Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4107 E. 2026/2314 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4107
- Karar No
- 2026/2314
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2876 E., 2025/1329 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/186 E., 2023/132 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşmasız, davalı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davalı vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacılar vekili Avukat ... geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde, 221 parsel (yeni 1 68... parsel) sayılı taşınmazın kök muris ... ...'dan mirasçılarına intikal ettiğini, ... ... mirasçılarının kök muristen kalan taşınmazları paylaşım için anlaştıklarını, birbirlerine satış vaadi sözleşmesiyle taşınmazları devretmeyi taahhüt ederek teslim ettiklerini, .... Noterliğinin 05.09.1986 tarih ve ... yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesinde satın almayı vaat edenlerin kök muris ... ...'ın iki mirasçısı olduğunu, bunların ... ... mirasçıları ... ... (...), ..., ... ..., ... ..., ... ... ve ... ... mirasçıları ... ..., ... ..., ... ..., ... ... ve ... ... olduğunu, dava konusu taşınmazın satış vaadi sözleşmesiyle 1/2 şeklinde ... ... ve ... ... mirasçıları arasında paylaşım yapıldığını, 1998 yılına kadar taşınmazın bu şekliyle kullanıldığını, 26.10.1998 tarihinde ... ... mirasçılarının davalı ...'ya hisselerini sattıklarını, ...'nın taşınmazı satın aldığı tarihten itibaren taşınmazın 1/2 hissesini kullanmaya başladığını, ... ... mirasçıları tarafından satış vaadi sözleşmesi tapuya tescil ettirilmediği için alıcı olan ...'nın tapuda 1/7 hisseyi devralabildiğini, davalı ...'nın 15.08.2002 yılında ... (...), 15.08.2002 yılında ... ..., 03.05.2004 tarihinde ... ... (...) olmak üzere üç hissenin tamamını devraldığını, davalı ...'ın 27.12.2011 yılında Yılmaz ... mirasçılarından 1/7 hisseyi daha devraldığını, ... ... mirasçısı ... ...'ın ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/886 Esas sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açtığını, bu davanın açılmasıyla hisselerin ... tarafından gasp edildiğini gören diğer ... ... mirasçılarıyla ... ... mirasçısı ... ...'... ve ... ... satış vaadi sözleşmesiyle hisse satın alan ... ...'ın mirasçıları olan ..., ..., ...'nin tapu iptali ve tescil davası açmak istediklerini fakat ... ... mirasçıları hissedar gözükmedikleri için ... ... mirasçılarının ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/66 Esas sayılı dosyası ile ... ... ve ... ... aleyhine satış vaadi sözleşmesine dayanarak tapu iptali ve tescil davası açtıklarını, ... ... hissesinin ... ... mirasçıları ..., ... ve ... adına miras hisseleri oranında tesciline karar verildiğini, tapu iptali ve tescil davasında ... mirasçıları ve ...'ya davanın ihbar edildiğini, bu dava ve ortaklığın giderilmesi davası devam ederken davalı ...'nın ... mirasçılarından 1/7 hisseyi devralarak kötüniyetini devam ettirdiğini ileri sürerek, İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 1 68... parselde kayıtlı taşınmazda hissedar ...'nın 96/112 hissesinden 40/112 hissenin iptal edilerek taşınmazın 1/2'sine sahip olan ... ... mirasçıları olan eşi ..., çocukları ..., ... ... [... ... (...), ... ...] hisselerini satın alana ..., ..., ... adına tapuya tesciline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davacı vekili 12.04.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile; davalının bütün hisseleri yolsuz tescil ile satın aldığını, el birliği mülkiyette sadece hissedarlar arası satışların caiz olduğunu, öncelikle yolsuz olarak 6/7 hisse satın alan davalının 40/112 hissesinin tapusunun iptali ile müvekkilleri adına tesciline, aksi kanaatte ise dava dilekçesindeki deliller ışığında kötüniyetli davalının 40/112 hissesinin iptali ile davacılar adına miras hisseleri oranında tesciline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili, müvekkilinin 1 68... parsel sayılı taşınmazda 6/7 hisse ile malik olduğunu, tapu iptali ve tescil talebinin hangi hukuki nedene dayandığının açık olmadığını, davacıların kök muris ... ... mirasçıları olduğunu, satış vaadi sözleşmesinin ... ... mirasçıları arasında düzenlendiğini, müvekkilinin bu sözleşmede taraf olmadığını, sözleşmenin tapuya işlenmediğini, müvekkilinin taşınmazı tapu siciline güvenerek bedellerini ödeyerek aldığını, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Dâhili davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... (...) ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçelerinde, davalı ...'nın satış vaadi sözleşmelerinden haberi olarak taşınmazda ... ... mirasçılarından hisse satın aldığından ve sonrasında diğer mirasçı olan kendilerini sadece kendi payını istediğini söyleyerek devre ikna edip 1/7 hissenin tamamını aldığından kötüniyetli olduğunun kabul edilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının taşınmazın 1/2'sini 10 yıldan fazla bir süredir iyi niyetli olarak (tapu siciline ... ile) zilyetliğinde bulundurduğu, tescilin yolsuz olduğunu bilecek durumda olmadığı, davacılar tarafından kendisine gönderilen ... 1. Noterliğinin 21.10.2014 tarihli ve 5934 sayılı ihtarnamesinin tebliğ tarihi olan 22.10.2014 tarihine kadar dava konusu taşınmazın, taşınmaz satış vaadine konu olduğunu bildiği, bu nedenle tapu siciline ... ilkesinden ve korumasından yararlanamayacağı ve kötü niyetli olduğu hususunun ispatlanamadığı, davalının yıllardır aynı yüzölçümünü kullanıyor olmasının da tek başına bu hususun ispatı için yeterli görülmediği, tebliğ tarihinden sonra 09.12.2014 tarihinde ... mirasçılarına ait toplam 1/7 paya ilişkin yapmış olduğu satın alma işleminde kötü niyetli olduğunun kabulünün gerektiği gerekçesiyle, yolsuz tescile dayanan tapu iptali ve tescil davasının ... ... payına ilişkin talep yönünden usulden reddine, davacılar ..., ..., ..., ... ve ... paylarına ilişkin talep yönünden esastan reddine, terditli taşınmaz satış vaadine dayalı tapu iptali ve tescil davasının ... ... payına ilişkin talep yönünden aktif husumet yokluğundan usulden reddine, davacılar ..., ..., ..., ... ve ... paylarına ilişkin talep yönünden kısmen kabulü ile İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 1 68... parsel sayılı taşınmazda davalı ... adına kayıtlı 96/112 paydan, 83/112 pay davalı uhdesinde bırakılarak, 13/112 payın iptali ile, 4/112 payın davacı ..., 3/112 payın davacı ..., 2/112 payın davacı ..., 2/112 payın davacı ... Demirkale, 2/112 payın davacı ... adına kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesindeki anlatımları tekrarla Mahkemenin davalının satış vaadi sözleşmesini bilmediği gerekçesini kabul etmelerinin mümkün olmadığını, 12.10.2018 tarihli bilirkişi raporunda yapılan ölçümle parselin 4.792,51 m²'sinin ..., 1.847,86 m²'sinin ..., ... ve ..., 1.023,53 m²'sinin ..., 2.155,59 m²'sinin ... tarafından kullanıldığının, davalı ile diğer paydaşlar arasında fiili taksim yapıldığının görüldüğünü, 2003-2004 yılında davalının satın aldığı tarihten bu yana nizasız ve fasılasız aynı yeri kullandığını, davalının tek savunması olan satış vaadi sözleşmesi ve taksimden haberinin olmadığı savunmasının duvarın onun tarafından yapıldığının bilirkişilerce tespiti ile çöktüğünü, davalının satış vaadi sözleşmesinden haberi yoksa 1998 yılında taşınmazın 1/7 hissesini satın almasına karşın o tarihten itibaren 1/2'sini kullanmaya devam etmesinin karşı tarafın da itirazının olmamasının nedeninin açıklanması gerektiğini, aynı nedenle paydaşlardan satın aldığı hisseler sonucunda 6/7 hisseye ulaşmasına karşın davacılara taşınmazı terk etmeleri için neden ihtarname çekmediğini, ya da haksız, kötüniyetli kullanım nedeniyle kira alacağı, ecrimisil istemediğini, davacı tanıklarının hepsinin bu taşınmazın kök muris ... ... mirasçıları tarafından rızai taksim sonucunda ... ... ve ... mirasçılarına kaldığını, ...'nın ... ... mirasçılarından 1/2 hisseyi satın aldığını, bu tarihten itibaren 1/2 olarak kullandığını belirttiklerini, davalının kötüniyetli olduğunu, davalının davanın başından beri satış vaadi taraflarından bedeli mukabilinde satın aldığını iddia ettiğini, bu açıklamayla kendisinin yolsuz tescilin varlığını ikrar ettiğini, taşınmazı devralan kişinin kötüniyetinin tanıkla ispat edilebileceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; gerekçede yer alan ihtarnamenin müvekkiline tebliğ edilmediğini, bu tebliğin usulsüz olduğu yönündeki itirazlarının değerlendirilmediğini, usulsüz tebligatla müvekkilinin kötü niyetli sayılmasının ve bedelini ödeyerek satın aldığı 1/7 hissenin iptal edilmesinin haksız olduğunu, ihtarnamenin tebliğ parçası üzerinde müvekkilinin açık adresinin yazılmadığını, tebligata "... Köyü- ... mevki .../İzmir" olarak yazıldığını, oysa müvekkilinin açık adresinin "... Mahallesi ... Bulvarı No:543 .../İzmir" olduğunu, postacının adresin yetersiz olmasından dolayı müvekkilinin evine hiç gitmeden direk muhtarın yanına gittiğini, müvekkilinin komşusu olduğunu beyan eden ... ...'ın imzası alınmadan tebligat yapıldığını, Mahkemenin usulsüz tebligatı geçerli saydığını, bu arada tebligatın yapıldığı tarihle iptal edilen hissenin alım tarihi arasında çok kısa bir süre olduğunu, bu süre içinde muhtarın tebligatı kesinlikle vermediğinin de sabit olduğunu, müvekkiline tebligat gelseydi iptale konu 1/7 hisseyi almayacağını, ortaklığın giderilmesi davası mevcutken müvekkilinin böyle bir pay almasının da ihtarın eline ulaşmadığının kanıtı olduğunu, müvekkilinin kötüniyetli olduğunun kanıtlanamadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 40.000,00 TL'nin davalı ...’dan alınarak davacılara verilmesine, Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 40.000,00 TL'nin davacılardan alınarak davalı ...’ya verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.