Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/1351 E. 2025/5333 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1351
- Karar No
- 2025/5333
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI: 2022/1966 E., 2024/2572 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2018/679 E., 2022/162 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı-karşı ve birleştirilen davada davalı vekili ile karşı ve birleştirilen davada davacı-asıl dava davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA Asıl davada davacı-birleştirilen ve karşı davada davalı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının dava konusu 5 45... parsel sayılı taşınmazın paydaşı olduğunu, davalının taşınmazın bir kısmını kiraya vererek kullandığını, ancak müvekkiline payı oranında kira ödemesinin yapılmadığını, davalının sebepsiz yere zenginleştiğini ileri sürerek davalının sebepsiz yere zenginleştiği 26.10.2013 tarihinden dava tarihine kadar hesaplanacak ecrimisilin müvekkiline düşen pay doğrultusunda davalıdan tahsilini talep edip karşı dava ile birleştirilen davanın reddini savunmuştur.
II.CEVAP Birleştirilen davada davacı-asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davalının 5 45... parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, taşınmazın en alt katının davalı tarafından kullanıldığını, müvekkiline bu kullanım sebebiyle herhangi bir kira bedelinin ödenmediğini, bu bölüm üzerinde önceden davalının oğluna ait bir işletmenin de faaliyet sürdürdüğünü, müvekkilinin ihtarname çekmek suretiyle intifadan men şartını yerine getirdiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının yaptığı el atmanın önlenmesi ile şimdilik 1.000,00 TL ecrimisilin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep edip asıl davanın reddini savunmuş; karşı dava ile de 21.12.2013 tarihinden karşı dava tarihine kadar ecrimisil bedelinin müvekkilinin payına düşen miktarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.03.2022 tarihli ve 2018/679 Esas, 2022/162 Karar sayılı kararındaki; "...davacı ve davalı tarafın hissedar olduğu taşınmazın 34/B adresinde bulunan dükkanın gerek taraflarca sunulan tanıklar gerekse dosya kapsamında sunulan diğer delillerden de anlaşıldığı üzere belli bir dönem kuaför olarak kullanıldığının sabit olduğu, ancak bu kullanımın süresi konusunda her ne kadar davacı tarafça dava tarihinden geriye dönük 5 yıl boyunca kullanım olduğu belirtilmiş ise de davacı tarafın ecrimisil talep ettiği dönem itibariyle taşınmazın kullanıldığını ispat edemediği, gerek davalı tarafın beyanlarından gerekse dosya kapsamındaki tanık vs delillerden anlaşıldığı üzere söz konusu taşınmazın 01.04.2014-30.10.2018 tarihleri arasında kuaför olarak kiraya verilmek suretiyle kullanıldığının anlaşıldığı, nitekim davacı tarafın ıslah beyanında da bu döneme ilişkin talepte bulunduğu, bilirkişi raporunda yapılan ecrimisil hesabının teknik bilgi ve uzmanlık istemeyen basit bir hesapla 01.04.2014-30.10.2018 tarihleri arasına denk gelen kullanım bedelinin mahkememizce 69.203,45 TL'ye tekabül ettiğinin anlaşıldığı, söz konusu taşınmazın davalı tarafça kiraya verilmek suretiyle kullanılması dikkate alınıp intifadan men şartı aranmayarak bu kapsamda davacının ecrimisil talebinin kabulüne karar verildiği, karşı dava talebinde karşı davacının tarafların hissedar olduğu aynı taşınmaz içinde 34/A numaralı bağımsız bölüm için ecrimisil talebinde bulunulduğu, ilk keşif tarihinde söz konusu taşınmazın boş olduğu, davacı karşı davalı tarafın sunmuş olduğu eski sokak görüntülerinde de taşınmazın boş vaziyette olduğunun belirtildiği, dava dosyası kapsamında dinlenen tanıkların söz konusu yerin aktif bir dükkan olarak değil başkaca bir eşya konularak bazen kullanıldığını belirtmiş olduğu görülse de bu kullanımın bu beyanlardan ecrimisil gerektiren bir kullanım olup olmadığının tespit edilemediği ayrıca kullanımın hangi döneme denk geldiği konusunda da net birbirini teyit eder beyanlara da rastlanılamadığı, birleştirilen dava davacısının tarafların hissedar olduğu aynı taşınmaz içinde 34/A numaralı bağımsız bölümün davalı tarafından kullanıldığı, yapılan ikince keşifte açıkça taşınmazın ... adlı işyeri tarafından ticari amaçlı olarak kullanıldığının görüldüğü, nitekim davalı tarafın bu kullanıma itiraz etmediği, davalı tarafın genel itirazının taşınmazın hisseli taşınmaz olması kullanıma müsait başkaca bağımsız bölümün bulunduğu, bu nedenle davacının bu taşınmaz için ecrimisil veya müdahalenin meni talebinde bulunamayacağı yönünde olduğu görülse de dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da görüldüğü üzere taşınmazın kullanıma müsait başkaca bölümlerinin bulunduğunun sabit olduğu, taşınmazın sadece hissedar tarafından kullanılması halinde geçerli olabileceği ancak somut olayda davalı ... tarafından verilen izin ile üçüncü bir kişi tarafından ticari amaçlı bir kullanımının olduğu, bu kullanımdan davalı ...'in kira geliri elde etmesinin zorunlu olmadığı..." gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kabulü ile; 69.203,45 TL ecrimsil bedelinin, 7.328,48 TL'sinin 30.10.2014 tarihinden itibaren, 13.306,85-TL'sinin 30.10.2015 tarihinden itibaren, 13.848,40 TL'sinin 30.10.2016 tarihinden itibaren, 15.684,73 TL'sinin 30.10.2017 tarihinden itibaren, 19.035,00 TL'sinin 30.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine; karşı dava yönünden, davanın reddine; birleştirilen dava yönünden davanın kabulü ile 33.410,82 TL ecrimsil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, davalı tarafından müdahale edilen ... Mahallesi, ...Sokak, No:34/A .../İstanbul (... 545 ada, 235 parsel)'da bulunan ... olarak kullanılan yere ilişkin olarak davalı tarafından yapılan müdahalenin men'ine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı-karşı ve birleştirilen davada davalı vekili ile karşı ve birleştirilen davada davacı-asıl davada davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 15.11.2024 tarihli ve 2022/1966 Esas, 2024/2572 Karar sayılı kararında "...taraflar dışında paydaşı bulunmayan paylı mülkiyet hükümlerine tabi dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, Anadoluhisarı mahallesinde bulunan 5 45... parsel sayılı müfrez arsa vasıflı 539, 40... yüzölçümlü taşınmaz üzerinde bodrum + 5 kattan oluşan binanın bulunduğu, taraflar arasında fiili kullanım biçiminin oluşmadığı, harici bir paylaşımın söz konusu olmadığı, ne var ki dava konusu taşınmazda tarafların çekişmesiz olarak kullandıkları yerin bulunduğu gibi kullanabilecekleri boş alanın da bulunduğu, tarafların dava konusu taşınmazda çekişmesiz olarak kullandıkları veya kullanabilecekleri alan bulunduğunundan dava konusu taşınmazın paydaşı olan tarafların birbirlerine karşı açtıkları elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istekli davaların dinlenme olanağının bulunmadığı..." gerekçesiyle istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile asıl davanın, karşı davanın ve birleştirilen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1. Asıl davada davacı-karşı ve birleştirilen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Karşı tarafın sebepsiz zenginleştiğini, b. Kararın hatalı olduğunu, c. İncelemenin eksik yapıldığını ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. 2. Karşı ve birleştirilen davada davacı-asıl davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Karşı tarafın payına düşenden daha fazla bir alanı işgal ettiğini, b. Tanıkların ifadelerinin dikkate alınmadığını, c. İncelemenin eksik yapıldığını, d. Dava konusu taşınmazın kat mülkiyetine tâbi olmadığını ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali ile tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı-karşı ve birleştirilen davada davalı vekili ile karşı ve birleştirilen davada davacı-asıl davada davalı vekili tarafından ayrı ayrı verilen temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI.KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Onama harcı temyiz edenlerden peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.