerekir (Y. HGK. 01.07.2019 tarih ve 2016/21-1238 Esas, 2019/834 Karar). Belirtmek gerekir ki “hak düşürücü süre, bildirimsiz kalan çalışmalar yönünden öngörülmüştür. Belgelerden birisinin dahi Kuruma verilmiş olması veya Kurumca, fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti hâlinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir. Sigortalının kayda dayanan çalışması bildirilmiş veya kurumca saptanan çalışması var ise bu bildirilen veya saptanan hizmeti ile blok çalışmanın da zamanaşımına uğramadığı kabul edilmelidir. 5.Dairemizin 2021/10293 Esas, 2022/1056 Karar sayılı karşı oy gerekçelerinde ayrıntılı olarak açıklandığı gibi blok çalışmalarda kuruma bildirilen süre var ise sonraki çalışma için hak düşürücü süreye uğramaz kabulü önceki çalışma içinde kabul edilmeli ve hak düşürücü süre uygulanmamalıdır. Davacının 01.09.1997 tarihi ile sonrası kayda giren 01.07.2005 tarihini takip eden çalışmaları blok çalışmaya dayanmaktadır. Blok çalışmanın bölünmezliği söz konusudur. Bu nedenle çoğunluğun hak düşürücü süre yönündeki onama gerekçesine katılınmamıştır.