Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3640 E. 2026/2021 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3640
- Karar No
- 2026/2021
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1519 E., 2025/236 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Serik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/97 E., 2023/31 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli, davalı vekili tarafından duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davacı asil ... ile karşı taraftan duruşmasız temyiz eden davalı vekili Avukat ... ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde; dava konusu 10 64... parsel sayılı taşınmazda hissedar olduğunu, taşınmazın 1/3 hissesinin önceki paydaş ... ... tarafından davalıya 28.06.2019 tarihinde 510.000,00 TL bedelle temlik edildiğini ileri sürerek, davacının ön alım hakkı uyarınca davanın kabulü ile davalı adına kayıtlı payın iptaline ve davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili süresinden sonra sunduğu cevap dilekçesinde; 18.07.2018 tarihli protokol uyarınca taşınmazda fiili taksim yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “dava konusu taşınmazın protokolden önce ... Tarım Limited Şirketi ve ortakları tarafından kullanıldığı, akitten sonra önceki paydaşlar ... ... ve ... ...'ın fiilen kullandığı bir alanın bulunmadığı ancak akitle payın zemine özgülenmesi durumunda zeminde akit ile kararlaştırılan kullanımın olup olmamasının fiili taksim olgusunu ortadan kaldırmayacağı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12/02/2019 tarih, 2017/14-1763 esas ve 2019/129 karar sayılı ilamının da bu yönde olduğu, dava konusu hissenin davacı ve önceki paydaş ... ... arasında imzalanan 18.07.2018 tarihli "Protokol" başlıklı belgenin 1 inci fıkrası uyarınca zemine özgülendiği, bu halde ön alım hakkının kullanılmasının dürüstlük kurallarına aykırılık oluşturacağı” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ve önceki paydaş ... ... arasında imzalanan 18.07.2018 tarihli "Protokol" başlıklı belgeye istinaden taşınmazda fiili taksim bulunduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, davanın reddine karar verildiğinden davalı tarafın istinaf istemlerinin hükmün neticesine tesir etmeyeceği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde: a. Taşınmazda eylemli paylaşım olmadığı hâlde tek başına geçersiz sözleşme nedeniyle fiili taksim varlığının kabul edilmesinin hatalı olduğunu, protokolda taşınmazın kullanımına ilişkin düzenleme olmadığını, b. Kaldırma kararındaki gerekçe ile esastan ret gerekçesinin çeliştiğini, salt sözleşmenin fiili taksim olarak kabul edilmesinin Yargıtay içtihatları ile de çeliştiğini, kararın gerekçesiz olduğunu, c. Mahkemece eski malikler ... ile ...’ın kullandığı yer olmadığının tespit edildiğini, tanık olarak dinlenen ...’ın beyanlarının önem arz ettiğini, fiili taksim yapılmadığını açıkça gösterdiğini, ...’ın protokolden önce de sonra da taşınmazda kullandığı yer olmadığını, d. ... tarafından payın ifraz beklenmeden satılmasıyla protokolün uygulanamaz hâle getirildiğini, buna uymasının davacıdan beklenmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, e. Esas alınan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararının somut olay ile örtüşmediğini, davacı tarafın fiili taksim iddiasını kabul etmediğini, protokolle fiili taksime rıza gösterildiği kabulünün hatalı olduğunu ileri sürerek temyiz etmiştir. 2. Davalı vekili temyiz ve cevap dilekçesinde: Tüm dosya kapsamı itibariyle dava konusu hissenin protokolden sonra ... ... tarafından kullanıldığını ve davalının da araziyi taraçalandırıp limon ekerek fiilen kullanmaya başladığının anlaşıldığını, bu kısım haricindeki hükme itirazları bulunmadığını, davacı temyizinin ise haksız olduğunu ileri sürerek hükmü temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 40.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.