Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4046 E. 2026/2753 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4046
- Karar No
- 2026/2753
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/853 E., 2025/1471 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ödemiş 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/267 E., 2025/79 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; suya el atmanın önlenmesi ve eski hale getirme talebinde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “...Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2. Bölge Müdürlüğü'nün 04.11.2024 tarihli yazı cevabında; ‘...sözleşme tarihi olan 2012 yılından sonra davacının kendi parseli için kurumumuza başvuru yapması halinde başvurusu değerlendirilerek uygun görülmesi durumunda kuyu belgesi düzenlenebilirdi ancak 05.05.2018 tarih ve 30412 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan bakanlar kurulu kararı ile küçük menderes havzası tahsise kapatılmış olup yeni kuyu izni veya eski belgeli kuyulara başka parsel sulamak için tahsis arttırımı. yapılamamaktadır. Davacının Yeraltısuları Tüzüğü 16/C maddesinden yararlanabilmesi için yine yukarıda da belirttiğimiz üzere 05.05.20218 tarihinden önce Kurumumuza başvuru yapması halinde değerlendirme yapılabilirdi ancak Resmi Gazetede yayınlanan karar ile 16/C maddesinden de yararlanamamaktadır.’ hususu belirtilmekle, davacının 05.05.2018 tarihi öncesi kuruma başvuruda bulunmadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “...Dava konusu kuyu suyu yeraltı suyu niteliğindedir. 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanun'un 4. maddesi gereğince, kuyu açan kimse bulunan suyun ancak kendi faydalı ihtiyacına yetecek miktarı kullanmaya yetkilidir. Bu miktarı aşan sular ancak İl Özel İdarelerince kiraya verilebilir. Yeraltı suları Tüzüğü'nün komşu hakkını düzenleyen 16. maddesi gereğince komşu arazideki faydalı ihtiyaca yeter miktardan fazlasının kendi faydalı ihtiyaçlarını karşılayacak kısmını istemesi, uyuşmazlık halinde DSİ tarafından belirlenir. DSİ Bölge Müdürlüğünce verilen müzekkere cevabı ile sözleşme tarihi olan 2012 yılından sonra davacının kendi parseli için başvuru yapması ve başvurusunun uygun görülmesi halinde kuyu belgesinin düzenlenebileceği, 05.05.2018 tarih ve 30412 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan bakanlar kurulu kararı ile Küçük Menderes Havzasının tahsise kapatıldığı, yeni kuyu izni veya eski belgeli kuyulara başka parsel sulamak için tahsis arttırımı yapılamadığının belirlendiği, davacının maliki olduğu taşınmaz hakkında tahsis kararı bulunmadığı, tahsisin davalı parseline ilişkin olarak yapıldığı, komşu taşınmaz maliklerinin kendi aralarında yaptıkları anlaşma ile kuyu suyunu mevcut durumda paylaşmayacakları, sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminat talebinin bulunmadığı, sözleşme ile geçit hakkının kuyuyu kullanma amacıyla kararlaştırıldığı ve Türk Medeni Kanunu'nun 747 maddesi anlamında geçit talebinin bulunmadığı.” gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesindeki, aşamalardaki, istinaf başvurusundaki iddialarını tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, suya el atmanın önlenmesi ve eski hale getirme istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkındaki Kanun'un 4. maddesi; “Yeraltı suyu işletme sahaları içinde 8 inci madde hükmüne göre belge alınarak açılması gereken kuyuların adedi, yerleri, derinlikleri ve diğer vasıflarıyla çekilecek su miktarı Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü tarafından tayin ve tespit edilir. Yeraltı suyu işletme sahalarında 8 inci madde şümulüne giren her türlü yeraltı suyu tesisleri, Bayındırlık Bakanlığınca tanzim edilecek teknik talimatname hükümlerine göre meydana getirilir. Kuyu açan kimse, bulunan suyun ancak kendi faydalı ihtiyaçlarına yetecek miktarını kullanmaya yetkilidir. (Ek cümleler: 4916 - 3.7.2003 / m.22) Bu miktarı aşan sular ile sulama, kullanma ve işlenerek veya doğal haliyle içme suyu olarak satılmak üzere çıkarılan yeraltı suları, Hazinenin özel mülkiyetinde veya (Değişik ibare: 5335 - 21.4.2005 / m.28/a) "Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdeki kaynak suları (mazbut vakıflara ait sular hariç)," 2886 sayılı Kanun hükümlerine uyularak il özel idarelerince kiraya verilir. Tahsil edilen kira gelirinden; yer altı veya kaynak suyunun çıktığı yer, köy sınırları içinde ise o yerdeki köy tüzel kişiliğine %15, belediye sınırları içinde ise ilgili belediyeye %25 oranında pay verilir. Faydalı ihtiyaç miktarı, tahsis edilecek maksada göre ilgili bakanlıkların mütalâası alınmak suretiyle, Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü tarafından tayin ve tespit edilir.” düzenlemesini; 6. maddesi; “Arazisinde faydalı ihtiyaçları için yeter miktarda su bulunmayan veya bu suyu elde etmesi fahiş masrafı icap ettiren bir kimsenin, komşu arazideki yer altı suyundan istifade şartları 20 nci maddede sözü geçen tüzükte belirtilir.” düzenlemesini; 20.07.1961 tarihli ve ... no.lu Yeraltı Suları Tüzüğü'nün ‘Komşu hakkı’ başlığını taşıyan 16. maddesi; “a)Arazisinde faydalı ihtiyaçlarına yetecek kadar su bulunmayan veya hiç su bulunmayan veya bu suyu elde etmesi için fahiş masraf yapmağa mecbur kalan bir kimse, komşu arazide işletilmekte olan bir yeraltı suyu mevcut ise, bu suyun arazi sahibinin faydalı ihtiyaçlarına yeter miktarından fazlasının kendi faydalı ihtiyaçlarını karşılayacak kısmını isteyebilir. Bu takdirde, suya muhtaç olan komşunun önce kullanma belgesi alması; arazisinde su bulunan mal sahibinin bu kullanış için uğrayacağı bütün zararları tazmini, ayrıca tesis masraflarının amorti edilmemiş kısmına ve işletme masraflarına, kullandığı su miktarı nisbetinde, iştirak etmesi şarttır. b) Komşu arazide, mal sahibinin faydalı ihtiyacından fazla verimli bir kuyu bulunmakta, fakat bu kuyunun veriminin tamamından istifade edilecek şekilde bir işletme yapılmamakta ise, suya ihtiyacı olan diğer komşu, gerekli belgeleri almak ve bu yeni işletmeyi mümkün kılacak bütün formalite ve masrafları şahsen yapmak şartı ile, kuyu suyunun mal sahibi tarafından kullanılmayan kısmından, faydalanmak isteyebilir. Bu takdirde, istekli komşunun, mal sahibinin bu yüzden düçâr olacağı bütün zarar ve ziyanı tazmin etmesi, mal sahibinin evvelce yapmış olduğu tesis masrafları ile ilgili haklarını tanıması, yine mal sahibinin almakta olduğu suyu aynen alabilmesi ve hissesine düşen yeni işletme masraflarını evvela yaptığı işletme masraflarını geçmemesini kabul etmesi şarttır. Yeni işletme masrafları evvelce işletme masraflarından daha az ise komşular masraf tutarını, aldıkları su nispetinde paylaşırlar. c) Yukarıda (a) ve (b) fıkralarında yazılı kuyu verimlerinde ve faydalı ihtiyaç miktarında taraflar arasında ihtilâf olursa, DSI'ye başvurmaları halinde, gerekli masraflar müracaat sahiplerinden alınmak şartı ile, kuyu verimi ve faydalı ihtiyaç, usulüne göre DSİ'ce tespit ve tâyin olunur.” düzenlemesini ihtiva etmektedir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle 05.05.2018 tarihli ve 30412 sayılı Resmî Gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı ile Küçük Menderes Havzasının tahsise kapatıldığı, 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanunun 4., 6. maddeleriyle bu kanunun uygulanmasına dair Tüzüğün 16. maddesine göre kuyu suyunun kullanılmasının DSİ’nin iznine tâbi olduğu ve bu suyun izin olmaksızın komşu taşınmaz maliklerine kullandırılamayacağı, DSİ’den gelen yazı cevabına göre davacının dava konusu kuyu suyunu kullanım izninin bulunmadığına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.