Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4187 E. 2026/1834 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4187
Karar No
2026/1834
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/560 E., 2025/1012 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/306 E., 2024/18 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait 1 06... parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, davalının taşınması 2016 tarihinden bu yana fuzuli işgalci olarak kullandığını, davalıya ödenmeyen birikmiş ecrimisil bedellerinin ödenmesi için ... 25. Noterliğinin 11.11.2022 tarihli ihtarnamesinin gönderildiğini ancak davalı tarafça ödeme yapılmadığını beyanla davalının dava konusu taşınmazına haksız ve kötü niyetli müdahalesi nedeniyle şimdilik 10.000,00 TL ecrimisil bedelinin kademeli olarak dönem sonlarından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddiasını kabul etmediklerini tarafların arasında taşınmazın bedelsiz kullanımı hususunda önceden anlaştıklarını, ihtarname öncesinde davalıya yöneltilmiş ecrimisil veya taşınmazın kullanılmamasına yönelik talebin bulunmadığını, ecrimisil tazminatı istenebilmesi için tazminat talep edilen tarafın kötü niyetli olması gerektiği ancak davacının bedelsiz kullanım izninin bulunduğu ve davalının kötü niyetli olmadığını, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile davalının taşınmazı kullandığını ikrar ettiğini, davacı ile davalı arasında bedelsiz kullanıma ilişkin anlaşma bulunduğu iddiasının ispatlanamadığını, davalı yanın taşınmazı davacının rızası dışında kullandığı gerekçesi ile davanın kabulü ile 1.446.006,47 TL ecrimisil bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının bedelsiz kullanıma ilişkin rızasının bulunduğunu, davalıya ait taşınmazda da davacının konteynırının bulunduğu ve davacının 6 yıldır hiçbir ihtar veya müdahalede bulunmadığı dikkate alınmadan karar verildiğini, 6 yıl boyunca ne sözlü ne yazılı ihtarda bulunulmadığı taşınmazın büyüklüğü, üzerinde ticari faaliyet gösterilmesi ve diğer özellikleri göz önüne alındığında 6 yıl boyunca davalının taşınmazı kullanımına müdahale etmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tarafların kardeş olması nedeniyle davacıya ait hisseyi rızası dâhilinde kullanmasının normal olduğunu, ecrimisil tazminatı için aranan kötü niyet şartının gerçekleşmediğini, davalıda rızanın ve güvenin varlığına dair kanaat oluşturulduğunu, yıllar geçtikten sonra açılan davanın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu belirterek temyiz incelemesi sonucu kararın kaldırılarak yeniden yargılama yapılıp davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre ecrimisil (haksız işgal tazminatı) istemine ilişkindir. Gerek öğretide gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı hukukça korunan bir hakka dayanmaksızın bir taşınmazı işgal etmenin karşılığı olarak ödenen bedeldir. Ecrimisi istemini, hak sahibi, hak sahibi olmayan kötü niyetli zilyette yöneltilebilir. 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihatı Birleştrime Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Yukarıda belirtilen İçtihatı Birleştirme Kararı'nda kabul edildiği gibi ecrimisil haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı olup en çoğu ise mahrum kalınan tam gelir kaybı olan bir tür haksız kullanım tazminatıdır. Ecrimisil tazminatı, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan doğan olumlu zarar ve malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal haksız eylem niteliğindedir (YHGK 'nın 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı). Bilindiği üzere; ecrimisil, kötüniyetli zilyedin geri vermekle yükümlü olduğu bir şeyi, haksız olarak alıkoyması nedeniyle kayıt malikine ödemekle yükümlü olduğu en azı kira geliri, en çoğu ise mahrum kalınan gelir kaybı olan bir tür haksız kullanım tazminatıdır. Açıklanan bu tanıma göre, bir taşınmazı haksız olarak kullanan ya da başkasına kullandıran kişinin ecrimisille sorumlu olacağı açıktır. Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; Dosya içerisinden davalı ... İnşaat Makina Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'nin davacının 445/1206 hissesinin sahibi olduğu ait Kocaeli ili, ... ilçesi, 1 06... parsel, 51L-3d paftada kain taşınmazda faaliyet gösterdiği, davacının ise taşınmazın davalı tarafından kullanıldığından haberdar olduğu anlaşılmaktadır. Uzun süreli kullanıma üstün hak sahibinin sessiz kalması durumunda bu kullanıma muvafakat etmiş olduğunun kabulü gerekir. Davacının ihtarname gönderene kadar uzunca bir süre davalının kullanımına ses çıkarmadığı düşünüldüğünde, bu kullanıma muvafakat gösterdiğinin ve muvafakatını ihtarname ile sona erdirdiğinin kabulünde zorunluluk vardır. Bir başka ifadeyle taraflar arasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 379. maddesi ve devamı hükümleri gereğince şifahi olarak kullanım ödüncü sözleşmesi kurulduğu ve 6098 sayılı Kanun'un 384. maddesi hükmüne göre de ihtarname gönderilmekle akde son verildiği (akdin feshedildiği) kabul edilmelidir. Buna göre, davalı taraf ihtarnameden önceki dönem için fuzuli şagil olarak nitelendirilemez. Öyleyse, ihtarnamenin davalıya tebliği tarihinden öncesi için haksız işgalcinin taşınmazı kullanmasından dolayı taşınmaz malikine ödemekle yükümlü olduğu haksız işgal tazminatı olan ecrimisilden sorumlu tutulamayacağı sabittir. Hak sahibi tarafından eylemli kullanıma müdahale edilmemesi nedeniyle oluşan ecrimisil zararına, hak sahibinin sessiz kalması sebep olmaktadır. Nitekim dinlenen tanık beyanlarından davacının, davalı Şirketin kullanımını bildiği hâlde karşı çıkmadığı anlaşılmaktadır. Davacının 11.11.2022 tarihinde yaptığı ihtar ile davalının kullanımına yönelik muvafakatını kaldırmış olduğunun kabulü gerekir. Bu sebeple de ecrimisilin ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği tarihten bu davanın açıldığı tarihe kadar geçen süre için hesaplaması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/4187, K. 2026/1834, T. 07.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-4187-e-2026-1834-k-c16fe3093716