Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/2349 E. 2026/1725 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2349
- Karar No
- 2026/1725
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2253 E., 2025/172 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/206 E., 2022/139 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı- birleştirilen davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA ve BİRLEŞTİRİLEN DAVA 1. Davacı -birleştirilen davacı vekili 18.06.2012 tarihli asıl dava dilekçesinde özetle; İngiliz vatandaşı müteveffa ...'nin 31.03.2012 tarihinde öldüğünü, ölümünden önce 14.04.2010 tarihli düzenleme şeklindeki vasiyetname ile 21 parsel sayılı taşınmazı içindeki eşyaları ile birlikte müvekkiline vasiyet ettiğini, vasiyetnamede ayrıca ölümü halinde defin işlemlerinin davacı tarafından yapılmasını istediğini, davacı ile müteveffa arasında baba-oğul gibi bir yakınlık bulunduğunu, davacının askerde olduğu sırada vasiyet edenin öldüğünü, davacının dava dışı ...'i müteveffanın defin işlemlerini yapması için 05.02.2012 tarihli düzenleme şeklindeki işlem ile vekil tayin ettiğini, defin işlemlerinin ... tarafından yapıldığını, murisin vasiyetnameden dönme işlemini yaptığı sırada işlem ehliyetinin bulunmadığını, vasiyetnameden dönme gibi bir iradesinin bulunmadığını, davacının murisin tedavisi ile ilgilendiğini askere gitmesi üzerine murisin tek yasal mirasçısı olan davalı kız kardeşinin müteveffanın yanına geldiğini, murisin onkolojik tedavisini keserek murisin dışarıyla tüm duygusal ve fiziksel bağlantısını kestiğini, zorlama ve baskı ile murisin iradesini sakatladığını, davalının murise İngiltere'deki taşınmazları ile ilgili kötülükler yaptığından murisin davalıya bir şey bırakmak istemediğini söylediğini iddia ederek ... 3. Noterliğinin 06.10.20 11... yevmiye sayılı düzenleme şeklinde 14.04.2010 tarihli vasiyetnameden dönme işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. 2. 28.11.2013 tarihli birleştirilen dava dilekçesinde asıl dava dilekçesinde yer alan iddialarını tekrar ederek ... 3. Noterliğinin 06.10.2011 tarihli 9292 yevmiye sayılı düzenleme şeklindeki vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep etmiştir II. CEVAP Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde özetle; Müvekkiline husumet yönetilemeyeceğini, işlem sırasında murisin 58 yaşında olduğunu, murisin kalp ve solunum yetmezliği ile prostat kanseri kanserin nedeniyle öldüğünü, hastalıklarının akli melekelerini sirayet etmediğini, iddiaların gerçeğe aykırı olduğunu, mahkemece dava kabul edilse bile müvekkil lehine yapılan ikinci vasiyetnamenin iptali sunucu doğurmayacağını, davalının sadece vasiyet lehdarı olmadığını aynı zamanda murisin tek yasal mirasçısı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı birleştirilen davalı birleştirilen davaya cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiğini, asıl davaya cevap dilekçesi ekinde dava konusu vasiyetnamenin ekli olduğunu, davalının morris'in yaşamının son aylarında ingiltere'deki yaşantısını bırakarak murisin yanında olduğunu ölümüne kadar ona baktığını tüm isteklerini yerine getirdiğini müvekkilinin maddi ve manevi imkanlarını muris için seferber ettiğini, davaların sadece vasiyetname aleyhtarı olmadığını murisin tek yasal mirasçısı olduğunu, murisin kendi istek ve iradesiyle davacı lehine yaptığı vasiyetname eden rucu ettiğini ve yeni bir vasiyetname hazırladığını, murisin son istek ve arzularını dava konusu vasiyetname ile ortaya koyarak tüm mal varlığını tek yasal mirasçısı olan kız kardeşi davalıya bıraktığını davalının kendisinden önce veya aynı anda ölmesi halinde ise yeğenine vasiyet ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "...vasiyet eden muris Jonathan'ın 31.03.2012 tarihinde öldüğü, Dalaman Noterliğinin 14.04.20 10... yevmiye nolu düzenleme şeklindeki vasiyetnamesi ise maliki olduğu 33... parsel sayılı taşınmazı davacıya bıraktığı, ... 3. Noterliğinin 06.10.20 11... yevmiye No.lu işlemi ile davacı lehine yapılan vasiyetnameden döndüğü, ... 3. Noterliğinin aynı tarihli 06.10.20 11... yevmiye nolu işlemi ile davalı ... lehine yeni bir vasiyetname ile 33... parsel sayılı taşınmazı bıraktığı, davacının 18.06.2012 tarihinde ... 3. Noterliğinin 06.10.20 11... yevmiye nolu vasiyetten dönme işlemine karşı, 28.11.2013 tarihinde ... 3. Noterliğinin 06.10.2011tarih ve ... yevmiye nolu işlemi ile davalı ... lehine vasiyetnamenin iptali için dava açtığı, davacı ...'nün vasiyet edenin vefatından çok kısa bir süre sonra askerden döndüğü, askerden döndükten sonra vasiyetnameden dönme ve yeni bir vasiyetname yapıldığını öğrendiği, ilk davanın 18.06.2012 tarihinde açıldığı, yargılama sırasında davacının ... 3. Noterliğinin 06.10.2011 tarih ve ... yevmiye No.lu vasiyetmane işleminden haberdar olduğu, bu hâliyle bir yıllık hak düşürücü sürenin geçmemiş olduğu, davacının dava açmadan kısa bir süre önce vasiyetnameden dönme ve patricia lehine yeni bir vasiyetname yapıldığını öğrenmiş olduğu, davacının vasiyetnameyi ve iptal sebeplerini öğrendiği tarih ile dava tarihleri arasında bir yıllık hak düşürücü sürenin geçmemiş olduğu, davacının öğrenme olgusunun bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra gerçekleştiğinin davalı tarafça ıspatlanamadığı anlaşılmış olup yine BAM kaldırma kararında, "davacının ilk vasiyetnameden dönme işleminin baskı ve zorlama ile olduğunu kabul etmesine karşılık ikinci vasiyetnamenin iptaline de karar vermesi gerekirken reddine karar verilmiş olması da doğru olmamıştır." şeklindeki hükmü bulunduğu gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı-birleştirilen davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "...dosya içeriği, toplanan deliller, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeler birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece değerlendirilen delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacının ileri sürdüğü ehliyetsizlik iddiasının yerinde olmadığı, ancak muris tarafından düzenlenen vasiyetnameden dönme belgesi ile davacı lehine önceden yapılan vasiyetnamenin ortadan kaldırıldığı, vasiyetnameden dönme belgesinin ve yeni vasiyetnamenin murise yapılan baskı sonucu düzenlendikleri, bu nedenle geçerli olmadıkları, önceden yapılan vasiyetnamenin geçerli olduğu, muris ...'nin çeşitli rahatsızlıkları bulunduğu, davacı ile baba oğul ilişkisi içerisinde oldukları, murisin davacının ailesi ile de iyi ilişkiler içerisinde olduğu, murisin hastalığı nedeniyle davacının ve babasının ona yardım ettiği, hastane işleri ile ilgilendiği, hastaneye götürüp getirdiği, ilaçlarını takip ettiği, murisin davacıya oğlum diye hitap ettiği, aralarının çok iyi olduğu, bu esnada davacının askere gittiği, davacının askere gitmesinden sonra murisin yanına davalı olan kız kardeşinin geldiği, bu dönemde çeşitli rahatsızlıkları nedeniyle murisin düşkünleştiği, davalının murise iyi bakmadığı, davalının murisin arkadaşları, komşuları ve davacının ailesi ile görüşmesini kısıtladığı, ziyaretçileri çeşitli bahanelerle kabul etmediği, böylece evden rahatça çıkamayan murisi sosyal çevresinden uzaklaştırarak adeta manevi yönden yalnız bıraktığı, umutsuzluğa düşürdüğü, davalının davacının ve ailesinin muris ile olan yakınlığından ve aralarındaki ilişkiden huzursuz olduğu, murisin ise kız kardeşinin yanına gelmesinden dolayı mutsuz olduğu, kardeşiyle arasının İngiltere'deki olaylar nedeniyle iyi olmadığı, muris ile davacı arasındaki yakın ilişkinin sonradan bozulduğuna ilişkin davalı tarafça dosyamıza delil sunulmadığı gibi dosyaya bu yönde yansıyan bir delilde olmadığı, davacının askerlik hizmeti nedeniyle başka bir yerde bulunduğu esnada vasiyetnameden dönme belgesi ve yeni bir vasiyetnamenin yapıldığı, murisin iradesinin kendi kardeşi tarafından zorlama yolu ile fesada uğratıldığı, davacı ile muris arasında baba-oğul ilişkisi mevcut iken murisin, davacının askerde olduğu bir dönemde vasiyetnameden dönmesini gerektirir bir durumun bulunmadığı, murisin kardeşinin baskısı ve zorlaması nedeniyle vasiyetnameden döndüğü ve davalı lehine yeni bir vasiyetname yaptığı, vasiyet edenin her ne kadar ehliyetli olduğu ATK raporu ile tespit edilmişse de hastalık, düşkünlük,yalnızlık ve yaşlılık halinin bulunduğu, zaten kısa bir süre sonra da vefat ettiği, murisin vasiyetnameden dönmesini ve yeni bir vasiyetname yapmasını gerektirir bir durumun bulunmadığı, bu durumların özellikle murisin komşuları ve tanıdıkları olan yabancı tanık beyanları ile de sabit olduğu hususları bir arada gözetildiğinde yazılı şekilde asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı - birleştirilen davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1. İlk Derece Mahkemesinin Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kaldırılan ilk kararında asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin fiil ehliyeti yönünden verilen kararı doğru bulduğunu, kaldırma nedeni yaptığı hususun davacının diğer iddiası olan baskı ve zorlama nedenlerine dayalı irade sakatlığı olduğunu, 2. Asıl ve birleştirilen davanın hak düşürücü süre dolduktan sonra açıldığını, bir an için asıl davada hak düşürücü sürenin geçmediği kabul edilse bile birleştirilen davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, zira davacının birleştirilen davanın konusu olan vasiyetnamenin varlığını asıl davaya verilen cevap dilekçesiyle öğrendiğini, öğrenme tarihinin 28.08.2012 olduğunu, vasiyetnamenin iptali istemli birleştirilen davanın süresi içinde açılmadığını, 3. Dosyada murisin dava konusu işlemleri baskı altında yaptığı veya zorlama olduğu iddialarını ispatlar nitelikte somut ve inandırıcı bir delilin bulunmadığını, 4. Vasiyetnameden dönme ve yeni vasiyet yapılmasının murisin kendi iradesiyle yapacağı işlemler olduğunu, davacının onayının gerekmediğini, mahkeme gerekçesinde belirtilen davacının askerde olmasının dava konusu işlemler ile ilgisinin bulunmadığını, 5. Dosyayı ibraz edilen ATK raporunda murisin dava konusu işlemlerin yapıldığı sırada fiil ehliyetine haiz olduğunun tespit edildiğini, 6. Asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl dava; vasiyetnameden dönmenin iptali, birleştirilen dava; vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı - birleştirilen davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.