Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3472 E. 2026/1243 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3472
Karar No
2026/1243
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2043 E., 2025/1043 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/119 E., 2023/146 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile 2010 yılında boşandıklarını, babasına ait olan davaya konu taşınmazın tahliye edilmesi gerektiğinin bildirilmesine rağmen davalı tarafından hiçbir hakka dayanılmaksızın kullanıldığını ileri sürerek, davalının el atmasının önlenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu taşınmazın davacının babasına ait olup ölümü üzerine mirasçılarına intikal ettiğini, murisin sağlığında dairelerin mirasçıları arasında paylaştırıldığını, dairelerin kullanım biçimi hususunda fiili taksim olup, 2 numaralı dairenin davacıya ait olduğunu, davalının kullandığı 4 numaralı dairenin ise mirasçılardan ...'nun kullanımına bırakıldığını, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davalı ile...arasında kira sözleşmesinin olduğunu, kaldı ki davacı tarafından taşınmazı, kullanımına rıza gösterildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "tanık beyanlarından açıkça söz konusu binanın baba malı olduğu ancak mirasçılar tarafından fiili taksim suretiyle paylaşıldığının anlaşıldığı, davacı tarafından bu paylaşıma dayanılarak iki numaralı dairenin, davalı tarafından ise kira sözleşmesiyle Erol Köseoğlu'na ait olan dairenin kullanıldığı, davacı tarafından davaya konu taşınmazın davalı tarafça kullanımına açıkça muvafakat edildiği, fiili taksimin olan hisseli taşınmazda hissedarlar tarafından kendilerine düşen kısımların kiraya verilmesi için tüm hissedarların muvafakatının gerekmediği" gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davalı tarafından davaya konu olan dairenin davacının kardeşi olan...ndan kiralandığı, tanık beyanlarından murislerine ait binanın fiili taksim suretiyle mirasçılar tarafından paylaşıldığı, davacı tarafından da davalının oturduğu dairenin bir üst katının kullanıldığı, davacı tarafından hakkı olmayan dairede hak sahibinin açıkça rızasıyla oturan davalıya karşı söz konusu davanın açılmasının mümkün olmadığı" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın elbirliği mülkiyetine tabi olup geçerli bir taksim sözleşmesinin olmadığını, davacı tarafından hiçbir aşamada taşınmazın davalı tarafından kullanımının kabul edilmediğini, tanık beyanlarına göre karar verilmesinin hatalı olduğunu, taşınmazın bir kısım ortaklarca hiç kullanılmadığını, 4 numaralı dairenin münhasıran birine tahsis edilmediğini, 6 mirasçı ve 5 adet dairenin bulunması nedeni ile kullanım biçimi ile oluşan bir paylaşımdan da söz edilemeyeceğini, elbirliği ile paydaşlık devam ettiği için ortakların tümü tarafından düzenlenmeden kira sözleşmesinin dikkate alınamayacağını, kaldı ki bir paylaşım olsa bile, davacının husumetli olduğu eski eşine davaya konu taşınmazın kiralanmasının ahde vefaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/3472, K. 2026/1243, T. 04.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-3472-e-2026-1243-k-0cb78f81f04d