Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3380 E. 2026/1309 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3380
Karar No
2026/1309
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 55. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/4437 E., 2025/925 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 37. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/62 E., 2023/204 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı vekili ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 15/10/2019 tarih ve 2018/715 Esas, 2019/811 Karar sayılı veraset ilamı ile muris ...'nın 29/06/1945 tarihinde vefatı ile mirasının tamamının ...'a aidiyetine karar verildiğini, mahkeme kararı gereğince mirasın intikalinin gerçekleştiğini, davalının 27 73... parselde kayıtlı taşınmazın 1/8 hissedarı olduğunu, ancak muris ...'nın 29/06/1985 tarihinde vefat ettiğini ve vefatı sonrasında yaşayan mirasçısı bulunmadığından mirasçısının Hazine olması gerektiğini, iptali istenilen İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 15/10/2019 tarih ve 2018/715 Esas, 2019/811 Karar sayılı veraset ilamı ile İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 26/09/2014 tarih ve 2014/68 Esas, 2014/781 Karar sayılı veraset ilamının çelişkili olduğunu, İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 26/09/2014 tarih ve 2014/68 Esas, 2014/781 Karar sayılı veraset ilamında muris ... ...'nın 08/04/1975 tarihinde evli ve 1 çocuklu vefat ettiğinin, murisin kendisinden sonra dul ve çocuksuz ölen 2. eşi ...'nın dul ve mirasçı bırakmadan ölmesi nedeniyle mirasının son mirasçı olan Maliye Hazinesine kaldığı şeklinde karar verildiğini, dava konusu İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/715 Esas sayılı dosyasında karara esas teşkil eden bilirkişi raporunun hukuka aykırı olarak düzenlendiğini, kök raporda ...nın vefat tarihinin 29/06/1985 olarak tespit edildiğini, rapora yapılan itiraz neticesinde ölüm tarihinin 29/06/1945 olarak tespit edildiğini, murisin tescil belgesi ve nüfus kayıtlarında ölüm tarihinin 29/06/1985 olduğunu, ...'nın nüfus bilgilerinin davalının beyanı üzerine mahkeme kararı olmadan değiştirildiğini ileri sürerek İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 15/10/2019 tarih ve 2018/715 Esas, 2019/811 Karar sayılı veraset ilamının iptali ile muris ...'nın mirasçısız ölmesi nedeniyle son mirasçı sıfatıyla mirasın Hazineye aidiyetine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleştirilen davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; davalı tarafın muris ...'nın yasal mirasçısı olmadığını, davalı tarafın muris ...'nın eşi ... ...'nın ilk evliliğinden olan kızı ...un torunu olduğunu, nitekim davalının babası ... tarafından ... ...'nın veraset ilamının talep edildiği İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/68 Esas ve 2014/781 Karar sayılı dosyasında bu durumun sabit olduğunu, muris ... ...'nın 08/04/1975 tarihinde evli ve 1 çocuklu olarak vefat ettiğini, mirasçı olarak kendisinden sonra ölen kızı ...oğlu ... ile murisin kendisinden sonra dul ve çocuksuz olarak ölen 2. eşi...nın dul ve mirasçı bırakmadan ölmesi nedeniyle son mirasçının Hazine olduğunu, bunlardan başka sağ ve gaip mirasçısının bulunmadığını, ... ...mirası 4 pay olarak kabul edilerek 3 payın ...ve ...dan olma 1945 doğumlu ...'a, 1 payın Maliye Hazinesine isabet ve aidiyetine karar verildiğini, muris ...'nın nüfus bilgilerinin 5490 sayılı Kanun'a aykırı şekilde değiştirildiğini, hukuka aykırı şekilde düzenlenen mirasçılık belgesi doğrultusunda davalı taraf müvekkilin hissedarı olduğu taşınmazda haksız yere hak sahibi olacağından müvekkilinin mülkiyet hakkının zedeleneceğini, davalı tarafın bu çelişkiler içerisinde aldığı mirasçılık belgesi doğrultusunda davalı taraf, muris ...'ya ait mirasın 23/01/2020 tarihinde intikalini gerçekleştirdiğini ve 27 73... parselde kayıtlı taşınmazın 1/8 oranında hissedarı olduğunu, müvekkilinin ise aynı taşınmazda 24 yıldır kiracı olup diğer hissedar olan dava dışı Levent İrkil'in hisselerini satışa çıkarması doğrultusunda bu hisseleri 15/04/20 19... /12/2019 tarihlerinde satış yoluyla edindiğini, ancak davalı tarafın 23/01/2020 tarihinde yaptığı intikal sonucu müvekkiline kendisine satışın yapılacağına dair bildirim yapılmamasından bahisle ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davası açtığını, bu durumda her türlü şüpheye sebep olacak şekilde farklılıklar içeren nüfus kayıt örnekleri doğrultusunda, mirasçılık belgesini edinen davalı tarafın bu şüphelerin giderilmeden haksız şekilde mirasçı sıfatını haiz olması nedeniyle sahip olacağı hakların müvekkilinin mülkiyet hakkına doğrudan zarar vereceğini ileri sürerek mirasçılık belgesinin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/715 Esas ve 2019/811 Karar sayılı dosyası ile İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/238 Esas ve 2021/1433 Karar sayılı dosyalarından ve sunulan belgelerden anlaşılacağı üzere davacının murisi ...'nın ölüm tarihinin nüfus kayıt defterlerinde 1945 olarak işlenmesine rağmen, kayıtların hatalı bir şekilde 1985 olarak yazıldığını, davalının bu hususta başvuruda bulunduğu nüfus müdürlüğü tarafından kayıtların incelendiğini ve muris ...'nın ölüm tarihinin 1945/506 ölüm vukuat defterinde 20/06/1945 olarak yer aldığının görüldüğünü, maddi hata yapıldığı anlaşılınca 5490 sayılı Kanun'un 35. maddesine dayanılarak gerekli düzeltmenin yapıldığını, Nüfus Müdürlüğüne dayanak belgeler ile kayıtların tetkikinde muris ...'nın asıl ölüm tarihi olan 1945 tarihinin, hatalı olarak 1985 yazıldığının anlaşıldığını ve maddi hata olduğu görüldüğünden ilgili kanun maddesi kapsamında gerekli düzenleme yapıldığını, muris ...'nın eşi ....ile 29/07/1941 tarihinde evlendiğini, evlendikten 4 yıl sonra 29/06/1945 tarihinde vefat ettiğini, eşi ... ...'ın ise 08/04/1975 yılında vefat ettiğini, İstanbul 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1975/898 Esas ve 1975/934 Karar sayılı kararında muris ...'nın eşi ... ...n dul olarak vefat ettiğinin açıkça belirtildiğini, evlenme tarihi olan 29/07/1941 tarihinden sonra başka kimse ile evlenmediği ya da eşi ... ...dan boşanmadığından dolayı kararın bu şekilde dul olarak yazılmasının evli olduğu eşi ...'nın 1945 yılında vefat etmesinden kaynaklandığını,...Müdürlüğünün ...'nın ölüm tarihi ile ilgili yapmış olduğu 16/11/1966 tarihli yazışmalarda ...'nın 29/06/1945 tarihinde vefat ettiğinin açıkça resmi yazıyla belirtildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Birleştirilen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça daha önce, bu davaya konu bire bir aynı taleplerle İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/238 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, mahkemece 2021/1433 Karar sayılı ilam ile davacı tarafın taraf ehliyetinin bulunmadığından bahisle aktif dava ehliyetinin yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, davacı tarafın İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/715 Esas ve 2019/811 Karar sayılı dosyasında alınan mirasçılık belgesi ile İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/68 Esas ve 2014/781 Karar sayılı kararlarının çelişkili olduğunu öne sürdüğünü, tam bu noktada 14. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2020/238 Esas numarası ile açılan mirasçılık belgesinin iptali davasında gerekli yargılamanın yapıldığını, yeniden bilirkişi raporu alındığını ve alınan bilirkişi raporunda müvekkili ...'un tek mirasçı olduğunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulduğunu belirterek davaların reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "asıl ve birleştirilen davada davacılar murisin vefat tarihinin 1985 yılı olduğunu, davalının murisin mirasçısı olamayacağını ileri sürerek İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 15/10/20 19... /715 Esas, 2019/811 Karar sayılı mirasçılık belgesinin iptalini talep ettiği, ...'nın 29/06/1985 tarihinde vefat ettiği varsayımında şahsın 107 yaşında vefat etmiş olacağı, bu durumun hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği, dosyada mevcut ...'ya ait 1945/506 ölüm vukuat defteri ile ölüm tarihinin işlendiği, nüfus kayıtlarına ...'nın ölüm tarihinin 1945 yılında 1945/506 sayı ile işlenmiş olmasına rağmen ölüm tarihinin 29/06/1985 olmasının mümkün olmayacağı, bu itibarla Nüfus Müdürlüğünün ...'nın nüfus kayıtlarında yapılan düzeltmenin 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunun 35/1. maddesi hükmü gereği usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığı, 01/07/1879 doğumlu ...'nın 29/06/1945 tarihinde evli ve çocuksuz vefat ettiği, mirasının tamamının eşi ... ...'ya kaldığı, 01/07/1900 doğumlu ... ...'nın 08/04/1975 tarihinde dul ve çocuklu olarak vefatı ile mirasının tamamının ...den olma 14/03/1923 doğumlu kızı ...a kaldığı, ...un 29/02/2012 tarihinde dul ve çocuklu olarak vefatı ile mirasının tamamının ...”ten olma 10/03/1945 doğumlu ...'a kaldığı, ...'un 09/04/2017 tarihinde dul ve çocuklu olarak vefatı ile mirasının tamamının ...'den olma 17/12/1976 doğumlu ...'a kaldığı, davacılar tarafından bu durumun aksini ispata yarar delil ibraz edilmediği, bu itibarla İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 15/10/20 19... /715 Esas, 2019/811 Karar sayılı mirasçılık belgesinin doğru olduğu" gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "asıl ve birleştirilen davada davacıların, İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 15/10/2019 tarihli ve 2018/715 Esas, 2019/811 Karar sayılı mirasçılık belgesinin iptali için bu davayı açtıkları, mahkemece; İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 15/10/2019 tarihli ve 2018/715 Esas, 2019/811 Karar sayılı dosyası ile nüfus kayıtlarının dosya içerisine alındığı, Mahkemece aldırılan bilirkişi kök ve ek raporlarında; muris ...'nın 29/06/1945 tarihinde evli ve çocuksuz olarak, eşi ... ...'nın 08/04/1975 tarihinde dul ve çocuklu olarak, ... ...'ın kızı ...un 29/02/2012 tarihinde dul ve çocuklu olarak, ...ın oğlu ...'un dul ve çocuklu olarak 09/04/2017 tarihinde vefatı ile nüfus kayıtlarının ve dosyadaki belgelerin tetkiki neticesinde geriye mirasçı olarak .......ve.........den olma 17/12/1976 doğumlu ... ...nın kaldığı, muris ...'nın mirası 1 pay kabul edilerek, mirasının tamamının mirasçısının ... ... olduğu, İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/715 Esas, 2019/811 Karar sayılı veraset ilamı ile verilen mirasçılık belgesinin doğru olduğu, iptalinin gerekmediği sonuç ve kanaatine varıldığının bildirildiği, mahkemece denetlemeye ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiği" gerekçesiyle asıl davada davacı ile birleştirilen davada davacının istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Mahkemece çelişki giderilmeden karar verildiğini, b. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. 2. Birleştirilen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Mahkemece çelişki giderilmeden karar verildiğini, b. Muris ...’nın nüfus bilgilerinin davalı tarafından kanuna aykırı olarak değiştirildiğini bildirmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl ve birleştirilen davada mirasçılık belgesinin iptali istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleştilen davada davacı vekillerinin ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden birleştirilen davada davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09/03/2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/3380, K. 2026/1309, T. 09.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-3380-e-2026-1309-k-371c5b9a028f