Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/2753 E. 2025/5382 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2753
- Karar No
- 2025/5382
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI: 2022/1086 E., 2025/297 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2013/666 E., 2020/278 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ... ile davalılardan ... vekili Avukat...geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin mirasbırakanı ...'in 30.12.2006 tarihinde öldüğünü, mirabırakanın 04.12.1997 tarihinde ... İşletme Sanayi ve ... Limited Şirketini kurduğunu, kurucu ortak olarak 3. kişilerin hacizlerinden korktuğundan Şirket hisselerinin % 20'sini ..., % 20'sini ..., % 60'ını ... adına oluşturduğunu, ancak şirketin tüm sermayesinin mirasbırakan tarafından karşılandığını, şirketi mirasbırakanın yönettiğini ve esasen şirketin gizli sahibi olduğunu, mirasbırakanın zaman içinde tüm çocuklarına % 5 hisse dağıttığını ancak reşit olmayan ... adına olan % 52,5 hisseyi tuttuğunu, davalının ise mirasbırakanı zorlaması ile ... adına olan hissenin mirasbırakan tarafından .... Noterliğinin 19.07.2001 tarih ve ... yevmiye numaralı hisse devri sözleşmesi ile ...'a velayeten davalıya devredildiğini, söz konusu devri işleminin ...'ın küçük olması nedeniyle vesayet makamının izni alınarak kayyım atanması suretiyle yapılmaması nedeniyle batıl olduğunu, hisse devri geçerli olsa dâhi mirasbırakanın bu hisseyi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 669. maddesi kapsamında davalıya miras payına mahsuben devrettiğini, davalının bu hususu mirasbırakanın ölümünden sonra mirasçılara eşit hisse dağıtarak zımnen de kabul ettiğini ileri sürerek davalının mirasbırakandan geri ödemek suretiyle örtülü olarak aldığı şirket hissesinin mirasta denkleştirme kurallarına göre terekeye iadesine, olmadığı takdirde hissenin denkleştirme anındaki değerine göre davacılara sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesine bu taleplerinin de kabul edilmemesi hâlinde tenkis hükümleri uygulanarak dava konusu Şirketin hisselerinin müvekkillerinin saklı payı oranında iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleştirilen 2012/812 Esas sayılı davada davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin mirasbırakanı ...'in 30.12.2006 tarihinde öldüğünü, mirasbırakanın sağlığında oğlu olan davalıya 1996 yılında o dönemde borç baskısı altında olduğundan Mardin , ... Mahallesi, 1 00... parsel sayılı taşınmazın parasını kendisi vermesine rağmen tapuyu kendi adına değil davalı adına aldığını, taşınmazın mirasbırakanın terekesine ait olduğundan 4721 sayılı Kanun'un 669. maddesi gereği bu hissenin terekeye iadesinin gerektiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın mirasta denkleştirme kuralı gereği ... terekesine iadesine olmadığı takdirde hissenin denkleştirme anındaki değerine göre davacılara sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesine bu taleplerinin de kabul edilmemesi halinde tenkis hükümlerine göre müvekkillerinin saklı payları oranında iadesine karar verilmesini istemiştir.
3. Birleştirilen 2012/660 Esas sayılı davada davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı Şirketin ortakları olduğunu, mirasbırakan ...'in davalı Şirketi kurarken değişik tarihlerle hâkim hisseyi reşit olmayan çocuklarının üzerine yaptığını, zaman içinde hisselerde bir çok değişme ve dağılım olduğunu, mirasbırakanın aynı zamanda şirket müdürü olduğu tarihte şirkete ait taşınmazı muvazaalı olarak davalı oğlu ...'e devrettiğini, bu devrin muvazaalı bir devir olduğunu, satış dosyası incelendiğinde satış için alınan ortaklar kurulu kararının eski ve sahte bir karar olduğunu, satışın iptal edilmesi gerektiğini ileri sürerek davalı ... ... adına kayıtlı bulunan... ili, ... ilçesi, ... Köyü, ... Orman Mevkii, ... parsel sayılı taşınmazın 02.09.1999 tarihli muvazaalı satışının iptali ile önceki malik olan davalı Şirket lehine tekrar tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin malvarlığını çalışarak edindiğini, davada zamanaşımının geçtiğini, dava konusu hisse devrinin hukuken geçerli bir devir olduğunu, davaya delil olarak sunulan vasiyetname belgesini taraflarınca kabul edilmediğini, şekle aykırı bir belge olması nedeniyle bu belgeye dayanılarak ileri sürülen iddiaların dinlenemeyeceğini, dava konusu pay devri işleminde davacıların da aralarında bulunduğu tüm ortakların imzasının ve muvafakatlerinin olduğunu, müvekkilinin yıllarca ticaretle uğraşığını dava konusu pay devrinin gerçekleştiği tarihte dava konusu hisseyi alabilecek ekonomik gücünün bulunduğunu, dava konusu pay devrinin mirasbırakanın malvarlığından yapılmadığını, bu nedenle davada mirasta denkleştirme hükümlerinim uygulanamayacağını, diğer yandan satışın gerçek bir satış olması nedeniyle yine mirasta denkleştirme ve tenkis hükümlerinim uygulanamayacağını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
2. Birleştirilen 2012/812 Esas sayılı davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın kötüniyetle açıldığını, müvekkilinin dava konusu taşınmazı dava dışı ...'den alındığını, mirasbırakanın satış işlemi ile bir ilgisinin bulunmadığını, davaya dayanak gösterilen vasiyetnamenin geçerli bir vasiyetname olmadığını, davacıların iddialarının gerçek dışı olduğunu, dava konusu taşınmaz satışının gerçek bir satış olması nedeniyle tenkis hükümlerinin de uygulanmasının mümkün olmadığını, tenkis davası için öngörülen hak düşürücü sürenin de geçtiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
3. Birleştirilen 2012/660 Esas sayılı davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacıların 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 559. maddesi ile tasarrufun iptali için öngörülen hak düşürücü süreleri geçtikten sonra dava açtıklarını, dava konusu taşınmazın muvazaalı değil gerçek bir satışla devredildiğini, davacıların mirasbırakan sağken açtıkları davaları takip etmediklerini, müvekkilinin dava konusu taşınmazı alacak imkan ve gücünün bulunduğunu, davacıların muvazaa olduğunu iddia ettikleri işlemin tarafı olduklarından iddialarını yazılı delil ile kanıtlamak zorunda olduklarını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 1. Asıl dava yönünden dava konusu pay devir işleminin ortakların ve sermaye çoğunluğunun 3/4 onay ve imzası ile kabul edilerek ortaklar defterine kayıt edildiği, devir işleminde davacıların da aralarında olduğu ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'in onaylarının bulunduğu, ... Sicil Gazetesinde de kararın ilan edildiği, bu bakımdan davacıların hisse devri konusunda bilgi sahipleri oldukları, mirasta denkleştirme koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, yasal mirasçıya yapılan kazandırmanın karşılıksız yapıldığına dair delil bulunmadığı, tüm işlemlerin davacı asillerin şirkette hisse sahibi olarak haberdar oldukları ve ... Sicil Gazetesi ilanları ve alınan ve katıldıkları kararlar ile bilgi sahibi oldukları murisin vefatından çok sonra bu iddianın ileri sürülmesinin haklı ve iyiniyetli olmadığı, tenkis istemi yönünden ise davacıların öğrenme tarihi dikkate alındığında bir yıllık hak düşürücü sürenin de geçmiş olduğu, 2. Birleştirilen 2012/812 Esas sayılı davada dava konusu 1 00... parsel sayılı taşınmazın mirasbırakandan değil dava dışı 3. kişiden 15.04.1996 tarihinde üzerinde 150.000,00 USD ve 15.000.000TL tutarındaki hacizleri ile birlikte 200.000.000,00 TL bedelle davalı ... ... tarafından satın alındığı, taşınmazın bedelinin mirasbırakan tarafından ödenip davalı adına tescil edildiğine dair dosyada herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı, bu bakımdan mirasbırakan tarafından davalıta sağlararası bir kazandırmada bulunulduğundan söz edilemeyeceği, bu nedenle davacının 4721 sayılı Kanun'un 669. maddesine dayalı talebin yerinde görülmediği, tenkis istemi yönünden ise davacıların öğrenme tarihi dikkate alındığında bir yıllık hak düşürücü sürenin de geçmiş olduğu, 3. Birleştirilen 2012/660 Esas sayılı davada dava konusu taşınmazın 1/2 hissesi dava dışı kişi adına kayıtlı iken 1.000.000.000 TL bedel ile 18.08.1998 tarihinde ... İşletme Sanayi ve ... Limited Şirketine satış suretiyle devredildiği, mirasbırakanın... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/1054 Esas sayılı dava dosyasında "dava dışı oğlu ...'den borç para almıştım ve Şirketi...'dan gayrimenkul almıştım ancak Şirket bu parayı ödeyemedi bende gayrimenkulü Şirketin borçlu olduğu, oğluma sattım." yönünde beyanda bulunduğu, bu beyan dikkate alındığında işlemin muvazaalı ve mirastan mal kaçırmaya yönelik olduğuna dair kanaate ulaşılamadığı, davacıların da bahsi geçen şirkette hissedar olmaları nedeniyle söz konusu işlemlerden haberdar olmamalarının düşünülemeyeceği, birleştirilen 2012/660 Esas sayılı davanın da ispatlanamadığı gerekçeleriyle asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak davacı ...'in karardan sonra istinaf aşamasında davalardan feragat etmesi nedeniyle davacılar ..., ..., ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı ... yönünden istinaf talebinin esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak diğer davacılar yönünden hüküm aynı kalmak kaydı ile davacı ... yönünden yeniden hüküm tesisi ile davacı ... yönünden asıl ve birleştirilen davaların feragat nedeniyle reddine, diğer davacılar yönünden asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde özetle; dosyada mevcut bilirkişi raporları somut olayı çözen, tereddüte yer vermeyen mahiyette açık, bilimsel hazırlanmış olmasına rağmen Mahkemece somut delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, asıl davada dava konusu hisse devri konusunda davacıların bilgi sahibi olduklarına ilişkin gerekçenin doğru olmadığını, kazandırmaların bedel karşılığında yapıldığının davalının ispatlaması gerektiğini, dava koşulları bulunmasına rağmen zamanaşımı nedeniyle davaların reddedilmesinin hatalı olduğunu, birleştirilen davalarda davaların reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, Mahkeme kararının bilirkişi raporları ve yerleşik Yargıtay içtihatlarıyla çeliştiğini, dosyada mevcut ..., ve davalı arasında düzenlenen Mardin'deki taşınmaz hakkındaki protokolün muvazaayı ispatladığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkilleri lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl ve birleştirilen davalarda mirasta denkleştirme, tenkis ve muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil istemlerine ilişkindir. 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosya kapsamında temyizen incelenen asıl dosya ile birleştirilen İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2012/812 Esas sayılı dosyada verilen kararlar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde asıl dava ile birleştirilen İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2012/812 Esas sayılı davaya yönelik ileri sürülen temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
3. Birleştirilen... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2012/660 Esas sayılı dosyası yönüden davacılar vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede ise; 6100 sayılı Kanun'un 33. maddesine göre hâkim, Türk hukukunu resen uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hâkime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile hâkim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur.
Davacılar dava dilekçesinde, .... San. ve Tic. Ltd. Şti'nin şirket müdürü olan ...'in şirkete ait taşımazı muvazaalı olarak davalıya devredildiğini ileri sürerek bu satışın iptalini talep etmiş, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince ise istemin 14.02.1951 tarihli ve 1949/17 Esas, 1951/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirlenen muris muvazaası hukuksal nedenine ilişkin olduğu nitelenmek suretiyle bir inceleme yapılarak karar verilmiş ise de ... şirkete ait taşınmazı, Şirketin temsilcisi sıfatıyla hareket ederek davalıya devretmiştir. Bu suretle hukuki nitelendirme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesine dayalı olduğundan, 6098 sayılı Kanun ve 6102 sayılı Türk ... Kanunu hükümleri değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile hüküm sonuca gidilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR 1. Yukarıda .... numaralı başlığın 2 numaralı bendinde açıklanan nedenlerle; Davacılar vekilinin asıl dava ile birleştirilen İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2012/812 Esas sayılı davaya yönelik temyiz itirazlarının reddi bahsi geçen dosyalar yönünden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Onama harcı tam yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Yargıtay duruşma vekâlet ücreti olan 40.000,00 TL'nin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, 2. Aynı başlıkta bulunan 3 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle birleştirilen... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2012/660 Esas sayılı dosya yönünden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Yargıtay duruşma vekâlet ücreti olan 40.000,00 TL'nin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi